günün tümcesi;

Adım, dudaklarında son dakikalarını yaşayan bir sigara gibi. Birazdan yeni sevgilin gelecek. Onun dudakları adım kokmasın diye, bitirmeden atacaksın beni..

Vadideki kız..

Şubat 29, 2012 by bitter
Bahar gelse..
Nisan ayının 9. gecesi doğduğum saatte şehrin sinir bozucu trafiğini arkamda bırakarak düşsem yollara.. Nereye gittiğimin hiç bir önemi olmasa.. Elimde bir sırt çantası, sırtımda gitarım, zihnimdeki binlerce gürültüye rağmen süzülsem kalabalık ışıkların arasında.. 
Sonra...
Olabildiğince sağından gitsem yolun, bazen dengemi kaybedecek olup yolun kenarına düşecekmiş gibi yalpalasam ara sıra.. Henüz arkamda bırakmış olduğum tümseğin üstünden gürültülü bir şekilde geçen bir araba yaklaşsa bana..  Arkamı döndüğümde yorgun sarkmış bir suratın bana baktığını görsem.. Konuşmasa sadece kapıyı açsa ve ben binsem.. Ağır sigara kokusu kaplasa  ciğerlerimi oksijen almak için camı aralasam hemen. Ardından eşyalarımı özenle arka koltuğa yerleştirsem..
_Yolculuk nereye? diye sorsa yorgun surat.. Cevap vermesem.. ve o ısrar etmese..
Tek derdim şehrin tüm sıkıcılığından kurtulup ilk gördüğüm labirentlerin olmadığı sığınacak küçük bir yer bulmak olsa..
Arkamda bıraksam hızla şehri ve ışıkları çok uzaktan  göz kırpsa, oksijen başımı döndürse, gece karanlığında bile kokusuyla delip geçen yeşilin güzelliğiyle bütünleşsem..
Güneş doğmadan hemen önceki o yarı aydınlıkta insem arabadan artık.. Severim alacakaranlıkta yürümeyi. Bir de sigara yaktınmı keyfime diyecek yok.. Yorulup otursam bir taşın üstüne alsam gitarımı elime, bir nefes daha çektikten sonra, bitmek üzere can çekişen sigaramı tellerin arasına sıkıştırıp, sabahın sessizliğini ilk ben bozsam, bana eşlik edecek bir ses beklesem etraftan..

Sonra biraz daha yürüsem, minik tepenin ardına doğru giden patikayı takip edip, küçük şirin bir çiftliğin önünde dursam. Bahçe kapısını açsam yavaşça ilerlesem hayalim olan verandalı eve doğru.. Bahçede uğraşmakta olan yaşlı çift karşılasa bu tanrı misafirini.. O güzel asma tavan arası katında misafir edilsem.. Yaşlı çiftin torunu olabilecek yaşta garip bakışlı bir oğlan eşlik etse eşyalarımı taşımaya, turuncu alevlerin yükseldiği bir şöminenin olduğu salona giriversek.. Ve girer girmez fırından zeytinli sabah pohacalarının kokusuyla doysa karnım. Ya da yok doymasa biz onu hep beraber verandada sıcacık çayın yanında yesek.. Doğanın içinde en doğal halimle, hiç tanımadığm bu yaşlı çiftin güzel muhabbetine, atışmalarına doymasam.. Konuşamayan küçük oğlanın nasıl bir hikayesi olduğunu, aslında kim olduğunu tahmin etmeye çalışsam.. "Belki o da bir tanrı misafirydi bir zamanlar ya da ailesini bir yangında kaybetmişti.. sadece o ve minik köpeği alevlerin arasından sağ kurtulmuştu  meleklerin kanatları altında.. ve yaşlı çift onu evlat edinmişti .. Çocuk o günden sonra hiç konuşmamıştı belki ve ona bu yaşlı çift sahip çıkmıştı." diye zihnimi daha da bulanıklaştırsam.. Kendimden uzaklaşmak adına..
Evi gibi yüreklerini de bana açabilen bu yaşlı çiftin yorgun gözlerinin ardındaki roman tadanda hikayleri dinlesem tatlı dillerinden.. Burun deliklerinde hala var olan aşklarının kokusunu hissetmek zor olmasa hiç.. Zeytinli pohacamı yerken, bir yandan da böyle bir huzurun hayalini kursam acele etmeden yavaş yavaş..
İlerleyen saatlerde dinlenmek istesem.. eşyalarımı alıp arka tarafa bakan asma kata tırmanıversem. Minik  pencereyi açtığımda, vadinin üzerini kaplayan sis, bulutların üstünde olduğumu hissettirse derin derin nefes alsam.. Sonra oturup gıcırdayan karyolanın kenarına, uzatıp ayaklarımı, çantamdan çıkarsam kalemimi defterimi.. Şiir yazsam bütün ilham perilerinin yanımda kanat çırptığını hissedeken.. Sonra yazdığım on satırlık şiirle beste yapsam.. Çiftliğin adını, yerini, saatini not etsem karaladığım satırların üst köşesine.. sonuna da bir gülücük kondursam.. Gitarımın tıngırtısına gelse çocuk yanıma. Merak etse beni izlese şaşkın şakın..  ona " sen de yapabilirsin haydi bir dene" deyip dikkatlice süzdüğü gitarımı uzatsam.. O tüm acemiliğiyle, gürültünün en babasını da çıkarsa yanımda, ben  duyduğum en güzel melodileri dinliyormuşçasına  dans etsem.. O da mutlu olsa.. Ve onu daha da mutlu etmek için çok beğendiği gitarımı hediye etsem ona..

Uyuyakalsam yorgunluktan.. Üşüdüğümü hissedip irkilerek uyansam.. Havanın karanlığından korksam.. Başımı çevirsem pencereye doğru parlayan yüzlerce yıldızla ısınsam.. Kalkıp bir sigara yaksam oturup yatağın üstüne.. Vadinin eşsiz örtüsü olan yıldızlara bakarken hiç bilmediğim bu yerde ne işim olduğunu sorgulasam.. Ya da gün ağarınca sessizce nasıl gideceğimi düşünsem.. Ne tarafa gideceğimi .. Nasıl hikayelerin beni beklediğini bilmeden. Sadece hayal etsem..
Tıpkı şu aptal ofise tıkılıp kalmak zorunda olduğum an gibi.. Sadece hayal etsem, yaşamış gibi mutlu olsam..
Posted in | 14 Comments »

Canım Babam

Şubat 27, 2012 by bitter
Ölüm en zoru en dayanılmazı ayrılıkların..

Hep söyler büyüklerimiz "hayat bi sınav" ..
Evet hayat kocaman acımasız bi sınav. heryerden acımasızca vuruyor. Ayakta kalmak dayanabilmek zor, sınavı hakkıyla verebilmek çok zor. Kendimi hiç bukadar güçsüz çaresiz hissetmemiştim hayata karşı. Ne yana dönsem bi acı son buluyor.
Bir hafta önce babamı kaybettim. Pazartesi sabahı onu bıraktığımda iyi görünüyordu. Önceki iki gün ben bakmıştım ona. kemoterapi aldıktan sonra zaten genelde yatıyordu. Bir süre sonra açılıyordu. Son bikaç gün yeriden pek kalkamadı, ama ben yine ona hep iyi olacaksın baba az kaldı sabır dedim.
O gün elim nezaman telefona gitse babamı sormak için hep araya birşey girdi ben ancak iş dönüşü servisyolunda arayabildim evi. Birşeyler yedi mi diye sordum ablama. Gelince konuşuruz dedi ve kapattı . Ama aklıma kötü hiç birşey gelmedi hatta ablamın ilgisizliğine söylendim yol boyunca. Derken yol bitti, apartmanın önünde beyaz bir minibüs gördüm. İçimden babamın fenalaştığını düşündüm sadece. ve bikaç dakika sonra kapının önüne geldiğimde üzerinde Cenaze nakil aracı yazan araçla başbaşa kalmıştım. Apartmanın önünde kapağı açık bir tabut duruyordu. Merdivenleri üçer üçer "babam" diye tırmanırken yine içimden o değildir diye teselli etmeye çalışıyordum. Ama bizim kata çıktım ve kalabalığı gördüm. Yaşadığım şokun tanımı inanın yok. Benim bağırışlarımla görevli başını eğdi. Kapıda herkese bağırmaya başladım.
_Sabah bıraktığımda iyiydi benim babam iyiydi doktorlar öyle söylüyorlardı babama ne yaptınız?
İçeriye girmek istemedim ağlayarak kaçayım istedim. tuttular kolumdan şimdi giremezsen birdaha hiç giremezsin dediler. içeriye girdim onun yattığı odaya giremedim odama koştum. son kez bakamadım. içim kaldırmayacaktı. çünkü inanmıyordum onu kaybettiğime. Sonra götürdüler. Sabaha kadar sesli düşündüm. Hep aynı soru "neden" ?
ertesi gün anlattılar, yattığı yerde fenalaşmış toplamda bi dakika belki hepsi göçmüş gitmiş. Annem ne olduğunu anlayamamış bile. Acil ekibi geldiğinde çok ugraşmışlar dönmesi için. Bir saat kalp masajı yapılmış. İşe yaramamış. Çok büyük bi acı, başına geldiği zaman anlıyormuşsun. Böyle zamanda dost düşman insan herkesi yanında görmek istiyormuş. bunu öğrendim. İnsanın "canım " dedikleri bile 7 kat el dedikleri insanlar kadar seni ara mıyor muş. bunu da öğrendim.. yine de arayan aramayan herkesin canı sağolsun. İnsan mutluluğunda değil acısında daha çok insan görmek istiyormuş yanında. Herkes teselli oluyormuş.

Şuanda hissedebildiğim , sanki herşeyin bir rüyadan ibaret olduğu. İşte çıktığımda akşam babam yine beni camde bekliyor olacak gibi. Bugün ne yaptın kızım diye soracak gibi.. Evin kalabalığından anlayamıyorum belki hala ne oluyor? herkes gittikten sonra annemle başbaşa kalınca ne hissedeceğimi bilmiyorum. Kolay olmayacağını bilyorum ama. Yine tek tesellimiz babamın hastalığı sebebiyle ızdırap çekmemesiydi. Bizim onun için elimizden ne geliyorsa yapmış olduğumuzdu. Biz ona haklarımızı helal ettik inşallah o da bizlere etmiştir.
Rahat uyu Canım babamm, seni orda hiç yanlız bırakmayacağım...
Posted in | 16 Comments »

Ak saçlı cadı ve onun mağara adamı torunu!

Şubat 14, 2012 by bitter
Yurdumuzda hemen hergün bilmemkaçtane komşu kavgası oluyordur ve hemen herkes en az bir komşusuyla gürültü yüzünden dalaşmış olabilir. Bu dalaşma öyle bir hal alır ki çoğu zaman böyle en kibar saygın bi hanfendi dediğimiz Müjgan teyzemiz bile gün gelir eli maşalı bir cadıya dönüşmüş bir şekilde alt komşusunun kapısına dayanabilir.. Meşhurdur yani komşu kavgaları memleketimizde. Apartmanların yalıtımsızlığından tutun, incecik duvarlara kadar bir çok sebebi olabilir. Gürültü konusunda hoşgöreceğim tek gerçek bebek ağlaması olur. Üst komşumuzun kiler artık bebeklikten çıkmış ama çocuk da olsa biraz gürültülerine katlanıyoruz. Ama hasta babamın tepesinde bam güm akşama kadar koşmalarına tahammülüm kalmıyor bazen vuruyorum oklavayla yukarıya.. dedim ya ama çocuk işte onlar en nihayetinde iki dakika oturur yine koşmaya başlarlar.

Gel gelelim asıl mesele bizim Alt katta oturan ve binadaki tek kiracı olan Cadaloz yaşlı teyzeyle onun mağara adamı torunu.. Kadında komşuluk diye birşey yok zaten sabah çıkıyor, akşam karanlıkta eve geliyor. Bir de en önemli özelliği annemle ve bizimle konuşmuyor olması, ama babama resmen yazıyor karı! Babamda onu iyi bişe zannediyor. Bizi düşürcek birbirimize yani o derece. Çocuk desen çalışıyor gündüzleri bir problem yok ama gece oldumu ben yatağıma girdim mi tv ye veriyor ayarı.  İlk zamanlar uyardığımızda kulaklarında bir problem olduğunu söylediler. Hadi biraz ses çıkarmadık ama.. Yok öyle birşey işine geleni öyle güzel duyuyor ki öküz. Bir gece kurtlar vadisinin replikleriyle uyandım, onun gerilim müziğiyle yatağımdan sıçradım. bu böyle bir değil iki değil üç değil.. Dün gece yine tam yattım. o müziği açmış son ses. Hadi uyuyayım diyorum. tam dalıcam tekrar açıyor. insanın bir süre sonra sinirleri bozuluyor tabi uyku kaçıyor. Hayal kuruyuorum ne yapsam da sustursam.

*Saksı fırlatayım camına baaaam girsin içeri. Mümkünse kafasına denkgelsin ayının.
*Yok ben direk gideyim kapılarını çalayım yaşlı cadı açsın kapıyı onun yüzüne çemkireyim sustur o medeniyet ayısı torununu diye..
* ya da bir kağıt yazayım ev sahibine şikayet edeceğim diye kapılarına asayım. ( yapmadım değil bundan önceki kiracılarda gecenin bi yarısı bam güm kapı kapıyorlardı , kapılarınızı yavaş kapatın diye kağıt yazıp sokak kapılarına yapıştırmıştım ibreti alem için)
* Yok ben en iyisi 155 i arayıp ihbar edeyim bunları. polisi görünce bir tırssınlar..

gibi şeyler geçiriyiorum aklımdan. sonra ayağa kalktım sağ ayağımı bütün gücmle yere vurmaya başladım. resmen çat dedi ayağım. dizime kadar sızladı.( okadar hırs yapmışım ki. İnsanlar böyle cinnet geçiriyorlar herhalde ya..Ağzını burnunu dağıtasım geldi o an inip, o ikimetre boyunu yarıya indirmek istedim ikiye katlamak istedim onu.!! ) herif bu sefer abaalğğğ ubaalaağğğ diye bağırmaya ulumaya başladı türkçe mi konuşuyo anlamadım olsa olsa eski türkçe olur. milaattan önce 5653436 falan. Mağara adamı dili bildiğin. bide üstüne oda bana vuruyor. saygısızlığın terbiyesizliğin dibine vurmuşlar artık.. Neyse ben bugün işe geldim ve ilk iş ev sahibini aradım. İlk defa yapıyorum bunu kaç yıldır kiracılar gelir gider. SAbır da bir yere kadar artık dedim. Kadında "ben birşey yapamam ki çocuğu tanımıyorum bile, siz gençler konuşun aranızda "demez mi .. Haa dedim tamam! ben uyardımmı uyardım. Aradım savcılıkta çalışan ablamı. O çok anlatır millet ne saçma şeyler için geliyor buraya şikayete diye. Bir saçmalıkta benden anasını satayım dedim. Polisede savcıya da sor dedim. .......
ahaaa an itibariyle ablam aradı. Böyle bir durum tekrar yaşandığında hemen 155 i arıyorsun. komşumdan şikayetçiyim diyorsun, durumdan savcının haberi var diyorsun dedi .. Waaaw dedim, Allah razı olsun.. Bunu diyen de başsavcı üstelik. hatta bizzat kendisi polise bilgi verecekmiş. Para cezası alabilirmiş. ve ondan sonra tekrar yaşanırsa direk kasttan alınırmış vs. vs.

Devletin polisini, savcısını böyle şeylerle oyalamak vallaha da istemem. Ama hakikaten sinirlerim bozuldu uyuyamamaktan. Sabahın 6 sında işe giden bir insanım el insaf yani. Apartmanda oturuyorsan kurallara uymak zorundasın, fevri darvanamazsın. Dediğim gibi bebek yada çocuk gibi istisnai durumlar olabiliyor. Komşuluktur idare ediyorsun. Ama bu hayvanı daha da idare edemicem. sonuna kadar şikayetçiyim ben bundan..! Ben onunla inatlaşmayacağım, madem polis ilgilenebiliyor. Direk şikayet bundan sonra alt tarafı 3 tuşa basıcam hepsi o .. 

Yazının en ANA teması: Ev alma komşu al.. Ne kadar anlamlı bir söz yaşayan bilir hacı..

Hernekadar yazsamda onca satırı, asıl söylemek istediğim şeyi resimler anlatıyor, anladınız siz ..!
Posted in | 8 Comments »

Acıyor, her yolu denedim bitmiyor..kalbimin ortasında bıraktın aşkını, batıyor..

Şubat 04, 2012 by bitter
Sen'in başkasıyla yan yana olma olasılığını bile düşündükçe 
bedenimi vahşi hayvanlar parçalıyor sanki.. 
Acıyor, çok acıtıyorlar..  
Her gece rüyamda gördüğüm o karanlık ormanda olduğum yere yığılıyorum..
Kan revan içinde kalıyorum..Ilık ılık kaplıyor heryerimi..
Kan kokusu bastırıyor toprak kokusunu. Gece bile örtemiyor bu acının üzerini..
Kokuyu duyan geliyor şimdi biliyor musun yar?
Etrafım kurtlarla kaynıyor.. Daha cok ve daha çok.. 
Gözlerimi kapatamıyorum hayalini görebilmek umuduyla yanıbaşımda.. 
Konuşacak halim yok ama gözlerimle, 
''sana kelimelerle anlatamadığım aşkımı'' da alıp götürdüğümü söylemek istiyorum. 
Derken; kurtlar da gidiyorlar artık ormanın karanlık kuytularında kayboluyorlar.. 
Bedenimse acıdan uyuşmuş olacak ki karıncaların vücudumun heryerinde 
gezindiğini içime  girdiklerini hissedemiyorum bile..
Yavaş yavaş toprak oluyorum sevgilim sana doymadan ve  özleminle yanarken hala.. 
Beni terkedişini haketmediğim gibi böyle bir sonu da haketmiyorum..
Gözlerim açık gidiyorum...
02-02-12



Ölürsem yalnızlıktan 
Ve senin kötü kalbinden 
Fikrimin dikenlerinden 
Batıyorsun, hala derinden 

Acıyor, acıyor, acıyor 
Her yolu denedim, bitmiyor 
Kalbimin ortasına bıraktın aşkını, batıyor

Sakın gelme istemem 
Çok korkuyorum senden 
Bu muammalı halden 
Çek çıkar elini kalbimden 

Bin türlü ihtimali düşünüyorum 
Aklına gelmiyor muyum bilemiyorum 

Acıyor, acıyor, acıyor 
Her yolu denedim, bitmiyor 
Kalbimin ortasına bıraktın aşkını, batıyor 


Posted in | 8 Comments »