Şu feysbuk nelere kadir azizim. Bundan aylar önce tesadüfen hayranı olduğum birinin facebookta görünce ekleyip arkadaş oldum. Bu kişi öyle çok ünlü bir sanatçı falan değil. Kendisini katıldığı radyo programlarından tanırım ve sesi kadar kendisinden de internette gördüğüm zaman etkilenmiştim. Yazdığı şiirleri ve bunları seslendirmesinden etkilenmeyecek kız da yoktur diye düşünüyorum. Dolayısıyla paylaşımlarını beğeniyorum, az bazen yorum yapıyorum falan.. Bu arada zatı muhteremin aslında daha önceden benim yaşadığım yerde yaşadığını, ailesini de sık sık ziyarete geldiğini gözlemliyorum iletilerinden..
Güp güneşli bir Pazar günü, balık tutuyoruz ma aile marinada. Arada can sıkıntısı feyse girip bakıyorum ne var ne yok. Hoop o da ne bir mesaj! Hem de zatı muhteremden. (Yaşadığım yerle ilgili iletisine yorum yapmıştım. Demekki tek tek inceliyor bakıyor yazılanlara, sonra onu yazan şahıslara, ya da belki bana denkgeldi bilemiyorum.)
“AAA sende mi orada yaşıyorsun. Orası benim memleketim. Çok sık geliyorum hatta buhaftasonu oradayım, bak buda benim numaram, bi kahve içeriz”..
Evet itiraf edeyim , hiç beklemediğim bir şeydi bu. Ama biz kızlar işte hemen havaya gireriz, hatta abartmıyorum , ışık hızıyla öyle hayaller kurarız ki 5 dakika sonra çocuğumuz olmuş beraber aynı marinada balık falan tutuyoruz.. Hani bi zamanlar şu Çılgın Bediş dizisi vardı ya işte oradaki hayalperest Bediş karakteri birebir beni oynamış zaten. Sürekli aşık olur hayal kurar, ama hep elde var sıfır. Neyse toparlanınca cevap atabildim, kibarca çok memnun olduğumu geldiğinde eğer müsait olursam yarım saatimi ayırabileceimi falan yazdım. Ağırdan satıcaz ya kendimizi :)
Gel gelelim ben heyecanla haftanın bitmesini bekledim. Geleceği haftasonuna kadar hiç haberleşmedik, ha buarada bende ona numaramı verdim. Cünkü biliyorum ben onu asla arayamam, çekingen kız durumları yani.! Bende kız arkadışmla alışverişe gitmiştim. Dönüş yolundayız ve yol yapımı çalışması var doğal olarak da trafik ağır ağır ilerlemekte. Telefonum titremeye başladı birden bende araba kullanıyorum, telefonu elime alıp arayan numarayla göz göze gelir gelmez telefonu arkadaşıma fırlattım.. Ayyyççç aaay aç aç o arıyo o arıyo beni arıyo! Derken telefon kapandı tabi.. Elim ayağıma dolaştı biyere bindirmediğime şükrediyorum. Sonra tekrar telefon ve arayan o, arkadaşım tutuyor kulağıma telefonu biryandan da kulağı bizde dinliyor.
“Ya ben telefonunu kaydederken aradım farkında değilim kusura bakma, napıyosun nerdesin,” diyor kırk yıllık arakadaşlık samimiyetiyle.
Bende döndüğüm yeri söylüyorum ve şurda trafikteyiz şuan diyorum. Veee bomba gelir!!
“ aaaa bizde ordayız dediğin yoldayız ve ters istikametten geliyoruz!”
Hönkkk! Olduk komple. Oda erkek arkadaşıyla bize doğru geliyor ve neredeyse karşılaşmak üzereyiz inanılır gibi değil, derken
“ ya neydi senin araba bitarif et “ ve tarif ederim.
2 dakikaya bizim arabalar yan yana ve hepimiz kopmuş durumdayız, gülmekten ilerleyemiyoruz. Şimdi başa saralım:
1- benim numaramı kaydederken yanlışlıkla çaldırıyor..
2- O anda ben ve arkadaşım trafikteyiz.
3- O anda o ve arkadaşı trafikte.
4- Üstelik aynı semtte..
5- Üstelik az sora göz göze gelicez..
Ta ta ta taaamm! Kıkırdamaların ardın dan telefonları kapattık bi kazaya sebebiyet vermeyelim diye. Onlarda hava alanına gidiyorlarmış arkadaşlarını karşılamaya.. Sonuç olarak inanılmaz şaşkınız ve ağlayana kadar gülüyoruz o dakikalar. Velhasıl kelam o hafta buluşamadık. Başka bir hafta yine kendisi geleceğini ve görüşmek istediğini söylediğinde bende aynı kız arkadaşımla sahile iniyorum. Yine tesadüf tam onu aradağımda oturduğu mekanın önünde oluyorum. Arabayı durduruyorum. Ama öğreniyorum ki kendisi kocaman erkek egemen hatta full erkek arkadaş gurubuyla birlikte. Bende girmiyorum ve o geliyor, en azından tanışalım artık değil mi? Yan aynadan kesiyorum gelişini. Allahım boya posa bak özenmiş yaratmış tütütütütütü! Derken hop açıyorum kapıyı en havalı halimlen, gülümsüyor sonra, resimlerinden biraz farklı ama hoş adam yani.. en azından benim tipim! Oyle ayak üstü sohbet ediyoruz, bende gideceğim mekanın adını veriyorum, işi biterse uğrar belki diye.
Denize sıfır güzel cafemizde oturuyoruz arkadaşımla. Şu arkadaşıma da bi isim vermem lazım artık ya böle arkadaşım arkadaşım zor oluyo. H olsun kısaltma yapayım en azından. H ile çaylarımızı yudumluyoruz bi yandan sohbete dalmışız. Zaman akıp gitmiş. Arkamdan bir ses duyuyorum az sonra.
-Sipariş vermişmiydiniz efendim ?
- Evet evet verdik saolun..
- Eminmisiniz efendim?
- Ay evet verdik dedik ya aaaa aaaa!
E be kara gözlüm. E be güzel sözlüm. Hem sözünü tutup geliyosun, hem böyle şirin şakalar yapıp şaşırtıyorsun. E ben niye şaşırayım ki şimdi o kadar kızın sana hayran olmasına.. Şaşkınlığım geçer geçmez davet ediyoruz masaya, arkadaşıyla o da. Birer çay daha söylüyoruz, sohbete başlıyoruz. İlk önce tanışma tanıştırma faslı. Ardından muhabbet hep feysbuk üzerine. Tabi onun hayranları.. ben de onlardan biriyim şimdi böyle onun fanı olarak oturuyorum karşısında.
“ bir ileti ya da fotoğraf paylaşıyorum arkadaş dakikasına 1526745 beğeni, 264455 yorum şaşırıyorum” deyip, havasını da atıyor muhterem.
Ay havasını da atsın yeter ki susmasın konuşsun. Öyle bir ses tonuna sahipseniz sevgili erkekler çok ama çok şanslısınız. Sizin bülbül gibi şakımanızı isterken, Karşınızdaki kız dut yemiş bülbüle dönüşüyor..! O anlatıyor, ben dinliyorum, konuşmak bile istemiyorum. Arada bir “hı hı , evet öyle, haklısın, bencede” deyiveriyorum sadece.. Sonra yine hayaller hayaller, Zatın dizine yatmalar, o bana anlıyor masallar! Hiç susmasın istiyorum, istiyorum, istiyorum..
Hooop derken susuyor, geç oldu gitmemiz gerek diyorlar.. Ben de saate bakıyorum ki ooooww 1654516. uykumda olmam gerekiyor normal şartlarda benim de..
Sonuç; o benim için hala sadece bir hayal! Bu durumda uyanmama da gerek yok!



