''İçimin tünellerine girer girmez bir fener alıyorum elime, buralar çok karışık ! Kaç defa geldim; gene de hep kayboluyorum !''
günün tümcesi;
Adım, dudaklarında son dakikalarını yaşayan bir sigara gibi. Birazdan yeni sevgilin gelecek. Onun dudakları adım kokmasın diye, bitirmeden atacaksın beni..
Şarkıyı şnanılmaz beğendim.. Zeliha Sunal gerek yorumu gerekse hayran kaldığım kostümleriyle muhteşem görünüyor.. Renkli tüllü elbisesine ve Military payetli ceketine bitmiş durumdayım..
Şarkıyı dinlemeyenler mutlaka dinlesinler derim :))
Zaten şu malum konuların akabinde nefret duyduğum erkek milletine bir de şoförler eklendi anacım.. Bi haftadır falan trafiğe cıkmaya başladım erkeklerin diğer yüzünü de görmüş oldum. Direksiyon başında evrim geçiriyorlar sanki.. İnsan deileer ya kesinlikle ! Bayan şoförlere karşı bu kabalık, anlayışsızlık, küçük görmek nedir arkadaş?
Rakip olarak yakıştıramadığınızdan mı bilmem. Centilmenlik falan hakgetire zaten.. En ufak bişi de camını acıp bağırıyor laf atyor..Kendinde nerden bu hakkı buluyosun ki sen..Allah korusun bi de carpsan falan böle inip bi temiz dövecekler o derece.. Ben nasıl alışıcam nasıl kullanıcam die düşünürken, ki tam arabama alıştım ama şimdi erkeklerden korkuyorum anacımm..
Neyse herşeye rağmen moral bozmuyorum. harika bi haftasonu geçirdim. Araba ıslatmaca yaptık bahsetmiştim: ) Mekanın en güzel masasını ayırtmışım meğer : ) Mü kem mel bi fasıl gecesiydi.. ''gözlerininnnn içineeee başka hayal girmesinn'', ''senii benn ellerin olsunn diye mi sevdimm'' lerden sora kendimizi Atanın kurufasulyesiyle dağıtırken bulduk :)e doğal olarak:)) Dönüşte evin yolunu bulamayışımız dışında herşeysüperdi.. Yol demiişken o yollarda kahrımızı sabırla ceken Arkaşamız M.ye de sonsuz teşekküler : D
Devamı gelmeli ama yetmedi doyulmadı yeteri kadar dağıtılamadı sanırım bu kutlamanın ki (yoğun istek üzerine) 2. ayağı da düzenlenecek :))
Günaydııııııııııııınnnnnnnnnnnnnnnnnn:)) her nekadar karanlık ve yağmurlu bir güne uyansak da hissediyorum süper bir gün olacak.. Nasıl enerji doluyum kıpır kıpırım inanılmazım bugün.. Sabahın karanlığında kalktım her zamanki gibi. Bugün servisimin gelmesine daha vakit vardı ve pastaneye doğru bir sabah yürüyüşü yaptım. İnanılmazdı. Tertemiz bir hava var, gün henüz doğmamış , nevar ne yoksa etrafta uyuyorlar.. Tek uyumayanlar fırıncılar : ) Fırınların önünden geçtim nasıl mis gibi bir ekmek kokusudur o ölüyü canlandırır okadar diyorum Aldığım böreklerle de biz canlanacağız midemize indirdikçe ofisimizde : )
Bu akşama dair plan yapıyoruz 2 gündür nihayet sonlandırmayı başardık. Rezervasyonlar tamam, harika bir fasıl gecesi beni bekliyor.. Çoook iyi gelecek hissediyorum. Canım arkadaşlarım, dostlarım sayesinde.. Hepinizi çoook seviyorum bitanelerim..
Onun dışında haftasonu planlarım da hazır. Yeni aldığım arabamın ilk sınavını vereceğim babamın önünde.. Onu köyümüse götürceğim cumartesi günü: ) Başarırsam o la la ne ala ne ala :)
Pazar günü ise profesyonel bir çalışmaya imza atacağım. Ama sürpriz şimdilik . Bir aksilik olmasa şayet bu Pazar.. Zaten hepsi fotoğraflanacak ve severek paylaşacağım anlattığım ne varsa .. Aynı zamanda Pazar alışveriş günüm benim : ) beğendiğim dize kadar çizmelerimi alacağım.. Ayrıca uzun zamandır aradığım şortu biyerlerde görenler olmuş onuda eklemem lazım gardrobuma:) Hatta her renginden birer tane mi almalı ne dersiniz?
Uzun bir aradan sonra hissediyorum azizim mutlulk hormonlarımda bir bozukluk yokmuş benim yaa: ) Hepsi yerli yerinde görevlerini yapıyorlarmış.. Her şey kafadaymış aslında anladım.. insan kendini nasıl görmek istiyorsa öyle oluyormuş ister istemez..
Ben mutluyum, iyiyim, güzelim, süperim, enerjim de yerinde.. Kısacası; Gölge etme başka ihsan istemez ; )
Notçuk: mutluluğuma dair tüm kareleri dipnotlarıyla birlikte yarından sonra sevgiyle paylaşmak için şimdilik hoşçakalın : ) Stil Direktörüm Eda Ablacığıma söz verdiğim gibi …:)
Notçuk 2: Nasıl oldu bilmiyorum sabah servisi bindiğimde bir şarkı mırıldanmaya başlamaştım.. Mavi yol yastığımı çıkarım camla başımın arasına yerleştirdikten sonra kulaklıklarımı taktım, radyoyu açtım.. Mırıldandığım o şarkı en başından başlayıverdi : ) uyku mahmurluğumun yerini hınzır bir gülümseme aldı daha sonra : ) evet evet herşey çok güzel olacak.. işte o şarkı :
Başkalarıyla seviştiğini insanlar anlatınca bana, zihnimde kurtların bedenini parçaladığını düşünüyorum.. ölüyorsun, yok oluyorsun, parça pinçik kayboluyorsun kalbimde.. Ölmen değil de parçalanmaktan zevk alman canımı acıtıyor…
Karda, kışta, zorda; baharında yazında mevsimin, sana açtım çiçeklerini içimin, hep sana soldum sonra… Hep sana üşüdüm ayazında bu aşkın, ben bu şehrin yağmurundan hep sana aktım… Sana doldu gözlerim şarkıların en acıklı yerlerinde; sana bağırdım avaz avaz, sana sustum… Seni düşündüm yarımında, eksiğinde zamanın; sana küstüm kimse bilmeden, kimse bilmeden seninle barıştım. Ben bütün papatyaları sana yoldum! Bildiğim bütün küfürleri sana ettim. Sana yandım, sana soğudum, sana söndüm. Ben bütün yollardan sana gittim, sana döndüm…
Ben hep sana yazdım ya, bütün soru işaretlerini, bütün virgülleri, bütün ünlemleri, bütün noktaları sana koydum. Sana açtım bütün parantezleri, bütün parantez içlerini seninle doldurdum. Ben sana, ben hep sana, ben bunu da sana yazdım…
Ben sana yazarken her şeyi, sen başka baharında mevsimin, başka zamanında hayatın, başka düşlerin, başka kolların, başka acıların koynunda, yatağında en arsız sevişmelerin; ben sana durdum ayakta, sana düştüm… Sana saydım yok oluşlarımı ve yeniden doğuşlarımı. Ben bütün yaralarını içimin, sana sardım…
Sana topladım dağılan parçalarımı dağıldıkları yerlerden; sana hastalandım sana iyileştim. Sana fırlattım oklarını hayallerimin; seni hedef aldım, seni ıskaladım, seni vurdum, sana kızdım, seni affettim. Sana içlendim, sana sabrettim; ben sana, ben hep sana, yine sana yazdım.
Ben sana yazdım ya her şeyi; aşkı, ayrılığı, en karasını cümlelerin, en kanlısını, en ihtiraslısını, en yaralısını, en acısını hatta en ağırını.
Ben uyutmak için bazen içimin canavarlarını, bozmak için aşkın kara büyülerini, yakmak için bazen sana ait kelimelerini dilimin, tuz basmak için tenimin senden kalan yerlerine; uyuyabilmek için, uyanabilmek için, unutabilmek için, unutamamak için, acıtmak için bazen senin de canını, sana yazdım…
Var olmakla yok olmak gibi, kaçmakla yakalanmak gibi, iyiyle kötü gibi, melekle şeytan gibi, atmak gibi kendi uçurumlarından kendini ama ölmemek gibi, ölememek gibi.
Verdiğin herşeyi bir bir al geri kalbini mesela.. ama önce benimkini ver bana.. O kuruttuğum kırmızı gül tam karsımda tablonun kıyısına tutturmuştum ya! Onu da al olur mu? Kalbim başka atıyor ona her baktıça.. Dilim böyle söylüyor ama; zihnim kalbim! İnat ediyor yaramaz cocukmuşçasına.. Tepiniyor O'rada kalmak istiyor.. Atamıyorum zihnimden,koparamıyorum kalbimden.. Söz geçiremiyorum canına yandığım.. SÖZ GECİREMİYORUM!
Koskoca dünyanın geçirdiği birtakım evreleri geçirir gibi bedenim.
Bir ısınıyor, bir soğuyor, bir titriyor. Ama azca rahatlıyor.
Ayrılık.. zor bir kelimeydi benim için. Ama o zorun da en zoru varmış meğer..
Bir volkan gibiydim önceleri patlamaya hazır.. titreşimlerim duyuluyordu yakın çevremde.
Ve bi akşam sen çıktın karşıma öylece hiç bir şey olmamışcasına.
Ben benlikten çıkmışken acılar etrafımı sarmışken, sennnnn…
Sen sevgilim..
Yanında bir başkasınıda getirdin karşıma.. Yetmedi..
Bana yaşadıklarınızı da anlatma cüretini gösterdin..
Cesaretmi delilik mi neydi yaptığın bilmem..
İşte o an o titreyen volkan uyandı artık.. Öyle bir attı ki içindeki aşkı sevgiyi kendinden en uzağa fırlattı. İçimde dönüp duran o alev topu artık gitmeliydi benden. Gitti..
Beraberinde büyük depremi meydana getirdi yüreğimde.. O deprem ki artçıları hala devam etmekte..
EY BÜYÜK ALLAHIM! ONU HAYATIMDAN ÇIKARDIN, YALVARIRIM RÜYALARIMDAN DA ÇIKAR!!!
Son zamanlarda sizin de dikkatinizi çektimi bu abuk şarkı isimleri?!
Yok çanta, çöp, poşet, uzaylı, mikrop .. YAni ilginç olup dikkat çekilmek amaçlı mı konuyor bu isimler sizce?
Böyle karşılıklı yarışıyorlar ilginç şarkılar yapmak için sanırım. Haklarını yiyemem çok sevdiğim parçalar var ama böyle abuklarını sevmiyorum arkadaş..
Heytt beeaa ne şarkılarımız var bizim oysaki. Böyle bugün sıcacık simitim yanında peynirim ve demini almış hala buharı tüten çayımla ofisimde bi nostalji havası estireyim dedim..
Katılır mısınız bana?
Şuanda içerisinde bulunduğum ruh halimi bir tek sana anlatabilirm sanıyorum.. Yaralıyım blog çok yaralıyım.. Oyle derin öyle derin ki hem de.. Çok dertliyim be blog!
Lakin bu yaralarımın tulaf yanı ne biliyor musun?
Acııı!
ACI yok !
Neden diye düşünüyorsun değil mi? Yaraların büyük derin ama acı yok : )
Komik geliyor değil mi blog?
Biliyorum komik.. Ozaman ben gülerim ağlanacak halime blog.. Kahkahalarla gülerim.
Alışımışlık var bende. Yaraya, acıya alışmışlık var. iş te bu yüzden acısa da hissetmiyorsun blog.
Birileri her defasında senin canını yakmayı başarıyor ya sen de buna tav oluyorsun ya işte bunun acısı daha başka blog daha başka..
Her defasında sil baştan yaşamak ne zor hayatı, ne zor aynı cümleleri tekrar tekrar kurmak, ne zor her defasında dönmek yeminlerden, ne zor!
Zor be blog çok zor! Hayat yoruyor beni, şu kullandığım ilaçlar sanırım beni biraz vurdumduymaz yapıyor..
Tek başıma sandığım zamanlarda aslında hiç de öyle olmadığımı göstermek isteyen insanlar var biliyormusun?
ve ben onları kötü zamanlarımda yanımda olduğu için suçlamalı mıyım? Hayır bencede suçlamamalıyım. Ya iyi zamanlarımda onlara sırt çevirmek ZORUNDA kalmama ne demeli? Baskı altında kalmak nedir bilirmisin blog? aslında mükemmel ötesi görünen bir dünya ama aslında baskının en alası en zorbası olabilir biliyormusun? ve sen bu duruma rağzı olup, tek bir kişinin dönüp dururken etrafında pervane gibi, çiğnediklerin ne düşünürler hakkında? Yaşaması anlatılmasından güç be blog.. İnsanların hakkında konuştuklarını duyar gibi oluyorsun.. Kalabalıklardan kaçıyorsun. Herkes hakkında konuşurmuş gibi ve bir zavallıya bakarmış gibi gelir sana..
Ozaman tüm bunlardan kurtulduğuma sevinmeliyimim blog nedersin?
İyi mi kötü mü bu durum bilemiyorum..
Tek bildiğim kurduğum hayalleri hala ve hala hatırlayabiliyor olmam ve gerçekleştirmek için çokça zamanımın olduğu..
O halde ne duruyorum ki ?
O bundan sonra sadece buğulu bir camda duran izlerin kalabilceği kadar var hayatımda!