günün tümcesi;

Adım, dudaklarında son dakikalarını yaşayan bir sigara gibi. Birazdan yeni sevgilin gelecek. Onun dudakları adım kokmasın diye, bitirmeden atacaksın beni..

+18 der uyarırım ben uyarılmadım demeyin anlamam amk!

Ocak 31, 2012 by bitter
Dikkat bu yazı küfür içerebilir . daha yazının başında uyarıyorum. Öyle bolca küfür edecek pis muhabbet yapacak gibi bi halim var hissediyorum. Ama etmeyebilirm de ruh halim sürekli değişiyor.. Ha bi de miğde bulandırıcı bir yazı da olabilir, öyle kalbi olan yada fazla kibar kokoş ağzına küfür gibi ya da “ığğğğ bi bağyanın ağzına hiç yakışıyormu böyle cümleler” diye kırım kırım kıralacak arkadaşlar okumayın amk.. Baştan uyarayım al sana


+18
uyarımı da koyar kurallara uyarım lan totoşlar!

Muhabbetin kıl ı mı olur olur amk. Özgürcan mesaj atmış..( istanbuldan uzunca bi süredir tanıdığım karşılıklı küfürleşebildiğimiz her şeyi konuşabildiğimiz bir can arkadaştır)

“13 Şubat dünya ağda günü” nüz kutlu olsun diye.. ordan aklıma takıldı bu kıl muhabbeti şimdi.. Hayır ben her ay düzenli olarak ağdamı yaptırırım. Zaten biraz gecikse içime dert olur kendimden iğrenirim. Keza bu işte istikrar önemlidir. Düzenli gittiğiniz taktirde kıllarınız gözle görünür derecede azalacağına emin olabilirsiniz. Ha nedir yıllardır gidiyorum ama özellikle o malum bölgeye sıra gelince korku filmi izliyormuş gibi geriliyorum. Kaçırılmışsın, katil belden aşağını soymuş yatırmış az sora elinde işkence aletleriyle içeriye girecek. Gibi.. bir de böyle bacakları açıp bekliyosun ya, ilk zamanlar hem korkardım bir de çok komik tuhaf gelirdi. Yabancı birine böyle acıp göstermek kolay bişey değildi yani. Utana sıkıla yapardım hatta kati suretle kadın aç diyene kadar o bacaklarımı kitlerdim. Şimdi mi ?

*gözlerimi tavana dikiyorum. Bacakları açıyorum , kendimi bırakıyorum hatunun ellerine .

*içimden bitter bak buraya kadar geldin. Şimdi bekle bak 5 dakkada bitcek. Bak sonra 1 ay ohh rahatsın kızım. Misss.

Bana ağdacım ilk zamanlarımda tırsıyorum kasıyorum diye nefesimi tuttururdu. Tam çekerken bölelikle kasamıyosun kendini bak deneyin denişik bi şey valla işe yarıyo daha az acıyo ..

*Sonra tam o kısımda ablam sürüyor ağdayı ben nefesimi tutuyorm cart diye cekiyor. Sonra ikinciye aynı yere yine sürüyor.

*o acıyan yer birde sıcak ağdanın acısıyla kavruluyor. Gözlerim sonuna kadar açılmış.

* az kaldı bikaç seferden sonra bitiyor veeeee bittiii……

Evet her ay yaşadığım böyle bir sürec var. En son yeni bir ağdacı deneyeyim dedim. Hizmeti , güleryüzlülüğü etkilemişti beni diye. Şansıma randevulu gttiğim gün, çırakları vardı. Önemli değil dedim. Anam kızcağız o küççük yer için yarım saat uğraştı normalde 5 dakika amk.

Onu korkutmamak için korkmuyormuş gibi yapıyorum acımıyormuş gibi yapıyorum ama nafile.. minik minik uğraştı durdu. Bi kere çekeceğim acıyı 10 kere çektim lan. Sonra demez mi ay baya kanadııı ! (Ulan şıllık ta içine kadar sürdüğünü hissediyorum tek bir kıla bile sürdü o sıcak ağdayı. Böyle açıp açıp parmağıyla sürdü cekti ah yandım yandım !) Ulan zaten korkuyoruz, kasıyoruz bide kan revan olunca Allah dedim kalkamıcam buradan. Be kızım madem öyle niye giriyosun bilmediğin işe bekle ustaların gelsin değil mi?

Özgürcan diyor ki : “ ya bi kerede elimi bi bacağa attığımda elim takılmayan bi hatun olsun” .

Te Allah cezanı versin lan. Tamam kıl olayı hoş bi olay değil, hatta çirkin bir olay . ama yukarda da anlattığım gibi zor bi olay. Hayır bunlardan birini alıp ağdacıya götürücen, “abla bu arkadaşı bi komple “ diyecen.. Valla şehir inler bağırışlarından emin olun.

Jilet gerçeği boktan bi gerçek. Buluğ çağında ilk onunla tanışıyosun maalesef cahil oluyosun çünkü. Sonra baş edemeyince ağrılı acılı da olsa ağdaya başvuruyosun. Makine olayı da yaramaz batıklara yol açıyo hem o daha da acılı zaten çektiği her bir kılın acısını ayrı ayrı hissettiriyor meret. Ama acil durumlarda kolaylık oluyor orası bi gerçek.

Kadınlarda olduğu kadar kıl olayı erkeklerde de önemli yalnız. Onlardan da bir ağda performansı beklemiyoruz ama jiletle de olsa özellikle yazları görüntü kirliliği oluşturan koltuk altlarını temizleyiversinler bir zahmet . Valla çok çirkin bi şey ya böğğkk! Direk kusasım geliyor benim. Bilsinler yani ! Kızlar böyle hissediyor. Ama bunu yanı sıra çok pis karılar da yok değil vallaha var billaha var.. ay gözümde canlandırınca bile böğ böğğ böğğkkk! Temizlik imandan gelir hacılar unutma unutturma..!

Kılsız tüysüz ömürler dilerimmm ^^

hayır için para toplamanın güzel bir yolu :D

Erkeklerin A�da Yar��mas�
http://www.akilli.tv/
Posted in | 19 Comments »

boğazımda düğümsün..yutkunsam biteceksin, yutkunmasam ölürüm..

by bitter
UNUT ! DİYORSUN BENİ..
NASIL UNUTURUM ?

İNSAN UYANMAYI UNUTUR MU HİÇ?
GÖRDÜĞÜM EN GÜZEL RÜYASIN..

BOĞAZIMDA DÜĞÜMSÜN..
YUTKUNSAM, BİTECEKSİN!
YUTKUNMASAM..
ÖLÜRÜM..!

Posted in | 0 Comments »

el clasico, kara kız, black make-up : )

Ocak 27, 2012 by bitter
El Clasico gecesi..


Çarşamba akşamı Galatasarayımın 4-0 lık galibiyetiyle az biraz moral buldum. Ablamda kaldım o akşam zaten çoluk çombalak iyi gelir dedim. Kafamı dağıtayım hem.. Bi süre tabi abla nasihatları dinledim. Hem kızına sölüyo hem bana.

_“siz hemen herkese inanıyosunuz. Hemen aşık oluyosunuz kızım. Üzülmeyin, bak doğru insan çıkıcak elbet karşınıza..

_ Ayyy abla tamam iyi hoş sölyüsun da ya Allahın aşkına bu adamların alnında mı yazıcak kırmızıyla böyle kalın puntoyla “doğru insan” diye..

_ kakır kakır kikir kikir ahaha ehehe şeklinde gülüşmeler..

öyle değimli ama ya şimdiye kadar da hep aha da bu doğru insan, sonunda buldum demedik mi vallahi hep dedik. Hep yanıldık. Ama hep aynı şeyi yine yaptık..

Neyse ben kafayı daha da kırmadan salona geçtim. Dizi manyağı eniştem de sülümanı izliyordu bizde geçtik herkes biyere uzanmş ölee salmış kendini. Derken telefonuma bir mesaj.. ( o değil heyecan yapmayın hemen) hoş ben her telefon çalışında o heyecanı yapıyorum ama neyse : (

“ panpaaaa maçı izliyon mu” diye mesaj. Bi düşündüm. Lan bizim maç bitmedi mi 4-0 dedim. Eee fenerli bu . yok odaha önceydi.. aaaa lağğn enişte aç aç trt spor. Barca-real Madrid maçı var. Dememle eniştem heyecandan kumandayı falan düşünüyordu hacı. Aaa valla unutmuşum ben kız iyi hatırlattın dedi ki zaten ablamlar maa aile futbol manyağı yediden yetmişe hepsi. Kaldı ki bi “el clasico” hocam. Dünyanın en kaliteli futbolunu izliyosun yani. Ve izleyenleriniz varsa zaten hak verirler. Deli bir maç oldu inanılmaz bi mücadele vardı. Bi okadar da kaliteli futbol. Hakem berbat ötesiydi. Demekki bitek bizim türk hakemlerinde yok böle ipnelikler Avrupada da var hocam. İnanılmaz bir Barcelona hayranıyım. Cimbomumdan sonra o gelir hacı. Puyol, messi ve benim aşkım Xavi..

Allahım bitiyorum bu herife. Kara kaşına gözüne kurban olurum yerim ^^
 maça kitlendiğim zaman kendimden geçiyorum hele bunları izlediğim zaman.. adamlar bu işin kitabını yazmış. Ve hakikaten tek rakipleri kendileri .. Ama bu xavi başka bişey beni benden alıyo ya salyalarım akıyo bunu seyrederken :P Allahım surata bak sevimliliğe bak. Al bunu evde besle. Hadi buna kavuşmak hayal. tamam anladık hani şu herşeyi yapan çinliler bunun minyatürünü yapamazmı yada japonlar robotunu falan böle evde beslenebilecek cinste olsun. oturtayım karşıma sıkayım yanaklarını. ama o dili sok içeri bak sok bi kaza çıkıcak elimden.

Lala la la la Anladım ki Sonbaharsın..

Ertesi gün eve geldim. İşten izin almıştım babamın kontrolü için. Evde kendimle baş başa kalmak hiç iyi gelmedi açıkçası, duvarlar üstüme üstüme geliyor bildiğin. Temizliğe sarayım dedim yok kesmedi. Oturdum camın önüne yatağıma uzandım. Ve dolabın en üstüne aylar aylar önce attığım gitarımla göz göze geldik. Tabi ya dedim tam zamanı işte. Önce sol elimin tırnaklarını kısalttım rahat akor basabileyim diye. Sonra indirdim gitarımı ordan. Bildiğin toz olmuş garibim. Kara kızım o benim : ) simsiyah çooo tatlı o coooookk :) bikaç bişi çalmak istedim akor gitmiş. Biraz kurcaladım, kulağa hoş sesler gelmeye başladı. Bu bahaneyle müziğe de geri dönmüş oldum. Çalayım söyleyeyim çok seviyorum. Ha buarada sesim billur gibi falan değil. Vasat seviyede. Ama seviyorum neyapayım? Kara kızıma kavuştum böylelikle, ona sarılıcam bundan sonra işte. Baş başa kaldığımda kendimle onunla avutucam kendimi. Ben değil akorlar konuşacak. Onlar anlatacak söylemek istediklerimi.. Duymak istediğim duymasa da..! Hepsi kara kızımla benim aramda bi sır olarak kalıcak …

I love black make-up!
Makyaj terapisi diye bir şey varmış bunu da yeni keşfettim. Normal zamanlarda bile öyle makyaj yapmayan ben. Böyle üzgünken kötüyden aynada kendimi tanıyamıyorum. Dün arkadaşımla buluşmak için hazırlandım. Siyahları çekmişim farkında olmadan. Dedim madem öyle siyahtan devam edeyim. Siyah oje sürdüm kısa tırnaklarıma. Gözlerime gri siyah buğulu makyaj. Saçları düz yaptım. Kendim diye söylemiyorum çok yakıştı.. Hatta çok da iyi hissettirdi. Önemli olan da bu ya : )

Bu şarkıyı da yeni keşfettim ve hemen akorlarını buldum internetten. Haftasonu buna çalışıcam bakalım.. Kıssadan hisse; Müzik ruhun da bedenin de kalbinde gıdasıdır aga !

Hadi adiosss :*


Posted in | 1 Comment »

Bakırköyden bildiriyorum..!

Ocak 24, 2012 by bitter
Ramak kaldı hastaneden içeriye girmeye dostlar. en son postumda ne dedim ben ha ne dedim: ben ne zaman aşktan bahsetsem !...

1. Teorim:
Bilim adamlarının benim üzerimde deney yaptıklarını düşünüyorum .
*Bir insanın sabrı nasıl ölçülür?
*Bir insanın duygu patlamasının evreleri nelerdir?
*hangi evre çok tehlikelidir?
*Duygusal bir kadında bunu denersek nasıl sonuçlar alırız?
*Duygusal bir kadının gözyaşları yediği kaçıncı kazıktan sonra kurur?
*Dozu artırırsak neyle karşılaşırız?
*bu duruma kadın kaç gün dayanabilir?
*Nedensiz terkedilmek kadının üzerinde ne gibi olumsuz etkiler bırakır?
*Cinnet aşamasına nezaman gelinir?
*Cinnet geçirdiği zaman ilk kimi öldürmek ister?
*İntaharın eşiğine gelmesi için daha kaç kazık yemesi gerekir?
gibi sorulara cevap bulabilmek adına kobay olarak kullanılıyorum.

Olaylara dönüyorum ;
İŞİN GARİBİ 1 ) bundan öncekinde de aynı şey olmuştu. durduk yere herşey iyi giderken o da "ben yapamıcam" deyip siktiri çekmişti.. Ama onunla flört aşamamız ciddi bir ilişkiye dönüşmemişti henüz.. Ama ben tabiki hayal kurmaktan hiç vazgeçmemiştim..
şimdi bu da öyle.. Terkedilmek kaderim olmaya başladı sanki.. Anlayamıyorum herşey yolunda gidiyor. *Birlikte zaman geçiriyoruz o kadar. *Hatta bunun daimi olmasından yana olduğumuzu dile getiriyoruz. *Hatta öyle ki baktığı beğendiği her evi bana gösteriyor. *Benim onayımı almak istiyor.* Alışveriş merkezlerindeki ev dekorasyonu kısımlarında deli gibi dolaşıyoruz. *beğendiğimiz bazı eşyaları kendi elleriyle yapmak istediğinden bahsediyor. *bize özel olsun diyor. *en beğenilen oturma grupları, yatak odalarını aklımıza kazıyoruz. *Bununla kalmıyor beyaz eşya bakıyoruz. *Markaların modellerin arasındaki farkları buluyoruz. hangisi daha çok işimize yarar tartışıyoruz. *Sonra beni ailesiyle tanıştırıyor. *Çok mutlu oluyorum. *Dolayısıyle benim de ailemin durumdan haberi oluyor artık. İşler resmiyet kazanmaya başlamadan hemen önce..

İŞİN GARİBİ 2 ) Önceki erkek arkadaşımın da  son zamnlarda eski bi kız arkdaşı ortaya çıkmıştı. Üniversiteden  yakın bir arkadaşı olduğunu benimde iznim olması kaydıyla görüşmek istediğni söylemişti. Onun şehrine gelmiş iş için yardım istemiş, o da yardımcı olucaktı. Biz de anlayışlı sevgiliyiz ya tabiki diyoruz. onay veriyoruz bu duruma. (saçını başını yolmak dururken, Allah beni kahretsin). Ve o olaydan kısa bi süre sonra "ben yapamayacağım" gibi basit bi cümleyle terkedilmiştim.

Veeee yine tarih tekerrürden ibaret tabi.. aynı şey bunda da oldu. Geçenlerde çok eski bir kız arkadaşını nette bulduğunu söyledi uzun bi aradan sonra. Hani konuşuyoruz haberin olsun dedi. tabi yine tarihten ders almayan ben, hay hay dedim. (kızkançlık krizlerine girmek, ikisini de paralamak varken)..
Vee aynı son tabi.
Dün bana hiç anlamadığım bir şekilde ( bir gün öncesi pazar günü buluştuk gezdik yedik içtik, ben onun için hattımı değiştiriyorum bi süredir köntörsüz sürünüyorum buarada dünde yine işlemimizi yeniledik ben hala kimseyi arayamıyorum buda dip not) sanki acele mi ettik? ( ki acele eden oydu okuduğunuz üzre) daha birbirimizi tanımıyor muyuz ki? derken cümlenin sonu bana biraz zaman ver ile bitti.. yine ayrılığı bize ve özellikle ona hiç yakıştıramadığımdan peki diyorum. Düşün! hata yaptığını anlayacağından okadar eminim ki gelicek özür dileyecek, sonra biz kaldığımız yerden devam edeceğiz. Kaldı ki ben bütün hayallerimi onunla doldurmuştum. Bütün planlarımda o vardı. Ve yaklaşan doğum günü ve beraberindeki sevgililer günü sebebiyle özenle düşündüğüm süpriz hediye için hazırlıklara başlamıştım. Ben böyleyim. sevdim.. ve sevdiğim adam için yapmayacağım şey yok. Onu mutlu etmek için göze alamayacağım şey yok. Şimdi gözümün önünde duruyor birkaç tanesi malzemelerin. onları ne yapsam diye düşünüyorum. çöpe atmayıp gömsem, işe yarar mı onu da oraya onlarla birlikte sonsuza kadar gömebilir miyim diyorum? Ve hep dönüp kendimi sorguluyorum. nerede yanlış yapıyorum? çok mu değer veriyorum? çok mu alttan alıyorum? çok mu anlayışlı bir sevgiliyim? Kendimden çok mu ödün veriyorum? ve sonuç hep terkedilmek oluyor. Bunları yapmadığım zaman ya da tam tersi durumunda daha mı kıymetli olurdum acaba bilmiyorum ?
2. Teorim:
Ah ulan ah hepsi o ağzına ettiğim şıllıklar yüzünden..! onları dikenli telle bağlayıp üzerlerinde plastik eritmek var. Gözlerini dağlayıp, dillerini kopardıktan sonra yedirmek var. kafalarını kaldırıma sürte sürte yüzlerini dümzdüz etmek, yüz nakliyle bile düzelemeyecek hale getirmek var.
Evet huniyi takmaya az kaldı .. hadi getirin en fosforlu pembesinden..
Posted in | 9 Comments »

aşk, hastalık, sağlık hepsi bizim için..

Ocak 18, 2012 by bitter
Günlerdir hatta haftalardır yazamıyorum aşığım a dostlar !

Yakınlarım bilirler bu bloga aşktan her bahsettiğim postun devamı gelmemiştir.. Yazdığım o romantik güzel cümlelerle baş başa bırakılmışımdır hep. Dolayısıyla bir süredir birlikte olduğum sevgilimi yazmaya cesaret edemedim. Kendi kendime nazar değdiriyorum diye bir kanıya varmıştım en son nedensiz terk edildiğimde! Bu yüzdendir ki şimdi başını götünü heryerini nazar boncuklarıyla kaplamak istediğim bu ilişkimi yazmaya korktum bunca zamandır..

Ayyy bak yine geliyo aklıma ağzını burnunu yediğim^^ Çok özledim. Çünkü geçtiğimiz haftasonu baş başa kalamadık. Sarılamadım koklayamadım sevdiceğimi. Amaaaaaaaaaa! Ailesiyle tanıştım. Evet kuzeninin nişanına davet etmişti beni ailesiyle (hatta sülalenin bi kısmı diyelim) tanışmış olacaktım bu vesileyle. Tabi bitter hatun, kuaföre gitti, akan saçlarını boyattı. Biraz şekil şemal verdirdi. Kıyafet konusunda oldukça sade idim. Zaten uyarılmıştım. Şort, altına kesik çorap falan giymeyesin diye (: topuklu giymeyi normalde çok severim. Ama gel gelelim kış geldi geleli bayadır giymemiştim. Bütün yazı tak tak topuklularla geçirdiğim halde, topuklu botlarım biraz bilekten acıttı canımı! Neysem sevdicek beni kuaförden aldı o bana baktı ben ona ! O da traşını falan olunca böyle damat gibi olmuş pek bi hoşuma gitti o gün.. Neyse vardık nişanın olduğu salona, içeri giriyoruz artık, sıfır heyecan olan ben hafiften terlemeye başladım. Aynı şekilde o da elimi bile tutamadı heyecandan böyle : ) girer girmez damadın babası tarafından karşılandık kapıda, ilk tanıştırılmam! O kadar masa içinden hangisine doğru gidiyoruz anlamakta zorlanmadım zira bir masa vardı ki kafaların hepsi bize doğru dönmüş ve herkeste bi tebessüm : ) Bir baştan (babadan) başladım tanışmaya sanırım eniştede bitmişti : ) teyzeler kuzenler, ve tabi aklımda tutamadıklarım : (

vee ilerleyen dakikalarda pist oynayanlarla dolarken, birilerinin benimkine kaşgöz yaptığını görüp görmezden geldim : ) her düğünde vardır böyle büyükler “ kalksanıza, oynasanıza” diye dürtükleyip dururlar. Valla ne yalan söyleyeyim oynamak istemedim değil, ama naz yaptım kalkmadım : ) e tabi daha bismillah ilk günden adım oynak geline çıkmasın dedim..

E tabi herkes gibi siz de soracaksınız, darısı başınıza size nezaman yüzük takıyoruz diye..

haklısınız.. Biz de istiyoruz çok. Ama şuan sabretmek zorundayız. Sağlık her şeyden önce geliyor. Babam yaklaşık 6 aydır kanser tedavisi görüyor. Teşhisi çok zor konuldu, defalarca istanbuldaki hastanelere git gel yaptık, yatırıldığı oldu. Şimdi burada tedavisi devam ediyor, kemoterapi ve radyoterapi olmak üzere. Bilen bilir, bünyeyi çok yıpratıyor bu tedaviler. Bazen haftalar oluyor tek bir lokma yiyemiyor. Konuşamıyor bile. Şuan hem serum hem de ağızdan gıda almaya başladı. Ama dediğim gibi dönem dönem çok değişkenlik gösteriyor. Bir gün bakıyorsunuz iyi diğer gün o iyilikten eser yok. Hem hastaya hem yakınlarına çok sabır gerektiren bir hastalık. Bunlara rağmen tedavilerin devamında ciğerdeki tümörün küçülmesi bizi çok mutlu etti. İşte biz de bu sebeplerden biraz feraha çıkana kadar bekleyeceğiz..

Allah tüm hastalara şifa versin inşallah..

Posted in | 8 Comments »

Kırmızı bisiklet

Ocak 12, 2012 by bitter
Güneye bakan yatak odamızın çatlak penceresinden dışarıyı seyrediyordum o gün. Sabah güneşi yüzüme vuruyor ısıtıyordu minicik bedenimi. Hafiften esen rüzgar o çatlaktan içeri sızıyordu sanırım, ellerimle dokunduğum camdan bişiler üflüyordu birisi cünkü. Boyum o çatlağa kadar yetişiyordu, pencerenin koluna erişemiyordu bile..Pencere oturduğumuz sitenin ortak bahçesine bakıyordu. Büyüklerin odunlarını öbekler halinde dizdiği bi alandı. Şimdi otopark oldu., Bizimse saklambaç oynarken aralarına saklandığımız kocaman bir oyun alanı.. Her ne kadar dışarıyı seyrediyor gibi yapsam da diğer çocukların bisikletleriyle evlerinden çıkmasını bekliyordum. Camla oynamak evdekileri aldatmamdan başka bir şey değildi. O minicik yüreğimle minicik aklımla, onları üzebileceğimi düşünüyor ona göre davranıyordum, buyüzdendir ki bu çoooook ama çok erken olgunlaşmışlığım.. Her çocuk gibi benim de hayalimdi tabi bir bisiklet sahibi olmak. Hele ki kırmızı oldu mu amannn tadından yenmezdi. Derken E bloktaki A. göründü bisikletiyle kız kardeşi vardı bir de adaşım. O da peşinde turlamaya başladılar alanın etrafını. Abdullah benle aynı yaştaydı ama erkekti ve iki tekerlekli bisikleti rahatça kullanabiliyordu. Kardeşinin kinin ise arka tekerlikleri destekliydi. Sonra yine aynı apartmandan 1 numaranın oğlu göründü. O en büyüğümüzdü. İki yaş büyüğümdü benim. T. Babası askerdi. Onunda BMX bisikleti vardı. Ama hep söylerdi “sünnet olunca babam bana 21 vites bisiklet alıcak” diye .. Öyle dalmışım ki B blok 4 numara ve E bloktan 6 numara da katılmış aralarına sonradan fark ettim. Canım sokağa çıkmak öyle çok istiyordu ki yüreğim pır pır. Aklımda hep aynı cümle “ acaba bi tur istesem verirler mi” : )
Neyse sonra çok düşünmedim attım ben de sokağa kendimi. Onlar kendilerini öylesine kaptırmışlardı ki sonradan fark ettiler beni.. Ben alanın ortasındaki taşın üzerine oturmuş, ellerimin içine alarak başımı onların bisiklete binmeye doymalarını bekliyorum. Belki saklambaç oynarız diye. Onlar ise benim etrafımda sıra olup daire çizmişler ve etrafımda dönüyorlardı. Onlar döndükçe bisikletlerinin jantlarındaki renkli boncuklar takıldı gözüme. Daldım gittim rengarenk hayallere. Derken bizim evin camına ilişti gözüm perde aralığından biri bakıyordu bize doğru. Annemdi.. Sonra hemen toparlandım annem de anlamış olacak ki kapadı perdeyi.  O üzülmesin diye tavrımı birden değiştirdim. Öyle bir şey ki biz üç kardeştik ve kardeşlerimden kalma bir bisikletim bile yoktu. Emekli bir babanın 3. çocuğu hatta tekne kazıntısıydım. Ben bildim bileli kendimi babam emekliydi evdeydi, arada balığa gider, hatta bazen beni de götürürdü. Babamla ilgili hatırladığım tek anım balığa gitmekti zaten.. Benimle çok vakit geçiremeden yaşlanmıştı çünkü. E onlar da haklıydı aldıkları maaşla ay sonunu getiremiyorken bana bir bisiklet almaları imkansızdı. Ben de onlara hiçbir zaman alın diye tutturmadım. Hep ama hep iyi bir çocuk iyi bir öğrenci oldum. Her dönem taktir getirirdim ama hiçbir zaman bir hediyem olamamıştı ya da ödülüm..Diyorum ya hepsinin bilincindeydim ben. Gel gelelim T nin sünnet günü geldi çattı. Biz aile gibiydik komşularımızla. Yanımızda bir büyüğümüzün olması gerekmezdi rahatca girip çıkardık herkesin evine. T nin sünnetinde hepimiz onların evindeydik, oturmuş etli pilav, ayran ve zerde üçlüsünü bekliyorduk afiyetle yemek için. Evde yiyemediğimiz şeylerdi ama bi arada çok tatlı geliyordu. Sonra Sultan Baba ya gidileceğini söylediler. Bizim oralarda sünnet olan çocukları ozamanlar Gölcük te olan Sultan Baba türbesine götürürlerdi. Nedenini hala tam anlayamasam da dualar edilirdi sünnet olan çocuk için bir de dilek dilerdi herkes ne istiyorsa, onu biliyorum. Sonra herkesi toparladılar biz küçük çocukları da bir arabaya doldurdular kucak kucağa bir serçe ye bindiğimizi hatırlıyorum. Gittik Sultan Baba ya. Herkes kendince dualar ediyordu. O Zamanlardan ezberleyebildiğim ihlas suresi, Fatiha suresi vardı. Oturdum minik eteğim vardı üzerimde ve dizlerimin üzerine çıktı oturunca ben. Sonra rahatsız oldum sanki günahtı bacaklar açık dua etmek türbede çarpılırım falan, kapıda verdikleri tülbenti bacaklarıma örttüm. Dualarımı bir güzel ettikten sonra ellerimi açıp, kimse duymadan fısıltıyla sultan babadan, bir bisiklet diledim o gün. Çocukluk, masumiyet, küçük bi dilek..
KIRMIZI BİSİKLET..
Derken evin yolunu tuttuk biz aynı şekilde arabalara bindik. Gün karanlığa dönmüştü artık tabi. Eve dönme vaktiydi. Koşar adım apartmana yöneldim zili çaldım aklımın bir köşesinde hep kırmızı bisiklet. Sonra evde anneme kısa bir özet geçtim. Dileğimi de söyledim, annem tebessüm etti başımı okşadı. Çok geçmeden ben oyuncaklarıma dalmıştım ki zil çaldı ve yerimden fırladım. Annem de peşimden geldi. Kapıda D blokta oturan G nin  dedesi vardı. G. yazları dedesine ziyarete geldiğinde oynardık onunla, istanbulda yaşıyorlardı.



Derken dede söze girdi. “ İyi akşamlar komşu. Ya kusura bakmayın akşam vakti geldim böyle ama” deyip kenara çekilmesiyle arkasındaki bisikleti çıkarıverdi. “Bu g.nin bisikleti ama hiç kullanmıyor, zaten orda babası ona başka almış. Ben de bunu ne yapayım bilemedim, sizin kız kullanırsa sizde kalsın.” İnanamıyordum, gözlerim fal taşı gibi açılmıştı, kalbimin sesini duyacaklar diye utancımdan kıpkırmızı olmuştum. Yanaklarımdaki sıcaklığa inanamıyordum ateşim çıkmıştı sanki. Sonra g.nin dedesi bisikleti bırakıp gitmişti. Onun ardından bakarken annem ona teşekkür ediyordu ben ise Sultan Baba ya.. Dileğmin bukadar hızlı gerçek oludğuna inanamıyordum. Arka lastikleri destekliydi tam istediğim gibi, sadece rengi maviydi. Ama hiç önemi yoktu. Artık bende sabahları arkadaşlarımın yaptığı konvoya katılabilecektim işte. Annem üzülmeyecekti, camdan beni gözetlemeyecekti. Ben de rol yapmayacaktım artık. Bisikletime öyle alışmıştım ki kısa sürede o destek iki tekerliği atmıştım bile…


Hayatımda hiç unutamadığım hikayelerimden biridir bu ve birebir gerçektir. Şu sıra inanılmaz iş sıkıntısı çekiyorum. Neredeyse kariyernetle yatıp kalkıyorum. Lakin bir Allahın kulu dönmüyor. Geçen aklıma geldi de acaba ben bi Sultan Baba mı yapsam. Gidip dua edip hatta iki rekat da namaz kılıp onun nezdinde Allaha yalvarsam diyorum. Kendimi de sultan babaya hatırlatsam aslında. Hem ona teşekkür borcum var. Gidip bizzat yerinde dualar edip teşekkür etsem bi de yüzsüzlük yapıp iş mi istesem diyorum? Ne dersiniz ?


Not: buarada hayatım boyunca hiç kırmızı bisikletim olmadı maalesef. Enson orta okuldayken annem taksitle vitesli bi bisiklet almıştı bana cok istiyorum diye. Ama aldığımız yerde sadece lacivert rengi vardı. Ve ben o bisiklete daha taksiti bitmeden doyasıya binemedim. Bir ay sonra çalınmıştı.. Bisikletten yana pek şanslı olamadım ama, sanırım çocuk sahibi olursam ilerde ilk işim ona kırmızı bir bisiklet almak olucak.. (:
Posted in | 8 Comments »