Haketmeyen insanların hep senden daha mutlu olduğu bu adaletli dünyada çırpınıp duruyoruz hergün. İşler güçler, ilişkiler, arkadaşlıklar ve en yakınlara dair ne varsa eşittir hayat diyoruz.
Tüm bunların İçinden seçip ayırmak istesem de en az birini, en az birine tutunabilsem daha güçlü hissedeceğim sanıyordum kendimi. Her yandan o tutabileceğim dalın bana uzanmasını bekliyorudum.
O an, o hayal ettiğim an bir türlü gelmedi. İçimde giderek yükselen fısıltılar beni her gün biraz daha bitirdi. Sonu potansiyel ayrılık olarak başladım her ilişkime. Ve evrene gönderdiğim bu mesaj bana aynen geri dönmüştü her seferinde. Beraberinde kırmızı fiyonkla süslenmiş bir paketle erimiş hayaller yığınıyla birlikte.
Yazılanı yaşamak mıydı doğru olan? Yazılana karşı koymak mı? Kalbim, ruhumu kader ve özgürlük yarışında tuzağa düşürmüştü hayata karşı. Düşürmeye de devam ediyordu. Çalıyordu geleceğimi benden söküp alıyordu. Sanılanın aksine artık tarafsız olmak istemiyorum. Hala herşeye rağmen, çalınmış geleceğimin azad edilmesini bekliyorum..
