''İçimin tünellerine girer girmez bir fener alıyorum elime, buralar çok karışık ! Kaç defa geldim; gene de hep kayboluyorum !''
günün tümcesi;
Adım, dudaklarında son dakikalarını yaşayan bir sigara gibi. Birazdan yeni sevgilin gelecek. Onun dudakları adım kokmasın diye, bitirmeden atacaksın beni..
Bitsin bitsin artık diyorduk öyle de oldu.. Anlatıldığı gibi öyle sürpriz falan göremedim ben. Sadece Ali rıza beyin ölümü belki.. Onun dışında çok şaşırdığım bir sahne olmadı. Ama dedikleri gibi ağlattılar.. Valla siz Hangi sahnelerde duygulandınız bilemem ama ben en çok Şevkete ağladım. Aslında ne olduysa hep ona oldu sanki..
Hapisten kurtulduğu gün sevdiği kız evleniyordu. Ailesine sürpriz yapacaktı ama, nikah salonuna gitmeyi tercih etti. O gelin arabasının arkasından bakısını hiç unutamayacağım.. Kendi payı yok mu bu duruma gelmesinde çok var.. Zaten girdiği her işi batırmak da ayrı bir yetenek, sevdiği kıza sahip çıkamamak da.. Yaptığı yanlış tercih ve sürüklendikleri nokta.. Ah be şevket çocuk akşam çok ağlattın beni. Bababana okadar yazdın sayfalar dolusu, ölüsüyle karşılaştın, kurumadan gözlerim, yine mi yaaaaa diye başladım, mendil yetiştiremedim yaa!!!
" beni affet kaybetmek için çok erken, sevmek için çok geç".. Bazen zaman döndürür beni bu şarkıya.. "Ben seni sevdiğim zaman bu şehirde yağmurlar yağardı... ,,,Şiirler gözlerini, şarkılar saçlarını söylemedi, beni affet.."
Not: En başta yazayım dedim, konu başlığının yazının bütünüyle bir ilgisi yoktur. Paylaştığım şarkının da.. Hepsi bu.. Yoksa ruh halim, göreceğiniz üzre, tombul tombul memeler modu : D
Aahhhhh uuhhhhh! Dünden beri böyleyim, heryerim ağrıyor. Kollarım, omuzlarım, bacaklarım, boynum..
Nasıl hızlı bir haftasonuydu bilemezsiniz. Ancak yazabiliyorum zaten. Haftasonu kuzenim evlendi. Cumartesi akşamı kına gecesine gittik. Annemin ısrarla giyme dediği yeni aldığım mini elbisemi giydim o akşam ve stil direktörümden aldığım eyfel kolyemi taktım : ) Herkesin gözü üzerimdeydi, tüm kızların..! GÖzleri çıksın boynumda tuhaf bişi çıkıyo gün itibariyle çünkü, sanırım nazara geldim ben. E tabi her havada en ortada hoplayıp zıplarsam, hiç totomu yere koymazsam olacağı da buydu zaten.
Sabah da anneciğim rahatsızlandı, erkenden ayaktaydım sabah henüz gün ağarmadan.. Canım anneciğim birşeye üzülmüş tansiyonu çıkmış..! sonradan söylüyor bize. Neyse gün içinde iyi oldu da yine soluğu koştur koştur nikah salonunda aldık. Ben ayakta uyuyorum bildiğiniz, ayağımda koca topuklularla ve oturacak yer yok salonda! Şuan bunları yazarken bile kollarım ağrıyor hala zorlanıyorum. Bizim ufaklık da nikahtaydı bebişimiz. TAbi sıkıntılı hanım, kalabalıktan nefret ediyor, durmadı.. Yağmur da var, Araba otoparkta. ÜStelik park edeceğim diye yandaki aracın aynasını çizmişim.. Sahibinden önce varmam lazım, Topuklularla koştur koştur, kayma, düşme, elbise üstünde::! bildiğiniz kabus.. Tam arabanın yanına gittik. bZimkileri içine attım. AA sevdiceğim geçti arabasıyla yanımdan.. Nasıl bulur, nasıl ihtiyacım oludğunda cin gibi çıkar ortaya daha çözemedim ben bu adamı ya : ) OH dedim çıkaramazsam arabayı sevgilim var. Neyse annem gelince bizimki müdahale etmek istemedi, bende kendi başıma çıkmaya çalışıyorum. Yardımlarla sağ yap sol yap naraları eşliğinde çıktım o daracık yerden.. Ayakkabıları çıkarıyorm tabi, kullanamıyorum yoksa! Basıp gidiyoruz eve bizim kız hala cırlıyor, apartmana giriyoruz susuyor velet.. Ben tam gaz hazırlanıp, çıkıyorum sevdiceğimle buluşuyoruz. Ben arabamı bırakıyorum onunkiyle gidiyoruz..hOppp arkadışımızın nişanına !ARabayı ben kullanıyorum. kollarım bitmiş durumda, tükenmiş.. Yer değişiyoruz sora! Gidiyoruz evde nişan ve çok kalabalık. Herkes in dilinde aynı laf "darısı başınıza".. Amiin diyoruz biz de mütevazı mütevazı..
OYy dostlar valla hala dinlenemedim, sabahın altısında kalkıp işe geliyorum çünkü.. Cuma günü de yılbaşı için yola çıkılacak. NE ara dinleneceğim bilmiyorum, tek dileğim cuma erken çıkıp kalacağımız yere erken varıp çıkıp biraz odamda dinlenmek, enerji toplamak ki gece erkenden pilim bitmesin : ) Hadi bakalım cuma gelsin herkes eğlenip coşsun, valla ben sabırsızlıkla bekliyorum nedenini burada anlatmıştım!
2011 senden çok şey bekliyorum canım benim.. 2010 un benden alıp götürdükleri değil belki.. En azından kırılın kalplerin tamiri olsun, kötü rüyalarım artıkkk SON bulsun.. Ve ve ve sağlık en başta hepimiz için, sonra mutluluk, sonra aşk..! Hepsinin en hayırlısından olsun : )
Kendimi hiçbir şeyle oyalayamıyorum bugün.
Kafamı veremiyorum hiçbir konuya,
hiçbir şeye,
hiç kimseye
ama seni düşünmedim değil bugün!
Yaptığım her iş yarım kalıyor bugün.
Kahvemi unutuyorum soğuyor,
sigaramı unutuyorum sönüyor bugün.
Tam bir şey diyecekken birine,
unutuyorum gidiyor bugün.
Kaç kere sevdim seni bugün,
kaç kere nefret ettim!
Hiçbir duyguda kalamıyorum bugün.
Mona Lisa’nın gülümsemesi gibiyim bugün.
Modigliani’nin tablolarındaki kadınlar gibiyim bugün.
Kafka’nın romanları gibiyim bugün.
Roman Polanski filmleri gibiyim bugün.
Bugün hepsinden biraz,
hepsinde biraz.
Hastayım bugün.
O kadar hasta ki ruhum,
iyi olasım da yok bugün.
Köpekleri sevmedim bugün.
Balıkların yemini vermeyi unuttum bugün.
Saçlarımı kestirdim bugün.
Uyuyasım var.
Uyumayasım var.
Yarınki bütün randevuları iptal edesim var bugün.
Arayasım var seni bir bahane bulupta,
aramayasım var
ya da söyleyesim var bir çırpıda söylemediklerimi bugün.
Shakespeare’in soneleri gibiyim bugün.
Telefonunu kapalı tut bugün.
Maillerine bakma.
Sandığın kişi değilim bugün!
/yaseminpulat/
Bol ekşın’lı :) bir dünün ardından yorgunluğumu henüz atamamışken makineden almış olduğum negro eşliğinde kahvaltımı yapıyorum. Güneş yine yüzüme yüzüme vurmakta penceremden.. Hem ışığını hem sıcağını eksik etmiyor saolsun benden..
Dün güne sancılarla, ağrılarla başladım.. İşe gittim yine de ben kurtarıcam ya şirketi .. Yaklaşık birkaç saat sora acile geldim çok uzatmayayım o kısmı : ) Yeğenimin staj yapmakta olduğu hastaneye gitmeyi tercih ettim ben.. Neyse iyiki de öyle yapmışım inanılmaz bir kalabalık vardı çünkü acilde. Kıvrım kıvrım kıvranıyorum ben bir yandan. Yeğen aldı beni soktu muayne odasına. Sedyeye oturdum, doktoru bekliyorum. Doktor şikayetimi sordu ki cevap verecek halim olmadığını bilen yeğen atıldı “amenore” ! Hoop kaldırdım kafayı. Ne o ne ya? Bildiğin regl sancısı işte yanlış bişi olmasın diyemiyorum ama diyen gözlerle bakıyorum! Korkuyorum, çünkü, böbrek ağrısıyla acile giden bir yakınıma ağrı kesici diye doğuma gelen bayanlara vurulan o suni sancı iğnesini vurup çocuğu ağrıdan düz duvara tırmandıran sağılıkçılarımız var bizim.. Ambulansla sevk halinde olan astım hastası yaşlı bir amcanın yanında deodorant sıkıp ölümüne neden olan sağlıkçılar.. Tabi burada hepsini kötülemek gibi bir niyetim yok ama, bu kadar ucuz hatalarla karşılaşabiliyoruz. Neyse Allahtan yeğenim var yanımda ona güveniyorum ben. Devam edelim. Kadın doktor gülümsedi, bugün amenore kabul günüymüş meğer. uzandım sedyeye iğne vurulacak, benim yeğen atladı hemen yapacak. Daha önce hiç iğne yaptırmadım. O acıdan kıvranırken düşünebiliyorum bir yandan, “anaaaam ben bunun altını bezliyodum ya büyüdü de teyzesine iğne mi yaparmış, aman da aman” şeklinde.. derken H’ciğim demez mi -“teyze kaçma napıyorsun?” -Aaa dedim, kaçıyormuyum? İster istemez çekmişim kendimi inanamıyorum ya iğne yapacağına bana. Neyse hazırım dedim yapabilirsin..VEee bızzzztt bitti : )
Derken benim antrenör sevgilim dersi iptal edip gelmiş kapıda belirdi ; ) Basit bir şey ama biz kız milletinin hoşuna gidiyor işte böyle değer görmek.. Tabi ben işe dönmedim. Yılbaşı için şort arıyordum ya hadi dedim bakalım yine. Anacııııımm yok yok beden yok. Yahu herkes mi S beden bu memlekette anlamadım arkadaş. Son girdiğim mağazadan çıkamadım bir şey almadan ama çok güzel bir elbise buldum. Yılbaşı kombinim olarak paylaşacıağım zaten zamanı gelince: )
Akşama da sevdiceğim ablamlarla tanışacaktı oturmaya gidecektik. Ben iyi olunca aldık bir pasta koyulduk yola. Ablacığım 2 aylık bebişiyle bekliyordu bizi, Sevdiceğim de ilk defa tanışacak onlarla, aaa bir heyecanlandı ki terledi resmen: ) Oysa ben onun ailesiyle tanışrken hiç öyle olmamıştım, o benim rahatlığımmış demekki : ) Neyse tanıştılar, kaynaştılar. Lakin bizim ufaklık bi anormal ağlıyor, durmuyor. Korktuk hop acile götürdük: ) Hastaneyi bildiğin inletti bizimki susmuyor ağlıyor, bütün gözler üstümüzde. Neyse geçtik odaya doktor bekliyoruz. Aaaa gele gele Behlül geldi: ) Anam o ne dedim yaa bu bildiğimiz behlül işte..
Ağzımız açık bakıyoruz ablamla. Doktor da anladı ki sevgilime soruyor nesi var diye : ) Hayır bir gün öncede ben tv de doktorlar dizisini eleştiriyordum. Hastane değil, mankenlik ajansı mübarek, ne bu herkes manken gibi diye. Ama haksız mıyım o konuda? Buda bana kapak oldu biraz, arkasından güzel bi hanım kızımız geldi çünkü ikiside baktılar ufaklığa: ) o da anlıyor tabi güzellikten susuverdi velet : ) gülücükler atıyo doktor abisine : ) sadece bir burun damlasıyla döndük eve bişiciği yokmuş çok şükür : ) Canı doktor abisini görmek istemiş bizim kızın meğer dedik : ) giderken pek bi korktuk ama gelirken de bi okadar gülüp eğlendik anlayacağınız: ))
Ay yine de Allahım düşürmesin kimseyi oralara, herkese sağlık sıhhat versin anacım : ))
Dışarıdaki muhteşem güneşe bakarak yazmaya başladım şuan. O beter soğukların ardından nasıl iyi geldi çocuklar gibi şenim bugün :) Belki de güneş bahanesidir mutluluğumun. Artık kararlarımdan, kendimden, ondan sevgimizden o kadar eminim ki, uzun süredir ilk defa böyle hissediyorum. S ile herşey mükemmel ötesi güzelikte ve hızda devam etmekte.. Cumartesi bütün gün yılbaşı için alışveriş yapmaya cıktık ve ben hiçbirşey beğenemeden döndüm ve tatlım hiç sesini çıkarmadı yaa: ) Elbiseden vazgeçip şort giymeye karar verdim ama yok yok yok.. beğendiğim modellerinde bedeni yok. Çıldırdım ağlıcaktım hatta: ( Bu hafta tekrar bakıcam. Kombin kafamda hazır, aslında hem iyi hem kötü. Kötü tarafı o kombinin dışına cıkmak istemiyorsun aradığını bulmak güçleşiyor. Olsun daha zaman var daha bakmadığım onlarca mağaza var zaten cıkacak elbet biryerdeen. Yılbaşının benim için en önemli yanı o akşam evlenme teklifi alacak olmam: D Bunu nasıl biliyorum bu bi sır : ) Aslında bilmeseydim daha iyi olurdu. Şimdi düşünüp duruyorum. ‘Acaba o kalabalığın içinde mi edecek? Dans ederken mi? Masada mı? Ya da başka bi sürprüz falan mı? Ay sakın sahneye falan cıkmasın eline alıp mikrofonu evlennn benimleeee diee bağırmasın? Yok yok bağırsınn bağırsın ben de koşup boynuna sarılayım eveeettt aşkımm evetttt diye :)’
İşte yılbaşını iple çekiyorum 25 kişilik bir grup olarak Akçakocaya gidiyoruz.. Ve bana heyecanı şimdiden sarmış durumda. Ayaklarım yere basmıyor o derece: ) Bu arada tabi işin bu ciddiyetinden evdekilere de bahsettim. Biliyorlardı ama zamanı belli değildi bazı şeylerin ve yakın zamanda iş resmiyete dökülecek ya bizimkileri ald bir telaş. Çeyiz sandığı açıldı, ne var ne yok döküldü, eksikler not edildi : ) ne oluyo dedim kız tarafııı huuu bu ne merak böyle? Evde kalcam diye mi korktunuz hayırdır?? Şaka bir yana ilk defa bu kadar hevesliler.. E kızları mutlu çünkü :): ) tek açıklaması bu olsa gerek.. Bizde S ile henüz erken ama birkaç eşya baktık fikir edindik. Çok tatlı bir heyecanmış. İlk defa yaşıyorum böyle bir duyguyu inanılmazmış : ) Ailesi saolsunlar arayıp soruyorlar, tanıştıktan sonra bırakmadılar hiç : ) Gitmiyorum diye bozuluyorlarmış da : ) Bir genç kız için daha güzel ne olabilir ki kendini sevdirmektren başka : )
Aradığım huzuru, mutluluğu buldum ben.. Cok uzun süre bekledim ama değdi.. İnşallah bu mutluluğumz hep sürsün canım sevgilimmmm seni çokkk seviyorummmm: )
Hayatın bana getirdiği sürprizleri yaşıyorum son günlerde.. Henüz iyileşmeyen derin yaralarımın yanlarına ekleniyorlar bir bir.. Uzaktan bakınca çok tuhaf biri gibi görünüyorum eminim : ) Aşkın insanoğlunu ne hallere düşürdüğünü, gururu nasıl ayaklar altına aldığını varın siz düşünün. Kafamın karışıklığı tam netleşmeye başlıyor gibiydi. Aşık olduğum adam beni hergün arayıp soruyordu, bu çok çok güzel bir şeydi.. Ben onunla birlikteyken ettiğimiz onca kavgadan sonra, saman alevi gibi sönüp hep aynı cümleyi kurardım “ ben bu adama aidim” Çünkü.. insanların normalde arkalarına bile bakmadan kaçabilecek modda seyreden bu ilişkiye ben kendimi adamıştım.. Bu benim kaderim olacaktı iyi ya da kötü, canımı yaksa, çıldırtsa delirtse de kopamıyordum işte..
Ve son birkaç gün malum kız arkadaşından ayrıldığını söyleyip bana ayırdığı o saatler inanılmaz mutlu ediyordu beni.. Bende S ye yaptığım haksızlığa bir son vermek istiyordum. Verdim de.. o mutlu mesut saatlerin bir ertesi günü, aradım onu. Açmadı! Hastaydım evdeydim. Ama dışarıya çıkmam gerekiyordu ve onuda görürüm istedim. Müsait olduğu bir gündü hem.. Aradım, aradım aradım.. Mesajlar attım.. Dönen yok.. Kalp atışlarım dışarıdan fark edilir derecede atmaya başladı. Korktum. Bütün kötü son film senaryoları geçiyordu aklımdan. Ama konduramıyordum sol yanıma.. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….:!!
Evet daha kısa bir süre önce yakmıştı canımı O’nunla! VE o olaydan sonra ne hale geldiğimi çok iyi biliyordu. Tekrar bana bunu yapmaz , yaşatmaz kıyamaz dedim.
Meğer çoktan kıymış da üstüne …… keyfini sefasını bile sürmüş. O beni hiç sallamadığı gün, kız arkadaşıyla birlikte barışmalarını kutlamışlar düşünebiliyor musunuz? Onlarda kalmış kız! Duyduğumda inanamadım. Ailesinin bile okıza kol kanat gerdiğini öğrenince şok geçirdim. Oysa nekadar zaman oldu ki dedim onun yerinde ben vardım. Güzel bir muhabbetimiz vardı ailesiyle, beni severlerdi dedim.. ya da ben öyle zannediyormuşum, bilemedim. Çoktan unutulupda başka birinin senin yerini alması ki doğada ençok yaşanılan şey belki bu ama çok acıtıyormuş.. Geleceğe dair kurduğun onca hayallerin tuzla buz oluşunu izlemek gibi bir şey bu.. Yani ogün bu yüzden bana hiç dönmemiş, bana msj atmıştı sadece müsait değil ev diye. Oysa ben ne dar zamanlarımda onunla konuşur, msj atardım hatta bir gün öncesine kadar kendisi çok iyi biliyor. Duyduğum an içimde nasıl bir fırtınaya sebep oldu bilemezsiniz. Kelimelere dökmek çok zormuş bu yaşananları. O an tüm rezillikleri çıkarmak istedim. O koca çarşıyı onun başına yıkmak istedim. Aşık bir insana ümit vermenin cezasını kesmek istedim. Olmadı izin vermedi. Yine kendini düşündü her zamanki gibi. O gün akşama kadar ağladım. Arabamla ordan oraya dolaştım. Çektim, oturdum ağladım.. Kafam çatlayana kadar hem de.. Başka çarem yoktu dökecektim içimdeki zehri , dökmeliydim..
Ama ona hakkımı hiçbir şekilde helal etmiyorum. Etmeyeceğim.. Allah biliyor, neler hissettiğimi sadece o biliyor hakkaniyetimi.. Bana bunları yaşatmaya hiç ama hiç hakkı yoktu. Keşke biraz merhamet, biraz vicdan sahibi biri olabilseydi. Hatta artık bir kalbi bile olduğunu düşünmüyorum. Çünkü birlikte olduğu insanı sevmediğini söylüyor. Ama birlikte ve onu evine götürecek cesarette! Ben gerisini Allaha havale ettim. O işini bilir. Kimsenin ettiği yanına kalmaz bu dünyada. Dilerim güzel Allahım bana yaşattığı bu acının kat ve katını ona da yaşatsın. Hiç iyimser olamayacağım kusura bakmayın. Dedim ya ben biliyorum çektiğimi, gözümü her kapatışımda, her yastığa baş koyuşumda çıkmıyor aklımdan. Rüyalarımda uğraşıyorum onlarla.. Bunları bana kimsenin yaşatmaya hakkı yok!
Allahlarından bulsunlar. Ben de artık yolumu çizmeye karar verdim. S yi çok üzmüştüm. Onun bana yaşattığını ben S ye yaşatmamalıydım. Sevilmeyecek bir insan değil, hatta Allahın bana bir lütfuyken o, ben yaralarımı saramayan, acı üstüne acı yaşatan birinin peşinden gitmişim, inanmışım, güvenmişim. Ondan bana kalan son şey, beni iki gün gülümsetmesi oldu.. Onu da öyle bırakmayı beceremedi yüzümde.. Onu da mahvetti, her şey gibi.. ha birde sevgilim sevgilim sana bu sözüm, son sözüm; hani bana gönderdiğin o şarkı varya diyordu ki bir yerinde ;
''Ben çok sevdim gözbebeğim
Her ne yaşadıysan fark etmez Sıkılırsan kaç gel yanıma Benden sana zarar gelmez..''
Bunu neden hatırlattım biliyor musun? En son yanına geldiğimde bana verdiğin zararı sanırım gözlerimde görmüş olmalısın.. her aynaya bakışında yeniden hatırlayacaksın.. belki uzun sürmeyecek bilemiyorum.. gerçekler öyle şarkılardaki gibi değilmiş demekki sen de değilmişsin, sandığım sevdiğim uğrunda ölebileceğim o adam değilmişsin.. O adam ise çoktan ölmüş de ben gömmesini bilememişim... 13/03/2009 sildim seni takvimimden...
Şimdi ben beni seven, sayan, hatta bana tapan S ile yeniden birlikteyim. Artık ona aidim.. Onun prensesi olmaya devam edeceğim hemde son nefesime kadar..Bana yaşatacağı güzel günleri iple çekiyorum..
Not: söz bundan sonra bu blogda hüzne yer olmayacak, Allahın izniyle her şey çok güzel olacak : )
Bugün.. Yani Pazar ve saat. 15:25 ve ben dünden beri pijamalarımla oturduğumun farkındalığını yaşamaktayım.. malum havalar soğudu bende bi boğaz ağrısı ardından öksürük ve elimde zencefilli tarçınlı limonlu bir bardak ıhlamur.. Kucağımda laaptopum.. bide üstümü örtmeden duramıyorum üşüyorum titriyorum arada.. Öksürükse ciğerlerimi deliyor resmen.. Acıtıyor içimi..
Ama daha kötüsü.. İçinde bulunduğum durumun acısı.. Mesajlarıma dönmüyor,merak ediyorum onu! Sanırım umrunda bile değil..Al sana asıl ciğer acısı diyorum.. Değer verdiklerinin sana mükemmel geri dönüşü vayy bee! Anlam veremiyorum iki satır bişi yazmak nekadar zor olabilir ki? Ben kim olursa olsun yapamıyorum. S mesaj atıyor. Cevabı olmayan sorulara bile bir şekilde cvp bulup yolluyorum,merakta bırakmamak için. Sora internette gözüme takılıyor ''son model alyanslar'' .. hiç tıklama cesaretim yok, hem neyime ki diyorum.. Bu kadar iyi niyetli omaktan başkalarını düşünmekten kendimi küçük duruma düşürmekten anlamsız hırslarımdan,anlamsız intikam arayışlarımdan yıldım artık..
gecen akşam X in telefonu caldı arayan oydu.. bir zaman önce benim bir sabah x'i aradığmda telefonu acan ve ''x suanda uyuyo müsait deil'' diyen yelloza, ekranda onun aradığını görünce teli açıp' x suanda uyuyo seninle görüşemez cnm'' dediğim için kendimle gurur mu duyuyorum? Ne oldu şimdi intikam mı almış oldum? Kimden peki.. Küçük öğrenci bi kız.. Peki ben hakettiğim değeri görrdümmü bunu yaptığım için? hayır! Kendimi kandırmışm, Kan dı rıl mışım; kandırılıyorum, ve artık babama bile güvenemezken, ne yapacağım bilmiyorum..
İnsanları anlayamıyorum ve tanıdığımı zannediklerimi bile aslında tanıyamadığımı farkediyorum. iyi değilimmm bennnn doktora ihtiyacımm varrrrrrr!!!
Dün akşam onu çok üzdüm hala üzgün ve kırgın bana.. Aklımın karışık olduğunu ona anlatmaya çalıştım. Hayatımda hiç bukadar düğüm olmamıştım. Kördüğüm bu çözülmesi imkansız.. Bi yana dönüyorum, döndüğüm taraf beni içine çekiyor, yakıp kavuruyor öyle böyle değil.. İliklerime kadar hissediyorum onu, kokusunu, beni sevişini.. Ağlıyor gözlerim, dökülüyor sözlerim bana her dokunuşunda, söze ne gerek ki.. sallamaya yetiyordu zarif bedenimi...Diğer yana dönüyorum, beni itiyor, soğuk terler akıtıyor ruhum içime.. Beni istiyor, çok istiyor. Ben ise sadece arkamı dönüp uyumak istiyorum.. Neyseki artık kendi de biliyor, bu yükü yanlız taşımıyorum sırtımda.. Kambur oldum uzun süredir. Tam olarak üzerimden atamayıncaya kadar da öyle olmaya devam edeceğim.. Evet iki seçeneğim var ikisi de birbirinden imkansız.. Aşkın en yaşanılası var, aşkla beraber imkansızlık... Diğer tarafta mutluluk var tek taraflı,sevgi var beraberinde imkansızlık...
Gerçek galiba yine yalnızlık.. Yine yalnızlık..
Bir zamanlar dua ederdim deli gibi Aşııııııııkkkk olmaaaaaaakkkkkkkkk istiiiiiiyoruuuuuummm .. diye..
Oldum, kaybettim, kavuşamıyorum..
mutluluk oyunları oynuyorum başkalarıyla..
Olmadı, olmuyor, olmayacak..
Bana cektirdiği onca acıya rağmen, hala isteyebiliyorsam deli gibi, kaderim benim rağzıyım senden gelene diyebiliyorsam, silebiliyorsam herşeyi uğruna, arkama bakmamacasına yol alabiliyorsam... (ki çok istedim)
O hep beynimde, kalbimde, ruhumda yaşayacak..
Taa ki bir gün ben vazgecene kadar bu hayattan..
ve ozamana kadar da tek duam şu olacak..
Allahım nerde, nezaman, hangi şartlarda olursak olalım, bir yolunu bul.. Bir mucize yarat.. kavuştur bizi.. Amin...
Saban alarmım çok derinlerde çaldı yine de duydum.
Kaltm baktım telefon yok. Olmayacak bişi olmuş. Yatağımla duvarın arasndaki sinek poposu genişliğindeki boşluktan aşaa düşmüş orada cebelleşiyor ki ben ona erişemiyorum. Uyku sersemiyim. Tek gözüm kapalı henüz karanlık gün doğmamış. Eğilip uzatıyorum kolumu lakin yetişemiyorum. Dolabımı açıyorum. Bir askı alıp onunla giriyorm yatağın altına bukez başarıyorum telimi alıp susturuyorum. Bu sabah telefonu
erteleyip 5dk daha uyuma zevkini tadamıyorum tabisi.
Sora işe geliyorum. Telefonumun kulaklığını servisten inerken düşürüyor ve üstüne itina ile basıyorum. O yuvarlak kısım varya. Ordaki delikli şey diger büyük parcadan ayrılmış. Ama içindeki teller kopmamış ve birbirine sımsıkı bağlılar hala. Yaralı iki aşık gibin: (( yerim onları diyorum koşuyorum ofisime. O da ne Japon yapışıtırcım yokki benim. UHU buluyorum en klasiğinden. Sürüyorum iki aşığın arasını yapıyorum. Birleşiyorlar tekrar. Denemek istiyorum hemen. Onca şeyden sonra nasıl bir ses yükselecek kulaklığımdan diye. Evet duyuyorum ses geliyor diğerine göre biraz cızırtılı ve tiz ama geliyor ya diyorum olsun , seviniyorum, çalışıyorrrrrrrrrr : )
Yarın kokteyl var mış şirkette şimdi haberini alıyorum. Hey allahım nasıl hazırlık yapılacak? Fikirler sunuluyor, apışıp kalıyorum.. Bir kahve alıp kafamı toparlamaca oynuyorum. Neyse basın bülteniyle başlıyorum, karalıyorum iki selam, iki kelam ediyorum.. bugün burada.. diye devam eden cümleler eşliğinde..
Oda bitiyor. Aysonu işleri var. Puantajlar, mesailer vs toparlanıp muhasebeye teslim edilecek. Dizi arası vere vere onu da çıkarıyorum ya işin içinden süper marionun kız versiyonuyum bugün adeta.. aferin bana..
Eğitimdeki sevgiliyle konuşuyoruz ara ara.. Sınava gireceğini söylüyor 10 buçukta. Telefonu kapatıyorum. Sonra işe dalıyorum yine.. Telefonum çalıyor 12 de.. “ben geldim diyor izmitte. Annem rahatsızlanmış hastaneye kaldırılmış.” Üzülüyorum, geçmiş olsun diliyorum. Ama ama o da ne? Karşı taraftan buraya okadar zamanda gelmiş olabilir mi diye konudan konuya atlıyorum. Şüphe ne şırfıntı, ne çirkef, ne kaltak bi kelime azizim.. Beynimi kemiriyor. Birkaç arkadaşa soruyorum. Olabilirmi diye .. belki diyorlar.. Aklıma başka tutarsızlıkları da geliyor. İstanbula gittiğinden beri konuştuklarımız arasından.. bir bir geliyor. Emin olamıyorum. Ama ona hesap soracak son kişi olduğumu hatırlıyorum. Neredeydim dün akşam ben hee ? susuyorum sonra..
Çıkıyorum odamdan. Kahve makinesine doğru yol alıyorum. Bir yandaki makineye takılıyor gözüm. Tadım ın tuzlu fıstığı ağzımı sulandırıyor. Atıyorum parayı lakin elim yanlış bir tuşa basıveriyor .. “BENİM O” diye bişi veriyor geri bana! Şakamısın makine diyorum ya ! bana onu yada diğer onu hatırlatacak bişi niye verdin ki! Ben tadım istedim fıstık istedim diyorum yaaa.. sora arkadaşım beliriyor ardımda. O da para atıyor ve birlikte ofisimize çıkıyor Tadım fıstığı zevkle midemize indiriyoruz..
Bir aklı karışığın, bir budala aşığın, bir arsız sevgilinin, bir bitterin bir… bir…. Bir günlük .. bu günkü güncesiydi..
Bu da bugünkü face iletim:tüm yalnızlara gelsin: Denizden babam çıkar, pastadan dansöz çıkar, piyangodan amorti çıkar, eski sevgilim bir maymunla çıkar. Yaa ben alonee cowboyy :D:D
Gel bakalım sevgili klavyem yamacıma. İçimi kemiren sorulara cevap buluyorum yavaştan. Kendime kızmakla başlayacağım önce. Bir önceki postta anlattım hemen hemen olanı biteni ve daha öncelerinde de..
Birlikte olduğum beni delicesine seven o insana haksızlık yaptığımı kabul ediyorum, üzülüyorum.. Ne yaparsam yapayım, arkamda olan bir insan. Her anlamda destekçim. Bu çok ama çok güzel ve herkesin arayıp da bulamayacığı türden bir şey.. Bunlara, bana yaşattığı mutluluğa rağmen arkasından iş çevirmek çok ama çok yakışıksız..
Aşık olduğum adama gelince.. Görüşmelerimizden anladım ki, o vazgeçmeye hazır değil bazı şeylerden. Cesareti yok zannediyorum. Bu da benim umudumu kırdığı gibi, aptal yerine konulduğumu hissettiriyor. O her aradığında cevap verebiliyorum. Çağırdığında gidebiliyorum. Mesajlarına anında cevap atabiliyorum. Ama o bunları yapmıyor. O daha çok 3. şahısları düşünüyor. Peki ben bu hikayede saf, enayi, aptal durumunda olmuyor muyum? Evet aynen öyle oluyorum. Attığım mesjlara cevap alamıyorum zaman zaman.. Sana aşığım diyen adam, başkasını sana tercih ediyor.. Biz birbirimizi unutamadık doğru.. Ama o benden vazgeçmek adına 3. birşahsı tercih etmedi mi, etii.. Hala onunla birlikte mi buna rağmen, evet! Ben bir sabah aradığımda onu o 3. şahısla telefonla karşı karşıya kaldım mı? Kaldım.. Olduğum yere gömülmek istedim mi o an , evet istedim..
Hala neyin, hangi umudun peşindeyim? Deyişen ne var ortada.. Sevgili arkadaşım muhabbeti var.. Arkadaş kalmışız ya!
Ne olursa olsun aşkın varlığını sonun kadar kabul etsem de, Benim yanımda onunla konuşması, benden sonra onun yanına gitmesi, onunla geçirdiği saatleri düşündükçe içimin oyulduğunu hissediyorum ! Bu acıyı çekmeye ne kadar devam edebilirim bilmiyorum..
Onun ise tüm bu yaşananlara karşın rahatlığı şaşırtıyor. Korkutuyor.. Ve aklım almıyor hala almıyor. Hep başa sarıyorum bu filmi. Hep aynı soru zihnimde dolanıyor.. “bunu nasıl yaptı” .. Bana aşıkken nasıl başkasıyla birlikte oldu? Hala oluyor. Onu kıramıyor, incitemiyor. Her şeyiyle yanında.. Hangimiz güçlü, hangimiz zayıfız bu hikayede? Hangimiz doğru hangimiz yanlışız?
Birlikteyken elini tutup yanlarında oturduğumuz insanlardan şimdi yanımdayken çekiniyor!!!
Belli etmiyorum, çok canım acıyor..
Yazmaya korkuyorum kaç gündür.. Ama içimde tutmaya da niyetim yok bu karmaşayı..
Ben anladım ki yanında mutlu olduğum için bir birliktelik yaşıyormuşum. Beni mutlu ettiği için.. Korkarım ki bu tek başına yeterli bir sebep değilmiş. İnsan zamanla birine bir şeyler hissedemeyebilirmiş. Zamana bırakmak çok da akıl karı değilmiş.. Ozaman karşındakine de haksızlıkmış yaşadıkların..
Beni çok seven biri var karşımda.. Bana gecenin bir yarısı sürpriz yapıp elinde çiçekle karşıma çıkan. Yüzümü az da olsa güldürebilmek adına.. Oysa onun yanında bir robottan farkım yokmuş meğer. Sıfır his!
Bir de bana aşık biri var hemen yanıbaşımda.. Her gece penceremin önüne gelip seyredip biraz hayal edip, sora evine giden, her gece üşenmeden.. Gecenin bir yarısı uyanıyorum, onu düşünüyorum.. Penceremden bakarken yağmur altında onu görüyorum, mutlu oluyorum: )
Yanında yüz bilmem kaçıncı buluşmamızda dahi tirtir titreyebilecek kıvamda heyecanlı oluyorum. Elimi tuttuğunda yanağımı okşadığında bulutların üzerinde uçuyorum. Biz iki eski sevgiliyiz. O şuan başkasıyla birlikte ben de öyle.. Taki gece başımızı yasladığımızda yastığa, kopuyor tüm film burada.. Bir yandan kalbinin sesi, bir yandan vicdanın acıtesi..
Başka birine aşıkken insan, bir başkası seni dünyanın en mutlu insanı da yapsa, duygusal anlamda hiçbirşey hissedemiyormuşsun.. Öğrendim.. Onu içinden kazımadan, yanındaki insan hep el geliyor sana.. Ne yapsa yapsın bir yabancı gibi.. Elimi tuttuğunda, sadece tenime değen bir cisim tanımını yapabiliyorum. Öpmek istediğinde istediği karşılığı veremiyor olmanın ağırlığıyla eziliyorum her defasında.. Her defasında bir bahaneyle, şirinlikle belki uzaklaşmaya çalışıyorum.. Bu böyle nekadar idare edilebilir ? Bilemiyorum. Hayatımın karmaşasını yaşıyorum ben son günlerde. Hiç bukadar ikiye ayrılmamıştı ruhum, kalbim, aklım.. Yine dua etmekten başka çarem yok benim Doğru yolu bulmak adına.. Diyeceksin ki sen doğru yolu bulamıyor musun? Bulamıyorum işte bula mıyorum. Bir an geliyor onu da alıp kaçıp gidesim geliyor buralardan her şeyi herkesi arkamda bırakmayı göze alacak kadar kararlı oluyorum.. Sonra düşünüyorum ya sonra ? Diyorum..
Ortada bir gerçek var.. Ben aşık olmadığım biriyle birlikteyim.. Aşkıma ise kavuşamayacak olmanın veridiği ağırlık beni her geçen gün biraz daha dibe batırıyor.. Birlikte olduğum insanın bana bakışlarıyla, ona yaptığım haksızlığı düşününce en dibe iniyorum.. Evet burası dip.. Çok soğuk ve ışıksız.. Burada mevsim kış.. Benim sol yanım sisli.. En karanlıktayım şimdi.. İncinen yerlerimi çürümeye bıraktım artık.. Anladm kaçış yok bu ölümden.. Yaşarken ölmekten ..
I can't tell dreams from truth For it's been so long since I have seen you I can hardly remember your face anymore When I get really lonely and the distance causes only silence I think of you smiling With pride in your eyes A lover that sighs
If you want me Satisfy me If you want me Satisfy me
Are you really sure that you'd believe me? When others say I lie I wonder if you could ever despise me When you know I really try To be a better one to satisfy you But you're everything to me And I'll do what you ask me If you'll let me be free.
gerçekten burada mısın yoksa yalnızca rüya mı görüyorum?
gerçeklerden oluşan rüyaları anlatamam
seni göreli o kadar uzun zaman oldu ki
artık yüzünü bile hatırlayamıyorum
gerçekten yalnız kaldığımda ve mesafeler yalnızca
sessizliğe sebep olmaya başladığında
senin gülümsemeni düşünüyorum
gözlerindeki gururla
iç çeken bir aşık
beni istiyorsan
beni tatmin et
beni istiyorsan
beni tatmin et
bana inandığına gerçekten emin misin
başkaları yalan söylediğimi söylerken?
daha iyi biri olmak ve seni memnun etmek için
gerçekten çabaladığımı bilirken
beni küçümseyebilir misin, merak ediyorum
çünkü sen benim her şeyimsin
ve benden ne istersen yaparım
eğer özgür olmama izin vereceksen
Okulda bize hayat bilgisi dersini veren hocama sorarım sitem ederek..Ya hocam! hayat bilgisini öğretirken hayat silgisinide öğretseydin bari şu pişmanlıklarımı korkularımı en zoruda ''kaybettiğim sevdiğimi'' hafızamdan silebilseydim...!!!
Şu havaların güzel gidişatı insanın mutluluğuna mutluluk katıyor resmen : ) E bugünün cuma olması ve arkasında 9 günlük bir bayram tatilinin oluşu da amannnn sabah olmasın dedirtiyor vallahi.. Bir sürüde plan programım var. Havalar güzel ken haftasonu pikniği süper olacak mesela, Herkes bu haftasonun değerlendirmeli buyüzden. Cünkü bayramın sonuna doğru bozuyormuş havalar : (
Bayram zaten herzaman akrabalarla dolu dolu geçiyor bizde. Yine öyle olacak. Ta kiiii 3. günü olduğunda zaman ... Huzurumunnn ailesiyle tanışacağım: ) Şimdiden heyecan, stres ne ararsan var.. Ama içim bir yandan da hiç olmadığı kadar rahat.. Güzel şeyler hissediyorum sürekli, vardır bi hikmeti : )
Bugünde işverenim canım benim saolsun bizi bir saat erken bırakacakmış. Hemen İzmite inip yeğenlere bayram hediyeleri seçeceğim. bayramlarda en çok yapmaktan hoşlandığım şeylerin başında gelir:))
NOt: Bu arada paylaştığım şarkı son zamanlarda çok dinlediğim bir parça, çok sevdim.. Paylaşmak istedim: ) Yazının konseptine uymasada farketmez :))))
Okadar çok yazacak şey biriktirmişim ki içimde. Nerden nasıl başlarım, nasıl anlatırım bu birikimi bilemiyorum hiç. Öncelikle ilişkim tam anlamıyla mükemmel ötesi devam etmekte. Sanki birbirimiz yıllardır tanıyormuş gibiyiz, ilk defa böyle bir şey yaşıyorum ben.. Mutluluğum bir yana da bu hız beni biraz korkutuyor mu ne? İçimde eksik bir taraf bir nokta bir adını koyamadığım bir şey var işte.. Onu bulamıyorum, Aslında bulmak istemiyorum belki de bulmaya korkuyorumdur bilemiyorum. Aslına bakarsanız her kızın yaşamak istediği bir peri masalı şuan hayatım. Çok seviliyorum, değer veriliyorum, bir dediğim iki edilmediği gibi aklımdan geçenlerin bile sihirli bir şekilde ertesi gün gerçekleştiğini görüyorum : )
Ben hayatımda bir kez aşık oldum. Sonu acı bitti o masalın aslında hatırlamak istemiyorum ama bir karşılaştırma yapmak istiyorum sadece.. Yada belki bunun adı aklımdaki sorulara cevap aramak.. Aşık olduğum o hayatın içinden kendimi zor kurtardım ben.. Bana sadece acı veriyordu çünkü, Herkes de bitmesi gerektiğini düşünüyordu, ben hariç.. Ben deki deli cesaretiydi belki kendini bilerek ateşe atmaktı mutlu olamadığım ama mutlu olacağıma inanandığım aşkımın ateşine.. Tüm bunları göze alırken ben, …. Şaka bir son yaşadım.. Uzun süre kendime gelemedim. Zaman dediler zaman her şeye çaredir.. Zaman her şeye çare oldu !
Şimdi bakıyorum, mutlumuyum? – Evet! Acı çekiyormuyum? – Hayır! Seviyormuyum? – evet! Seviliyormuyum? Kesinlikle evet! Bu ilişkide her şey ama her şey benden yana.. Bazen kendimi bi filmin içindeymiş gibi hissediyorum. Ya da O nun bana Tanrı nın bir lütfu olduğuna inanıyorum. Çünkü istediğim her şeye ama her şeye sahip. Sanki Tanrı benim çektiğim acıları görmüş, pek bi üzülmüş halime ve O nu bana “git bu kızı mutlu et ey kulum” diye göndermiş gibi.. Buyüzden binlerce kez şükrediyorum her gün.. Zamanla belki aşık da olacağım bilemiyorum.. ki bu mutluluğun sevip sevilmenin sonu bu olsa gerek..
Aşık olup anlaşamamak, hergün savaşmak mı ? Mutlu olmak, anlaşmak, sevmek-sevilmek, saygı duymak, aşkı zamana yaymak mı?
Özeti bu sanırım benim hikayemin. Ben tercihimi çoktan yaptım aslında.. Dedim ya hikayelerin artılarını ve eksilerini toplamak yeterliydi.. Ben sonu mutlu biten masalı seçtim.. Varsın hızlı olsun dedim. İnsanlar doğru insanları bulduklarında böyle oluyormuş demekki dedim..
Evet evet o bana Tanrının bir lütfu olmalıydııı :) O bana çirkin ördek yavrusuyken, kuğuya dönüşme masalını bizzat yaşattı: )
Benim için, senin için , onun için, dostum düşmanım için, herkes için Allah hayırlısını versin, herkes ama herkes mutluuuu olsunnnn : ))
Bugün ağzım kulaklarımda inanılmaz mutluyum. ASlında bir süredir böyleyim ve iş yerinde herkes adımı POLYANNA koydu..:)) Az önce sıcağı sıcağına yaşadığım büyük sürpriz karşısında (ki belli etmiyorlar ama devamı var yarın ayrıntıları yazarım) inanılmaz mutlu oldum. Şık paketinde kırmızı bir gül, melek bir kolye, bir de cd aldım :)))))) Bir insanın değer verdiği bir insanın için neler yapabileceğini gördüm. ve değer verilen o insan bendim :)) Aslında bu anı bekliyordum ama nasıl olacağını beklemiyordum sadece. Bu inanılmaz değişik ve güzel oldu, emek verilerek neler yapılırmış onu öğrendim:)) Kısacası bizzzzzz güzel bir birlikteliğiinnn İLK ADIM ını atmış olduk bugün hatta atacağız bir saat sora iş çıkışmda.. Ama bir saat sora nelerle karşılaşacağım inanın ben hayal edemiyorum bile. Beni hergün şaşırtan bu değerli insanı galiba ...
çok seviyorummmmmmmmmmmmmmmmmm:))) şimdilik bukadar canlar:)))
Paylaşmak istedim:)))
ADİOSS : ))))))))))))))))))))))))
SENsin okyanus misali kabartan içimi, bütün mantığı yerle bir eden,SEN! Yüzümdeki bu tebessümün nedeni, her göz kırpışımda aklımdaki yine,SEN! Acı verse de SENsizlik, kavuşmayı beklerken mutlu eden yine SEN! İsmin ne,cismin ne,kimsin,nesin çok önemi yok.Bendeki yerin belli…”SENin adını HUZUR koydum”…
Öyle güzel bir sabaha uyandım ki bol güneşli, tertemiz bir havaya: )
O hersabah sarıldığım yorganımı elimin tersiyle itebilmenin mutluluğu içimde halen..
Enerjim, moralim o kadar yerinde ki son zamanlarda.. Ne arabamın çıkardığı masrafı düşünüyorum, Ne bizim ufaklığın gece (en uzun) 2 saat arayla mama isteğiyle ortalığı birbirine katmasından sıkılıyorum, ne ay sonunun külfelti olan işlerimden korkuyorum.. Hepsi olur azizim.. Ben mutluluk sarhoşu olmuşum onun tadını çıkarıyorum..
Buna etken arkadaşlarım, dostlarım, ailem, özel insanlar var elbet..
Şöyle ki erkek milletine emsal teşkil edecek süper bi adam O !
O’nda yok yok! Eğer beni bir insan her gün şaşırtmayı başarabiliyorsa, o insana inanılmaz saygı ve hayranlık duyarım ben..
Kariyerinin, mesleki yeterliliğinin yanı sıra profesyonel olarak; 35743849 tane ilgilendiği spor dalı varsa,yüzme antrenörlüğü yapıyorsa, yüzmede ve dalmada 45037598 tane madalyası varsa,otomobilimin motorunu söküp, fabrika ayarlarına geri döndürebiliyorsa,aynı mekanın müdavimi isek,Pc’mle yakından ilgilenip virüslere unutamayacakları bir savaş açıyor ve galibi olabiliyorsa,parmaklarımı yeme isteği uyandıran eşsiz yemekler yapabiliyorsa, sorduğum her soruya mantıklı ve kabullenebileceğim bir cevabı varsa,buluştuğumuzda bana “nereye gidelim” diye sormuyorsa,hemen hemen her konuda bana saygı duyabiliyorsa,aynı takımı tutuyorsak,aynı şeylere gülüp, aynı şeylere üzülüyorsak,benzer bir geçmişe sahip olduğumuzdan birbirimizi çok iyi anlayabiliyorsak, güvenilirliği, dürüstlüğü, açık sözlülüğüyle benim gibi yaralı bir ceylanın gönlünü feth edebiliyorsa…ben Eros’un en açık hedefiyim demektir : )Hatta çoktan nişan almış bile olabilir : )
Nazara gelir diye korktuğumdan şimdilik burada kesmek zorundayım: )
Ne de olsa daha şaşıracak çooooook gelişmeler olacak ..
Şarkıyı şnanılmaz beğendim.. Zeliha Sunal gerek yorumu gerekse hayran kaldığım kostümleriyle muhteşem görünüyor.. Renkli tüllü elbisesine ve Military payetli ceketine bitmiş durumdayım..
Şarkıyı dinlemeyenler mutlaka dinlesinler derim :))
Zaten şu malum konuların akabinde nefret duyduğum erkek milletine bir de şoförler eklendi anacım.. Bi haftadır falan trafiğe cıkmaya başladım erkeklerin diğer yüzünü de görmüş oldum. Direksiyon başında evrim geçiriyorlar sanki.. İnsan deileer ya kesinlikle ! Bayan şoförlere karşı bu kabalık, anlayışsızlık, küçük görmek nedir arkadaş?
Rakip olarak yakıştıramadığınızdan mı bilmem. Centilmenlik falan hakgetire zaten.. En ufak bişi de camını acıp bağırıyor laf atyor..Kendinde nerden bu hakkı buluyosun ki sen..Allah korusun bi de carpsan falan böle inip bi temiz dövecekler o derece.. Ben nasıl alışıcam nasıl kullanıcam die düşünürken, ki tam arabama alıştım ama şimdi erkeklerden korkuyorum anacımm..
Neyse herşeye rağmen moral bozmuyorum. harika bi haftasonu geçirdim. Araba ıslatmaca yaptık bahsetmiştim: ) Mekanın en güzel masasını ayırtmışım meğer : ) Mü kem mel bi fasıl gecesiydi.. ''gözlerininnnn içineeee başka hayal girmesinn'', ''senii benn ellerin olsunn diye mi sevdimm'' lerden sora kendimizi Atanın kurufasulyesiyle dağıtırken bulduk :)e doğal olarak:)) Dönüşte evin yolunu bulamayışımız dışında herşeysüperdi.. Yol demiişken o yollarda kahrımızı sabırla ceken Arkaşamız M.ye de sonsuz teşekküler : D
Devamı gelmeli ama yetmedi doyulmadı yeteri kadar dağıtılamadı sanırım bu kutlamanın ki (yoğun istek üzerine) 2. ayağı da düzenlenecek :))
Günaydııııııııııııınnnnnnnnnnnnnnnnnn:)) her nekadar karanlık ve yağmurlu bir güne uyansak da hissediyorum süper bir gün olacak.. Nasıl enerji doluyum kıpır kıpırım inanılmazım bugün.. Sabahın karanlığında kalktım her zamanki gibi. Bugün servisimin gelmesine daha vakit vardı ve pastaneye doğru bir sabah yürüyüşü yaptım. İnanılmazdı. Tertemiz bir hava var, gün henüz doğmamış , nevar ne yoksa etrafta uyuyorlar.. Tek uyumayanlar fırıncılar : ) Fırınların önünden geçtim nasıl mis gibi bir ekmek kokusudur o ölüyü canlandırır okadar diyorum Aldığım böreklerle de biz canlanacağız midemize indirdikçe ofisimizde : )
Bu akşama dair plan yapıyoruz 2 gündür nihayet sonlandırmayı başardık. Rezervasyonlar tamam, harika bir fasıl gecesi beni bekliyor.. Çoook iyi gelecek hissediyorum. Canım arkadaşlarım, dostlarım sayesinde.. Hepinizi çoook seviyorum bitanelerim..
Onun dışında haftasonu planlarım da hazır. Yeni aldığım arabamın ilk sınavını vereceğim babamın önünde.. Onu köyümüse götürceğim cumartesi günü: ) Başarırsam o la la ne ala ne ala :)
Pazar günü ise profesyonel bir çalışmaya imza atacağım. Ama sürpriz şimdilik . Bir aksilik olmasa şayet bu Pazar.. Zaten hepsi fotoğraflanacak ve severek paylaşacağım anlattığım ne varsa .. Aynı zamanda Pazar alışveriş günüm benim : ) beğendiğim dize kadar çizmelerimi alacağım.. Ayrıca uzun zamandır aradığım şortu biyerlerde görenler olmuş onuda eklemem lazım gardrobuma:) Hatta her renginden birer tane mi almalı ne dersiniz?
Uzun bir aradan sonra hissediyorum azizim mutlulk hormonlarımda bir bozukluk yokmuş benim yaa: ) Hepsi yerli yerinde görevlerini yapıyorlarmış.. Her şey kafadaymış aslında anladım.. insan kendini nasıl görmek istiyorsa öyle oluyormuş ister istemez..
Ben mutluyum, iyiyim, güzelim, süperim, enerjim de yerinde.. Kısacası; Gölge etme başka ihsan istemez ; )
Notçuk: mutluluğuma dair tüm kareleri dipnotlarıyla birlikte yarından sonra sevgiyle paylaşmak için şimdilik hoşçakalın : ) Stil Direktörüm Eda Ablacığıma söz verdiğim gibi …:)
Notçuk 2: Nasıl oldu bilmiyorum sabah servisi bindiğimde bir şarkı mırıldanmaya başlamaştım.. Mavi yol yastığımı çıkarım camla başımın arasına yerleştirdikten sonra kulaklıklarımı taktım, radyoyu açtım.. Mırıldandığım o şarkı en başından başlayıverdi : ) uyku mahmurluğumun yerini hınzır bir gülümseme aldı daha sonra : ) evet evet herşey çok güzel olacak.. işte o şarkı :
Başkalarıyla seviştiğini insanlar anlatınca bana, zihnimde kurtların bedenini parçaladığını düşünüyorum.. ölüyorsun, yok oluyorsun, parça pinçik kayboluyorsun kalbimde.. Ölmen değil de parçalanmaktan zevk alman canımı acıtıyor…
Karda, kışta, zorda; baharında yazında mevsimin, sana açtım çiçeklerini içimin, hep sana soldum sonra… Hep sana üşüdüm ayazında bu aşkın, ben bu şehrin yağmurundan hep sana aktım… Sana doldu gözlerim şarkıların en acıklı yerlerinde; sana bağırdım avaz avaz, sana sustum… Seni düşündüm yarımında, eksiğinde zamanın; sana küstüm kimse bilmeden, kimse bilmeden seninle barıştım. Ben bütün papatyaları sana yoldum! Bildiğim bütün küfürleri sana ettim. Sana yandım, sana soğudum, sana söndüm. Ben bütün yollardan sana gittim, sana döndüm…
Ben hep sana yazdım ya, bütün soru işaretlerini, bütün virgülleri, bütün ünlemleri, bütün noktaları sana koydum. Sana açtım bütün parantezleri, bütün parantez içlerini seninle doldurdum. Ben sana, ben hep sana, ben bunu da sana yazdım…
Ben sana yazarken her şeyi, sen başka baharında mevsimin, başka zamanında hayatın, başka düşlerin, başka kolların, başka acıların koynunda, yatağında en arsız sevişmelerin; ben sana durdum ayakta, sana düştüm… Sana saydım yok oluşlarımı ve yeniden doğuşlarımı. Ben bütün yaralarını içimin, sana sardım…
Sana topladım dağılan parçalarımı dağıldıkları yerlerden; sana hastalandım sana iyileştim. Sana fırlattım oklarını hayallerimin; seni hedef aldım, seni ıskaladım, seni vurdum, sana kızdım, seni affettim. Sana içlendim, sana sabrettim; ben sana, ben hep sana, yine sana yazdım.
Ben sana yazdım ya her şeyi; aşkı, ayrılığı, en karasını cümlelerin, en kanlısını, en ihtiraslısını, en yaralısını, en acısını hatta en ağırını.
Ben uyutmak için bazen içimin canavarlarını, bozmak için aşkın kara büyülerini, yakmak için bazen sana ait kelimelerini dilimin, tuz basmak için tenimin senden kalan yerlerine; uyuyabilmek için, uyanabilmek için, unutabilmek için, unutamamak için, acıtmak için bazen senin de canını, sana yazdım…
Var olmakla yok olmak gibi, kaçmakla yakalanmak gibi, iyiyle kötü gibi, melekle şeytan gibi, atmak gibi kendi uçurumlarından kendini ama ölmemek gibi, ölememek gibi.
Verdiğin herşeyi bir bir al geri kalbini mesela.. ama önce benimkini ver bana.. O kuruttuğum kırmızı gül tam karsımda tablonun kıyısına tutturmuştum ya! Onu da al olur mu? Kalbim başka atıyor ona her baktıça.. Dilim böyle söylüyor ama; zihnim kalbim! İnat ediyor yaramaz cocukmuşçasına.. Tepiniyor O'rada kalmak istiyor.. Atamıyorum zihnimden,koparamıyorum kalbimden.. Söz geçiremiyorum canına yandığım.. SÖZ GECİREMİYORUM!
Koskoca dünyanın geçirdiği birtakım evreleri geçirir gibi bedenim.
Bir ısınıyor, bir soğuyor, bir titriyor. Ama azca rahatlıyor.
Ayrılık.. zor bir kelimeydi benim için. Ama o zorun da en zoru varmış meğer..
Bir volkan gibiydim önceleri patlamaya hazır.. titreşimlerim duyuluyordu yakın çevremde.
Ve bi akşam sen çıktın karşıma öylece hiç bir şey olmamışcasına.
Ben benlikten çıkmışken acılar etrafımı sarmışken, sennnnn…
Sen sevgilim..
Yanında bir başkasınıda getirdin karşıma.. Yetmedi..
Bana yaşadıklarınızı da anlatma cüretini gösterdin..
Cesaretmi delilik mi neydi yaptığın bilmem..
İşte o an o titreyen volkan uyandı artık.. Öyle bir attı ki içindeki aşkı sevgiyi kendinden en uzağa fırlattı. İçimde dönüp duran o alev topu artık gitmeliydi benden. Gitti..
Beraberinde büyük depremi meydana getirdi yüreğimde.. O deprem ki artçıları hala devam etmekte..
EY BÜYÜK ALLAHIM! ONU HAYATIMDAN ÇIKARDIN, YALVARIRIM RÜYALARIMDAN DA ÇIKAR!!!
Son zamanlarda sizin de dikkatinizi çektimi bu abuk şarkı isimleri?!
Yok çanta, çöp, poşet, uzaylı, mikrop .. YAni ilginç olup dikkat çekilmek amaçlı mı konuyor bu isimler sizce?
Böyle karşılıklı yarışıyorlar ilginç şarkılar yapmak için sanırım. Haklarını yiyemem çok sevdiğim parçalar var ama böyle abuklarını sevmiyorum arkadaş..
Heytt beeaa ne şarkılarımız var bizim oysaki. Böyle bugün sıcacık simitim yanında peynirim ve demini almış hala buharı tüten çayımla ofisimde bi nostalji havası estireyim dedim..
Katılır mısınız bana?
Şuanda içerisinde bulunduğum ruh halimi bir tek sana anlatabilirm sanıyorum.. Yaralıyım blog çok yaralıyım.. Oyle derin öyle derin ki hem de.. Çok dertliyim be blog!
Lakin bu yaralarımın tulaf yanı ne biliyor musun?
Acııı!
ACI yok !
Neden diye düşünüyorsun değil mi? Yaraların büyük derin ama acı yok : )
Komik geliyor değil mi blog?
Biliyorum komik.. Ozaman ben gülerim ağlanacak halime blog.. Kahkahalarla gülerim.
Alışımışlık var bende. Yaraya, acıya alışmışlık var. iş te bu yüzden acısa da hissetmiyorsun blog.
Birileri her defasında senin canını yakmayı başarıyor ya sen de buna tav oluyorsun ya işte bunun acısı daha başka blog daha başka..
Her defasında sil baştan yaşamak ne zor hayatı, ne zor aynı cümleleri tekrar tekrar kurmak, ne zor her defasında dönmek yeminlerden, ne zor!
Zor be blog çok zor! Hayat yoruyor beni, şu kullandığım ilaçlar sanırım beni biraz vurdumduymaz yapıyor..
Tek başıma sandığım zamanlarda aslında hiç de öyle olmadığımı göstermek isteyen insanlar var biliyormusun?
ve ben onları kötü zamanlarımda yanımda olduğu için suçlamalı mıyım? Hayır bencede suçlamamalıyım. Ya iyi zamanlarımda onlara sırt çevirmek ZORUNDA kalmama ne demeli? Baskı altında kalmak nedir bilirmisin blog? aslında mükemmel ötesi görünen bir dünya ama aslında baskının en alası en zorbası olabilir biliyormusun? ve sen bu duruma rağzı olup, tek bir kişinin dönüp dururken etrafında pervane gibi, çiğnediklerin ne düşünürler hakkında? Yaşaması anlatılmasından güç be blog.. İnsanların hakkında konuştuklarını duyar gibi oluyorsun.. Kalabalıklardan kaçıyorsun. Herkes hakkında konuşurmuş gibi ve bir zavallıya bakarmış gibi gelir sana..
Ozaman tüm bunlardan kurtulduğuma sevinmeliyimim blog nedersin?
İyi mi kötü mü bu durum bilemiyorum..
Tek bildiğim kurduğum hayalleri hala ve hala hatırlayabiliyor olmam ve gerçekleştirmek için çokça zamanımın olduğu..
O halde ne duruyorum ki ?
O bundan sonra sadece buğulu bir camda duran izlerin kalabilceği kadar var hayatımda!