günün tümcesi;

Adım, dudaklarında son dakikalarını yaşayan bir sigara gibi. Birazdan yeni sevgilin gelecek. Onun dudakları adım kokmasın diye, bitirmeden atacaksın beni..

Studio Rain'in rengarenk özel tasarımları :)

Aralık 15, 2011 by bitter
An; Rengarenk, cıvıl cıvıl özel tasarım ürünlerini görüp bitiiğim andır.! Ayakkabıların hemen hepsine ayrı ayrı hayran kaldığımı söyleyebilirim. Ayrıca kemer ve clutch modelleri de yine özel tasarım çünkü benzerlerine bile kolay kolay rastlayamazsınız..! Tasarımcılarına bizleri bu güzelliklerle buluşturdukları için teşekkür etmek gerek..  Bu güzel tasarımların 1. Ayakkabı Tasarım Yarışmasında Vogue İtalya tarafından "En İyi Proje" seçilmesine de şaşmamak lazım :) Ayrıca tebrikler :)

Bizi bu güzelliklerle buluşturan,  Stil Direktörü Edam a da teşekkürler. Onun aracılığıyla, Studio Rain, bu güzel tasarımlarından 4 tanesini 4 şanslı kişiye armağan edecek. Yarışmanın ayrıntılarını burada bulabilirsiniz. Herkese bol şanslar :)

Posted in | 1 Comment »

uçurumun kenarında kahramanını (koca) bekleyen güzel..

Aralık 05, 2011 by bitter
Git gide “sen bir hocaya git” diyen hayranlarımın sayısı hızla artmakta..



İçinde bulunduğum şanssız durumlar silsilesi beni bir uçurumun kenarına kadar sürükledi, sürükledi sürükledi.. Ahanda tam kenardayım şuanda. VE bunu fark eden insanlar etrafımda toplanarak olup biteni seyreden meraklı bir kalabalık oluşturdular. E haklılar.
Öte yandan evren bana “sana bu dünyada daimi bi yer mutluluk huzur yok kızım hala anlamıyo yaa ahaha ahaha aptal aptal” mesajlarını itinayla göndermeye devam etmekte.. Ben hala kendimi kandırıyorum umut dünyası işte.
En son depresyon sebebim içinde bulunduğum kalabalık bir ortamda teyzenin tekinin bana “ sen niye evlenmiyosun, umutsuz vaka mısın, ay yoksa başka bi durum var, ay doktora mı göstersek aaa aaa” diyerek evde kalmış bu kız imajını beni aşağılıyarak söylemesinden hemen sonraydı.. O an benim tetete tetete tetete şeklindeki şok olmuşluk kekeleyişlerimin insanların yüzündeki yansımasını unutamıyorum. Ha bir de kafamın alev topuna dönmesi domatesin en kırmızı hali gibi olmam da cabası.

Bu göze batmak nedir diye soracak olursanız. Sülale içerisinde kalan kendi kuşağımdaki tek bekar olmam, ve yine arkadaş ve iş çevresinde kalan son iki bekardan biri olmam, çevremdeki meraklı kalabalığı artırıyor. İşte şimdi ben de o bahsettiğim uçurumun kenarında dengede durmaya , gelip geçen dengesiz (bknz: öküzler) rüzgarlara karşı koymaya çalışıyorum. Bir yandan “yaeee yemişim evliliğini anı yaşa gitsin” , “bundan gayrı hayat felsefem carpe diem” diye sağa sola işittirsem de, lan nolcak benim sonum diyerek arada kendimle de çelişmekteyim.

Geçenlerde sosyal ağlardan biri aracılığıyla konuşmaya başladığım bi arkadaş vardı. Bana çok yakın bir yerde yaşıyor. Antrenör kendisi. Daha önceki tecrübelerimden yola çıkarsak, öküz koleksiyonum içinde bir antrenör vardı, bununla dalları farklıydı sadece. Ama yinede ben önyargıyı bi kenara bırakmadım. Bundan bi cacık olmaz ama neyse dedim. Biraz fazla açık sözlü olan bu arkadaş daha ilk muhabbette telefonumu istemeye kalktı. Veremeyeceğimi bunun çok mantıklı bir hareket olamyacağını söylesem de allem etti kalem etti aldı numaramı. Genel olarak oyle arayıp rahatsız eden bi tip değilmiş çok şükür. Şimdi ben içinde bulunduğum sıkıntılı durumun bir an önce aydınlığa kavuşması beklentisinde olduğumdan bakayım yüz yüze nasıl bişi resminde efendi biri gibi ama bi test edelim diyerek görüşme talebine onayı verdim. Geçen Cuma alış veriş merkezinde buluştuk. Eşofmanlarıyla gelmiş antrenman dönüşü o şekilde karşıladı beni bu. Bende işten çıkmış en klasik halimle süper bi ikili oluşturmuştuk ilk buluşmada zaten :S Neyse önce bir şeyler yemek için oturduk bir masaya. O sırada karşı masama bir grup oturdu. Bir bayan üç erkek. Yemek yerken kolay kolay etrafıma bakmayı sevmem, ama nasıl bir göz göze gelişti o anlatamam. Böyle içim titredi bikaç saniye gözlerinden alamadım kendimi X şahsın. Belli mi olur kısmet bu dedim, kasmadım hiç kendimi içimden geldiği gibi davrandım ondan sonra. Bu arada bizimkide burger yemem ben deyip başka taraftan bişiler almaya çalışıyordu, yalnızdım ben masada. Neyse bizimki elinde tepsisi geldi oturdu, akabinde arka masadan “vayy kuzen ne haber ya, nabıyosun” ?!?&%(‘&^ .. Yıkıldım ! hepsi bizimkinin kuzeni çıkmasın mı? X şahıs da kısa bi bozuldu ama renk vermedi, ben hiç yüzlerine bile bakmadım tabi daha karşımdakini bile tanımıyorum ya banane kuzenlerinden diye yemeğe devam ettim böylece şanssızlık silsileme bir yenisi daha eklenmiş oldu kaldırdım kolamı bunun serefine nazdrovya!

Neyse ben daraldım başka yere gidelim deyip ordan kaldırdım bunu . Kahve içmek için bir cafede oturmak yerinde olurdu, birkaç sohbet edip arkadaşı çözmem için. Oturduk. Nescafe söyledim, o da aynısını söyledi. Şimdilerde köpüğün üstüne böyle aroma falan yapıyorlar ya daha zengin göstersin diye üç kuruşluk şeyi. Neyse garson geldi kahvelerle benimkinin üzerindeki pembeydi çilek aroması konmuş, onunki de karamelliydi böyle yıldız şeklinde şekil verilmiş. Şimdi bu ayrıntıları niye anlatıyorum böyle..

şöyle ki; arkadaş kahveler gelir gelmez; “ aa ne güzel hocam ne iş böyle kız ya ona pembeli bana kahvelisini veriyosun aa böyle mi oluyo aa” ?!%

daha cümlesini tamamlamasını istemedim. Kafamı camdan dışarıya çevirdim. Patavatsız mı desem, salak mı desem ay çok şaşırdım o anda garsonla göz göze gelmemeye çalıştım, keza o bile cevap verememişti buna.. hayır ilk defa bile görüyosan sus dimi !. Bir kere bir insan benim yaptığım işten konuyu “Excel” e getirip, biliyomusun sen o programı kullanbiliyormusun, e tamam ozaman sen bilgisayarı süper biliyosun demektir. Ya böyle formüller falan vardı onların hepsini ezbere mi biliyosun yoksa vayyy süpersin” gibi ilkokul seviyesi cümleler kurdukça etrafta bizi dinleyenlerin olup olmadığını kontrol edip durdum. Allahım ne günah işlemiştim. Ve nasıl beceriyorsa, Excel konusunu dönüp dolaştırıp kadın erkek ilişkileri ve cinselliğe bağlayabilir bir insan, pes !

ben konuyu değiştirdikçe pat konuyu yine oraya getiriyor. Bende anlatmaya çalışıyorum böyle, hayatta şunlar şunlar daha önemlidir bak diye. Hayır ne meraklıymışım öğretmeye, nerdeyse sunum yapıcam herife. Kendime bi stop tuşu ya da şartel falan taktırmalıyım sırf bu yüzden. Birilerine bir şey anlatma çabam yüzünden kayışı koparacağımdan korkuyorum. ben de o kadar, hayal kurdum ya, beni uçurumun kenarından çekip çıkaracak biri olabilir mi bu diye ?!?. Ama evren ahhh o evren oyle güzel mesajlar yolluyor ki bana böyle işte nato kafa nato mermer anacım. Basmıyo ki! Daha fazla katlanamayacağımı anladım ve kalkmaya karar verdim tabi. Ne olduğunu anlayamadı bu. Ben de anlatamayacaktım!? Çabalasam anlarmıydı ki? “ideal erkek sence nasıl olmalı” diye soru soran birinden bahsediyoruz..!?%^ (bu arada tek iyi haber numaramı kaybetmiş olması, netten istiyor mesaj atmış, sonsuza kadar görmemiş gibi yapmayı planlıyorum.)

Canım evren dün gece rüyamda da devam etti bana mesaj yollamaya zaten o da olmasa arayan soranımız yok anacım. Rüyamda bir herifin 3. kumasıydım! Nasıl ama :) Süper dimi.. Sabah sabah hemen tabirine baktım ve hiç şaşırmadım zaten evren de beni hiç yanıltmadı ki ..

Rüyada kuma olmak; ''Daima kötüye yorulur. Hastalığa, kötü şansa ve işlerinizin kötüleşeceğine işarettir.''
Tamam tamam anladık ben Bir Hocaya gideyim en iyisi ..

Posted in | 1 Comment »

biz şişkO değiliz, akıllıyız !

Kasım 18, 2011 by bitter
Avustralya'da, bir spor salonunun camında bir reklam; zayıf ve bronz tenli bir kadın afişinin hemen yanında şöyle yazıyor:


                                 "Bu yaz, denizkızı mı olmak istersiniz, yoksa bir balina mı?"


Afişteki mankenin fiziksel özelliklerinden çok uzak olan orta yaşlı bir kadın, spor salonundan içeriye kafasını uzatarak reklam ile ilgili şöyle bir cevap veriyor:

... İlgilenenlere duyurulur,

Balina...

Balinaları arkadaşları asla yalnız bırakmazlar, yunuslar, deniz aslanları, meraklı insanlar..
Aktif bir cinsel yaşamları vardır, hamile kalır, sevimli bebek balinalar doğururlar.
Denizde yüzer, oynarlar. Polinezya adalarının mercan kayal ıkları gibi muhteşem yerleri görme şansına sahiptirler.
Balinalar harika şarkı söylerler, CD'leri bile vardır.
Bazı insanlar dışında, onlara zarar vermek isteyecek tek bir varlık yoktur.
Dünyada herkesin sevdiği, koruduğu ve hayran kaldığı şahane hayvanlardır.

Denizkızı?

Öncelikle, denizkızı diye birşey yoktur.
Var olsalardı da kimlik karmaşası sebebiyle psikolog kapılarında sıra oluştururlardı. Balık mısın? İnsan mı?
Cinsel hayatları yoktur. Yanlarına yaklaşan erkekleri öldürüyorlar, nasıl olabilir ki? hem, iyice bir bakın, gerekli donanım nerede?
E, sonuç olarak çocukları da olmaz.
Zaten balık kokan bir kadını kim ister ki?

Sonuç?

Ben balina olmayı tercih ederim.

Medya sadece zayıf insanların güzel olduğunu savunuyor ama ben çocuklarımla dondurma yemeyi, beni heyecanlandıran adamla güzel bir akşam yemeğinde sohbet etmeyi, arkadaşlarımla çikolata paylaşmayı çok seviyorum.

Zamanla kilo alıyoruz; çünkü, kafamıza o kadar çok bilgi yüklüyoruz ki yer kalmıyor ve bedenimizin diğer bölümlerine yerleşmeye başlıyor.

Yani, biz kilolu değiliz, inanılmaz kültürlü, eğitimli ve mutluyuz.

Bugünden itibaren, aynaya bakıp da kalçamı gördüğümde, şunu düşüneceğim:

"Allah'ım ne kadar da akıllıyım!"
 
* İnternette dolaşan bi geyik bu paylaşmak istedim ben de. Okuyunca zayıf şişman herkesin balina olası geliyor tabi bu akıllıca yoruma istinaden :) Aslında hemen herkes kendinde bir takım fiziksel kusurlar bulur.  Dile getirmeseler de memnun olmadıkları bi yerleri mutlaka var. 90-60-90 olanın bile ! Herşey hayata pozitif bakmakta saklı sanki,
Dolayısıyle kişi güzel göründüğüne inandığı kadar güzel..!  
eveeeett şimdi aynaya bakıp hem  ne kadar güzel, hem de ne kadar akıllı bir hatun olduğumu görme vakti !
 Si Yu  ^.^

Posted in | 6 Comments »

''o an''

Kasım 14, 2011 by bitter
4 yıldır, ben buraya layık değilim dediğim, asla yaptığımın işin karşılığını almadığımı bildiğim sorumluluk üstüne sorumluluk aldığım işimi,


Hiçbir zaman yolunda gitmeyen özel hayatımı,

Çok uzunca bir süredir kendi odamdan feragat etmek suretiyle, sıfır özel hayatımın olduğu, hem direk, hem arabulan, hem idare edeni oynamak zorunda olduğum henüz kendi hayatımı kuramadığım kalabalık aile yaşamımı,

Yaşarken, bizzat ilgilenmem gereken kanser hastası babamı,

Ve hatta.. Tüm bunlarla ilgilenirken ertelediğim ama ileride tedavisinin şart olduğu sağlık problemimi bile unutturdu bana..



Serviste yanıma oturan sağır dilsiz arkadaş. Müzik dinlemek için kulaklıkları taktığım an.. göz göze gelmem yetti. Gülümsedi bana! “O an” , içinde bulunduğum tüm durumlar puff yok oluverdi bir anlığına da olsa zihnimden.. tek tek buharlaşırcasına uçup gittiler beynimden. Boşluğa düşmüştüm. Bilinmez bir boşluğa..Sadece onu düşündüm. Duyamiyordu. Müzik dinleyemiyordu.. Kimbilir kaç yakınının düğününe gitmişti..

Ağaçları duymamak, rüzgarı, yağmuru.. Gök gürültüsünü, şelaleyi.. Çok sevdiğimiz müziği.. Hayvanlarımızın sesini..

Sevdiği adamın seni seviyorum diye fısıldayışını duyamıyordu.. Kendimi kötü hissettim ve anladım ne olursa olsun bunları yaşabildiğim için şükretmem gerektiğini..

"o an" da telefonunu çıkardı cebinden.. Merak edip bir saniyeliğine kafamı çevirdim. Erkek arkadaşı arıyordu görüntülü konuştular. Konuşurken yüz şekilleri, el kol hareketleri ama gülümseme hiç eksik değil, çok içten, çok gerçek, çok mütevazı. Çok aşık, çok mutlu.. Anladım ki o; Mutluydu çok mutluydu..            ve “o an” anladım ki o; benim sahip olamadığım cevabını bulamadığım daha güzel bir şeye sahipti..!

Sadece "an" lık bir zaman dilimi hayatımızı bile değiştirebilir, yön verebilir.. Sabit fikirlerimizi tepetaklak edebilir. Ruh sağlığımızı değiştirebilir. Hatta prensiplerimizi bile..! Bir "an " için, aşık oluruz, ümit veririz, severiz, nefret ederiz.. Bazen canımıza kıyarız.. Hayatta ne olursa her şey Bir "an" işte.. Kıymetini bilelim..
Posted in | 0 Comments »

Sönmüyor Ateşimiz

Kasım 01, 2011 by bitter



Dedi ki; biz gururumuza yenik düştük. Hiç bitmemeliydi oysa..

Dedim ki; Hadi kimseye bırakmadan biz yapalım, sen benim kulağımdan tut, ben senin. Tokuşturalım başlarımızı yaramaz çocuk cezası verelim..


+ O kadar kolay değil ki, keşke yaramazlık yapmış olsaydık..

- O zaman kafalarımız çarpıştığında hafızamız silinsin diye dua edelim..

+ O zaman başa dönmek lazım.. Buluştuğumuz kafeye..

- Mavi çizgili gömlek..

+ Siyah at kuyruğu saçlar..



Konuşma uzadıkça anlıyordum ki aşkın tarifi bu. Kaymaklı ekmek kadayıfı kıvamında leziz.. Bizim tarifimiz…


Aşk bir kere giriyor hayatına insanın ömrü boyunca! kal demek de git demek de elimizde.. Geri dönüşü imkansız aşkın. Bu yüzden zor ya işte..! Bir kere aşık oldum mu , Aman ha bir daha mı , cıss! Diyoruz.. Yanarsın.. Yanmıssındır bir kere acısını bilirsin. Ve o ateş sönmez aslında ama şarkıda da dediği gibi alev alev de yanmaz ..! Yansın istersin yan-a-maz…

Şarkılara sarılırsın bir daha bir daha ve bir daha..


 
Posted in | 0 Comments »

zeyzey'den sitemler -1-

Ekim 17, 2011 by bitter
Memleket güncelleme diye yıkılıyor hazır ben de bir güncelleme yapayım dedim, numaramı değiştiriyorum bugün.. Rehberimdeki herkese tek tek baktım, onları da güncelledim. Görüşmediğim bi ton adam var ! ne arıyorum ne arıyor , süs olsun diye telefonda duruyorlar sanki.. Ha bir de görüşmek istemediğim türden olanlar var.. Kimisi acı çektirmiş, kimisi unutmuş gitmiş.. Derken bir isme geldim.. durdum.. bi süre bi ileri bi geri ışığı yanıp söndü ekranda.. sanki onunla oynuyormuşum gibi tuhaf ama komik bir hırsla.. Bana değer verdiğini düşündüğüm ama sonradan onunda aynı bok olduğunu anladığım o bencil insanlardan biriydi ona karşı hislerimi biliyordu çünkü ben çok açık ve net bir insanım, okadar dilim yansa da bu durumdan, inadına hala öyleyim.. o ise, “sevgilim olma yanımda ol, ama senin sevgilin olmasın, ama ben aynı zamanda herkesin olabileyim” cilerden di.. Neyse onu da sildim rehberden.. Baya baya güncelledim böyle..



Yeni bir sevgilim var. En başında kendime söz verdim. Temkinli davran, kendine hakim ol, kaptırma, kapılma, kanma !


Hocam nerdeeeeeeeeeee..! ilk bikaç hafta hakim olabildiysem de kendime, sonradan içimden geldiği gibi davrandım. Öyle ince bir çizgi ki bu.. Yani ağardan mı almalıyım, ağardan alanı mı oynamalıyım, yoksa hakkaten yaşa gitsin mi? Ben anladım ki bu gerçekten elimde olmayan bir şey. Bir de ben rol yapamıyorum ya. Hissettiğim bir şeyi nasıl saklayabilirm ki kendime nasıl hakim olabilirim. Seviyorum .. Etkileniyorum.. Yanındayken mutluluktan uçuyorum.. Niye kasıcam abi ozaman?.. diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Dün ben gittim onun memleketine bursaya.. o geliyordu her hafta.! Havanın buz gibi olması dışında “aman eve gecikmeyeyim”in verdiği gerginlik biraz sinirlerimi bozdu.. Birde bi süredir fark ettiğim ama dile getirmeye korktuğum bir ayrıntıya takıldım. Evet o da temkinliydi bana karşı.. O da zamanında canı yananlardan, ödün verip verip sonra p.. gibi ortada kalanlardandı.. alışkın olmadığım bir durumdu. Bir erkekten beklemediğim yada hiç görmediğim.. Dün akşam telefonda konuşurken konuyu oraya getirdim.. Çünkü ben güzel şeyler hissediyorum ve bunu dile getirmekten çekinmiyorum. Ama o sanki hislerini saklıyor, ya da önüne set çekiyordu.. ki çok geçmeden bunu dile getirdi.. Temkinli olmaya çalıştığını, kapılmak istemediğini (en azından ilişki oturana kadarmış) söyledi.. Donup kaldım telefonda. Cevap veremedim. Bende çok kazık yemiştim ondan fazla temkinli olması gereken kapılmaktan çekinen ben olmalıydım aslında.. yapmak istediğim bir şeyi karşıdan görmek çok tuhaf geldi, aslında sanki kırıldım da.. Yani telefonu kapattıktan sonra uzunnn uzun düşündüm. Dürüst bir insan var karşımda.. İlişkiden memnun, arıyor, soruyor, geliyor.. Tanımaya çalışıyor.. Herkes benim kadar hızlı olmak zorunda değil diyorum.. da.. Nereye kadar böyle devam edecek acaba, nezaman bana “ seni seviyorum” diyecek? Biliyorum ki ben ona seni seviyorum desem bana bende seni seviyorum demeyecek.. Yerine başka bir şey söyleyecek belki bi buse konduracak yanağıma.. okadar temkinli yani.. Bilmiyorum ama biraz kırıldım ben sanki.. Ama aynen devam edeceğim ben.. Benim gibi olmasını bekleyeceğim.. bunu beni kırmak için yapmıyor çünkü, saygı duyuyorum ben de..




 

Posted in | 0 Comments »

a love story in Feysbuk

Ağustos 22, 2011 by bitter
Şu feysbuk nelere kadir azizim. Bundan aylar önce tesadüfen hayranı olduğum birinin facebookta görünce ekleyip arkadaş oldum. Bu kişi öyle çok ünlü bir sanatçı falan değil. Kendisini katıldığı radyo programlarından tanırım ve sesi kadar kendisinden de internette gördüğüm zaman etkilenmiştim. Yazdığı şiirleri ve bunları seslendirmesinden etkilenmeyecek kız da yoktur diye düşünüyorum. Dolayısıyla paylaşımlarını beğeniyorum, az bazen yorum yapıyorum falan.. Bu arada zatı muhteremin aslında daha önceden benim yaşadığım yerde yaşadığını, ailesini de sık sık ziyarete geldiğini gözlemliyorum iletilerinden..

Güp güneşli bir Pazar günü, balık tutuyoruz ma aile marinada. Arada can sıkıntısı feyse girip bakıyorum ne var ne yok. Hoop o da ne bir mesaj! Hem de zatı muhteremden. (Yaşadığım yerle ilgili iletisine yorum yapmıştım. Demekki tek tek inceliyor bakıyor yazılanlara, sonra onu yazan şahıslara, ya da belki bana denkgeldi bilemiyorum.)

“AAA sende mi orada yaşıyorsun. Orası benim memleketim. Çok sık geliyorum hatta buhaftasonu oradayım, bak buda benim numaram, bi kahve içeriz”..

Evet itiraf edeyim , hiç beklemediğim bir şeydi bu. Ama biz kızlar işte hemen havaya gireriz, hatta abartmıyorum , ışık hızıyla öyle hayaller kurarız ki 5 dakika sonra çocuğumuz olmuş beraber aynı marinada balık falan tutuyoruz.. Hani bi zamanlar şu Çılgın Bediş dizisi vardı ya işte oradaki hayalperest Bediş karakteri birebir beni oynamış zaten. Sürekli aşık olur hayal kurar, ama hep elde var sıfır. Neyse toparlanınca cevap atabildim, kibarca çok memnun olduğumu geldiğinde eğer müsait olursam yarım saatimi ayırabileceimi falan yazdım. Ağırdan satıcaz ya kendimizi :)



Gel gelelim ben heyecanla haftanın bitmesini bekledim. Geleceği haftasonuna kadar hiç haberleşmedik, ha buarada bende ona numaramı verdim. Cünkü biliyorum ben onu asla arayamam, çekingen kız durumları yani.! Bende kız arkadışmla alışverişe gitmiştim. Dönüş yolundayız ve yol yapımı çalışması var doğal olarak da trafik ağır ağır ilerlemekte. Telefonum titremeye başladı birden bende araba kullanıyorum, telefonu elime alıp arayan numarayla göz göze gelir gelmez telefonu arkadaşıma fırlattım.. Ayyyççç aaay aç aç o arıyo o arıyo beni arıyo! Derken telefon kapandı tabi.. Elim ayağıma dolaştı biyere bindirmediğime şükrediyorum. Sonra tekrar telefon ve arayan o, arkadaşım tutuyor kulağıma telefonu biryandan da kulağı bizde dinliyor.

“Ya ben telefonunu kaydederken aradım farkında değilim kusura bakma, napıyosun nerdesin,” diyor kırk yıllık arakadaşlık samimiyetiyle.

Bende döndüğüm yeri söylüyorum ve şurda trafikteyiz şuan diyorum. Veee bomba gelir!!

 “ aaaa bizde ordayız dediğin yoldayız  ve ters istikametten geliyoruz!”

 Hönkkk! Olduk komple. Oda erkek arkadaşıyla bize doğru geliyor ve neredeyse karşılaşmak üzereyiz inanılır gibi değil, derken

“ ya neydi senin araba bitarif et “ ve tarif ederim.

2 dakikaya bizim arabalar yan yana ve hepimiz kopmuş durumdayız, gülmekten ilerleyemiyoruz. Şimdi başa saralım:

1- benim numaramı kaydederken yanlışlıkla çaldırıyor..


2- O anda ben ve arkadaşım trafikteyiz.


3- O anda o ve arkadaşı trafikte.


4- Üstelik aynı semtte..


5- Üstelik az sora göz göze gelicez..






Ta ta ta taaamm! Kıkırdamaların ardın dan telefonları kapattık bi kazaya sebebiyet vermeyelim diye. Onlarda hava alanına gidiyorlarmış arkadaşlarını karşılamaya.. Sonuç olarak inanılmaz şaşkınız ve ağlayana kadar gülüyoruz o dakikalar. Velhasıl kelam o hafta buluşamadık. Başka bir hafta yine kendisi geleceğini ve görüşmek istediğini söylediğinde bende aynı kız arkadaşımla sahile iniyorum. Yine tesadüf tam onu aradağımda oturduğu mekanın önünde oluyorum. Arabayı durduruyorum. Ama öğreniyorum ki kendisi kocaman erkek egemen hatta full erkek arkadaş gurubuyla birlikte. Bende girmiyorum ve o geliyor, en azından tanışalım artık değil mi? Yan aynadan kesiyorum gelişini. Allahım boya posa bak özenmiş yaratmış tütütütütütü! Derken hop açıyorum kapıyı en havalı halimlen, gülümsüyor sonra, resimlerinden biraz farklı ama hoş adam yani.. en azından benim tipim! Oyle ayak üstü sohbet ediyoruz, bende gideceğim mekanın adını veriyorum, işi biterse uğrar belki diye.

Denize sıfır güzel cafemizde oturuyoruz arkadaşımla. Şu arkadaşıma da bi isim vermem lazım artık ya böle arkadaşım arkadaşım zor oluyo. H olsun kısaltma yapayım en azından. H ile çaylarımızı yudumluyoruz bi yandan sohbete dalmışız. Zaman akıp gitmiş. Arkamdan bir ses duyuyorum az sonra.

-Sipariş vermişmiydiniz efendim ?


- Evet evet verdik saolun..


- Eminmisiniz efendim?


- Ay evet verdik dedik ya aaaa aaaa!


E be kara gözlüm. E be güzel sözlüm. Hem sözünü tutup geliyosun, hem böyle şirin şakalar yapıp şaşırtıyorsun. E ben niye şaşırayım ki şimdi o kadar kızın sana hayran olmasına.. Şaşkınlığım geçer geçmez davet ediyoruz masaya, arkadaşıyla o da. Birer çay daha söylüyoruz, sohbete başlıyoruz. İlk önce tanışma tanıştırma faslı. Ardından muhabbet hep feysbuk üzerine. Tabi onun hayranları.. ben de onlardan biriyim şimdi böyle onun fanı olarak oturuyorum karşısında.

“ bir ileti ya da fotoğraf paylaşıyorum arkadaş dakikasına 1526745 beğeni, 264455 yorum şaşırıyorum” deyip, havasını da atıyor muhterem.

 Ay havasını da atsın yeter ki susmasın konuşsun. Öyle bir ses tonuna sahipseniz sevgili erkekler çok ama çok şanslısınız. Sizin bülbül gibi şakımanızı isterken, Karşınızdaki kız dut yemiş bülbüle dönüşüyor..! O anlatıyor, ben dinliyorum, konuşmak bile istemiyorum. Arada bir “hı hı , evet öyle, haklısın, bencede” deyiveriyorum sadece.. Sonra yine hayaller hayaller, Zatın dizine yatmalar, o bana anlıyor masallar! Hiç susmasın istiyorum, istiyorum, istiyorum..

Hooop derken susuyor, geç oldu gitmemiz gerek diyorlar.. Ben de saate bakıyorum ki ooooww 1654516. uykumda olmam gerekiyor normal şartlarda benim de..



Sonuç; o benim için hala sadece bir hayal! Bu durumda uyanmama da gerek yok!



Posted in | 8 Comments »

özetin özeti bursa ;)

Ağustos 16, 2011 by bitter
Tam okulların kapandığı haftaydı Bursaya gidişimiz. Bunun farkında olan ben en az bir gün öncesinden biletleri ayırtmamız gerektiğini arkadaşıma söylemiştim. Lakin biletleri gideceğimiz gün almak isteyince bütün seferlerin dolu olduğu şokuyla beni aradı. Biraz da mahçup Yalova aktarmalı gidebileceğimzden bahsetti. Neyseki Zamanımız vardı ve amacımız gezmekti. Ama yola çıkmadan önce son birkez şansımızı denemek istedik ki iyi ki denemişiz. İki kişilik bir rezervasyon az önce iptal edilmiş, ve yerine geçen sanslı ikili de biz olmuştuk..


Şansımıza şükür ede ede başladı yolculuğumuz. Her zamanki gibi cam kenarıydı benim yerim. Yorgunluğumuzu henüz atamadan yola çıktığımızdan Ankara dönüşü, başımı cama yasladım uyudum uyuyacağım.. Yaklaştıkça yoğunlaşan bir koku geldi burnuma.. Böyle git gide artıyor.. Deriiiinn derin çekiyorum gözlerim hala kapalı. Beyin birazdan kokunun ne olduğunu çözüp bana geri dönecek bekliyorum. Vee Annaaasooonnnnnn!!!!

Evet otobüs buram buram anason kokuyordu ve kaynağını inene kadar da bulamamıştık. Bi ara host tan bi kadeh isteyecektim gerisini anlamasını bekleyecektim ama son anda caydım, hadi dedim.. öyle böyle Bursa ya vardık :)

Özlemişim, özlüyorum bu şehri yahu .! Yapılacak okadar çok şey varki ama sadece 2 akşam kalacağımız için hiç vakit kaybetmeden yerleştik evimize. (Evimiz diyorum çünkü evinde misafir olduğumuz arkadaşımız kendi evimiz gibi hissettirdi bize saolsun. )

İlk akşam üçümüz çıktık metroyla geçicez altıparmak a. Ne eserse o an onu yapıcaz, gezicez, içicez eğlenicez, programsız çıktık öyle.. Daha istasyona varmadan arkadaşımın yine bursada yaşayan büyüğü abisi arıyor neredesiniz diye ve biz ilk istasyonda inip onun olduğu yere Nilüfer e geri dönüyoruz. Daha önce bursaya defalarca gitmiş ama Nilüferi gezmemiş biri olarak kendime kızıyorum. Nilüfer FSM bulvarına götürüyor bizi abimiz. Bulvar karşılıklı güzel mekanlarla dolu. Ortam gerçekten çok güzel ve kaliteli. Neyse abimiz o ara telefonla bir yeri arıyor, sahneye yakın bir masa rezervi yaptırıyor. Yaklaşık 5 dakika sonra geliyoruz, Caka Teras.. Abimiz önden biz 3 maceraperest ardından giriyoruz mekana. Ceketlerimiz alınıyor önce, sonra bir dizi karşılama komitesi sırayla hoş geldiniz diye karşılıyor bizleri. Lakin bukadar elit bir mekana geleceğimizi bilmeyen bizler gayet günlük kıyafetlerimizle, kokoş ablaların içinde buluveriyoruz kendimizi. Masamız sahnenin önünde , sahnede altında şort olduğunu düşündüğüm ama gerçekte gözükmeyen güzel bacaklı, merinos saçlı ama oturduğu yerden caz söyleyebilecek kadar da kalite sesiyle hoş bi hatun var. Oturuyoruz masamıza şarap içiyoruz bir yandan gözümüz sahnede dinliyoruz, sakinliyoruz lakin yeter bukadar sakinlik deyip muhabbete giriyoruz. Memleket meselelerinden çıkıyoruz. Anılyoruz ki tamam mekan güzel kaliteli her şey harika ama bizim için fazla yavaş.

Ertesi akşam arkadaşımızın ev arkadaşı da bize katılıyor ve yine bulvara atıyoruz kendimizi. Hayal kahvesi, Benzin, nerde oturcak yer yok o mekandayız. Hangi mekana talep çok biz oradayız. Eğer bi mekana girdiğinde yer bulamıyorsan orası güzel bir yerdir hacı. Oturup bekleyeceksin. Kalabalık, heryer cillop gibi bebelerle dolu ama valla biz hiç onlara aldırmıyoruz.. Sonra oradan da ayrılıyoruz, merkeze gidiyoruz. Çok ama çok şirin bir mekana “Leman”. Konsept adından da anlayacağınız üzere Leman Dergisinin karikatürleriyle süslenmiş. İki katlı eski bir konak. Avlusu var. Ama avluda yer bulmak ne mümkün. Masaların üzerleri yine bu karikatürlerle kaplanmış duvarlar da. İkinci kata çıkıyoruz canlı müzik de var arayıpda bulamadığımız şey. Yine sahnenin önündeyiz, Öğrenci oludğunu düşündüğümüz bir grup söylüyor, çok da iyiler. Tam onların dedikodusunu yaparken Sahne basçı arkadaşın üzerine yıkılıyor, bildiğiniz düşüyor yani. Ama kafası sağlammış öğrenci kardeşimizin hiçbirşey olmamış gibi devam ediyor. Avluda yer olunca yine iniyoruz daha serin olduğundan, küçük bi masa ve totomuzu koyacak 4 tabure yetiyor. İçmemiz dışında yaptığımız tek şey erkek ve kadın dedikodusu. Klasik yani : ) Ankarada yaşadığım daha doğrusu yaşattığım vukuattan sonra alkol tüketimime kendimce sınır koydum iyi de yaptım heralde Bursa zaten güzeldi, böyle de tadından yenmedi :)

Posted in | 0 Comments »

Ankara mı cıkss!!

Ağustos 08, 2011 by bitter
Canım blogum seni nekadar özlediğimi farkettim bu sabah.. Belki de kimseye bukadar net bukadar çıplak dökemediğimdendir içimi uzun süredir.. Şöyle bir göz attım da paylaşımlarıma. Şu geçen iki ayda neler neler değişiyor insan hayatında.. Ne olaylar, ne insanlar gelip geçiyor. Ne kadar hızlı yaşıyoruz hayatı farkında olmadan aslında..

Yanlızlık kötü şey, zor şey! Ve bilinçaltımda hep bir destek arayışı arkadaş, dost ya da büyük ölçüde sevgili görünümlü.. Arayış derken tanıdığın yada tanıştığın her insanda o potansiyeli beklemen ki hayatta yapılan en büyük hatalardan biri. Belli bir yaşa geldikten sonra insan her anını paylaşabileceği, eline diken batsa "canım acıyoo" diye ağlayabileceği belki ya da en basitinden gittiği bir aşk filminde çantasının yerine elini sıkıca tutabileceği biri olsun hep ister.. Farketmeden de bu bilinçaltı etrafındakilere zamanla "acaba" deyip, o gözle bakmanıza neden olabilir. Evet hayatının bir döneminde bu yaşanıyor, kaçarı yok. Hiç "o seni bigün bulur" vs. geyiklerine girmem, girenleri döverim:) Çünkü gerçekten öyle bişey yok. Oturduğun yerden sana kimse kollarını açıp "meraba ben geldiiiim" falan demez yok böyle bi dünya !! Ben aşkın, sevginin çabayla olacağına inananlardanım..
Haziranın ilk yarısında yıllık iznimi kullandım. Önce hep görmek istediğim Ankaraya vurduk kız arkadaşımla.. 8 saat süren bi tren yolucuğuyla.. Uzun ama zevkliydi ve benim ilk tren maceramdı. Doğu ekspres tercih edince Her çeşit insan, evden kaç kızın kovalamacası, eskişehirde kızın yakalanışı çok konuşan amacalar teyzeler vs. macerası da bol oluyor!! Ankaraya gelecek olursak 3. günden sonra fena halde sıkıldık. sanırım deniz kıyısı insanlarına göre bir yer değil Ankara. ve ulaşım çok sıkıntılı. Kızılaya gitmek için uzun uzun otobüs bekledik her seferinde.. Kızılay da hayal ettiğim den daha küçük geldi gözüme, daha bayağı.. Ama mekanları güzeldi. "telwe" yi tek geçiyorum buarada :) Onu da son gece keşfetmemize lanet ediyorum.. Genel olarak ihtiyacım varmış kimseyi tanımadığım özgür hissettiğim bir şehirde ruhumu arındırmaya.. Bu arındırmayı ; şimdi bira, dur bi de tekila,, aa rakı da olsun! şeklinde abartınca Kızılayı da birbirne katmadan dönemezdim heralde :) Ha tabi ulaşım dedik ya o saatten sonra evimize de dönemedik. Arkadaşımızn evi daha yakın diye onda kalıcaz, bi taksiyle ulaşabiliceğimiz kısa bi mesafedeydi. Taksiyi uzaktan gördüğümü hatırlıyorum ve o anda iki kişinin koluma girdiğini. Birde evde bana kocaman bir cup da türk kahvesi içirmeye çalıştıklarını bi yudumdan sonra film tamamen koptu! Uyandığımda Kızılayı tepeden gören kocaman pencereli, yüksek bir binanın en üst katında buldum kendimi.. Ama bir tuhaflık vardı ve benim mide bulantılarım hala devam ediyordu. Çorba, kahvaltı ı ıh hiçbiri kar etmedi. soluğu Ankara hastanesinin acil inde aldık. Bi serum yemem gerekiyormuş kendime gelmem için.. Bu arada konuyu da amma dağıttım. Arkadaşımın yakın arkadaşında kalmıştık ya sabah az az hatırlamaya başlıyorum akşamı, muhabbetlerimizi, bi büyüğü 3kişi içişimizi .. ve de ta ta ta taaaammmm.. Rakı içilirde masa yumruklanmaz mı şekerim? öğrenci kardeşimiz arkadaşlarını görüp merhaba demek için yanmasaya geçme gbi bir hata yapınca. "getirin onu buraya, ne işi var orda onun, o cocuk buraya gelecek" muhabbetine de girdim ya !  evet o kıroluğu da yaptım walla billa .. ! o_0
 Şimdi bu tarz muhabbetlerin olduğu ortamlarda insanların birbirlerine yazması kaçınılmaz oluyor ya genelde. Heh işte yine benim başıma geldi, çekiyorum ben çünkü lanet olsun. evinde kaldığıımz arkadaş bana büyük bir hayranlık duymuş iki günde. Hastane çıkışında o akşam tekrar Kızılayda aldık soluğu biz. Yine aynı ekip bikaç eksikle oradayız. Yaş ortalaması en genç ve canlı müziği en kral mekanlardandı orada gördüğüm kadarıyla TELWE.. Bayıldım. Ha hoop eller havaya eğelenebildim mi? Hayır.. Arkadaş saolsun bana bir kitlendi o akşam.. Ya durmadan konuşuyor, ben cevap vermessem kitlenip kalıyor bakışları bana. ve ben doğal olarak rahat hareket edemiyorum çünkü izleniyorum!  Sonra baktı ki olmuyor dışarda konuşmak istedi ben nekadar gerek yok desem de ; karşımdakinin avukat olduğunu hatırlıyorum düşük çenesi sayesinde. Ama gerçekten çok konuşuyor, anormal konuşuyor yani. Herşey hakkında bilgi sahibi fikir sahibi, genelde muhalefet vs vs. Ooofff diyorum içimden yok olmaz. İstemiyorum! nankör insanoğlu işte Tanrı bile benden ümidi kesicek artık , hem yanlızlıktan sıkılıyorsun hem de yolladıklarımı beğenmiyorsun diye! ama yok azizim ne dersen de bu mesele birazda his dahada açarsak elektrik meselesi! evet biraz kurcaalamak gerekiyor ama azcıkda bi kıpırtı olmalı neticede.. Batsın bu dünya naraları atarak son veriyorum yazıma ve,
Neyse genel olarak Ankara bizi pek sarmadıı, iş için oraya taşınmayı bile düşünüyorduk aslında birazda onun için gitmiştik ama cıkss deyip 3 gün dayandığımız Ankarayı eledik ve ona veda edip Düştük Bursa yollarına..
Bir sonraki postta bursa maceramız!

Posted in | 5 Comments »

09/04/2011 anısına..

Nisan 18, 2011 by bitter

Yaşasaydın;
Bugün kaçıncı yaşıma girdiğimi görecektin.
Belki mumları birlikte üfleyecektik,
Parlak bir jelatin içinde,
Çam sakızı çoban armağanı yakıştırmasında bulunduğun
Küçük bir hediyeyle ödüllendirecektin beni.
Kolların boynuma dolanacak,
Yanaklarımı ıslatacaktı dudakların ince ince...

Yaşasaydın;
Daha çok şey görecektik,
Belki pasta bile yiyecektin elimden,
Artmasından çekindiğin kilona aldırış etmeden...

Sende yaşasaydın benimle,
Bende ölmeyecektim seninle...
Doğum günü bile kutlayacaktık birlikte,
Eğer yaşasaydık, ölmeseydik birbirimizde...
Posted in | 3 Comments »

lanetolsuniçimdekiinsansevgisine!

Mart 23, 2011 by bitter
Asabiyetim doruklara ulaşmış şuanda bünyemde..
Elimden kayıp giden aşkımdan tutun, (arada hala aklıma gelir körolasıca)
İyi başlayıp bombok biten birlikteliklerim mi diyeyim,
Son iki erkek arkadaşım tarafından maddi açıdan sömürüldüğümü mü?
Hayallerime kavuşamadığımı  mı?
İşyerimden ve işimden nefret ettiğimi mi?
Almak istediğim eğitimlerin çok tuzlu olduğunu mu?
Yapmak istediğim işler için bu eğitimlerin şart olduğunu mu?

Son zamanlarda beynimde dönüp duruyor bu düşünceler, kafamın ağırlaştığını hissediyorum çünkü taşıyamıyorum , kendime fazla gelmeye başladım.. Arada bi negüzel keyifelencek bişi buluyorum. Bir video, yada bi şarkı.. Kendime getirebiliyor beni.. Ama böyle tepetaklak ediyorlar insanı bir anda..!
Daha önceki postlarımda bahsetmiştim. Eski erkek arkadşımdan kart mağduru oldğumu, bana altığı tek taşı benim kartımla aldığını beni salak yerine koyduğunu falan ..

Ve son ayrıldığım arkadaşım bunları bildiği halde ve bu konudaki hassasiyetimi anlamış olduğunu sandığım haldeeee bi bobma da o patlattı..
Ayrılmadan kısa bi süre önce istedi benden kartımı. İyi niyetli ben bi öncekinden ders almamış olacağım ki yine verdim. Ama oda biliyor hayır diyemiyorum ben. Böle bi kişiliğim işte.. HEp derim Lanet OLsun İçimdeki İnsan SEvgisine diyee...

Ayrıldıktan sonra kart hala bu arkadaştayken ekstrelerde çektiği nakit avansları ödediğini (masraflar+faizler hariç) gördüm.. Neyse dedim yüz göz olmaya değmez üç kuruş için ben öderim kalanı.. Kartı istiyorum geçen akşam çünkü baktım ondan ses yok. Ayrılıdğın kız arkadşının kartının onda olması onu rahatsız etmiyor demekki.  Hastayım şu kartı verme işini buakşam iptal edebilirmiyiz? Ama acil lazımsa kartın vereyim. Diye bir cümle kurdu herif ya.. Yani lazım olmasa kart onda kalcak ohhh ne allaaaaaaaaaaa..!
Tek bir kelime dahi cevap yazmadım bu utanmaza ben.. Yazamadım.!

Artık ondan bekliyorum gel kartını aldicek ya da vereyim dicek işte. özellikle ben istemiyorum merak ediyorum niyetini.. ( ne safsın diosunuz duyuyorum) ENson dayanamıdm akşam msj attım kartın ödemesi var ver artık diye.. Daha şimdi aramaya tenezzül etti akşamdan beri.. " Şu an atm deyim paraya ihtyacım vardı şukadar aldım" dedi benm yemeğe alışkın oldğum kaynar sular yine sırılsıklam yaptı beni başımdan aşaaa bi güzel ohhhhh.. Bende akşam kartı almak istediğimi söyledim. 30 una kadar da parayı ödemesi gerektiğini.. Akşam neler sayıcam yüzüne diye diye kendimi dolduruyorum şuan ofiste ama biliyorum ben yine onuda beceremicem.. Ah benn ve şu iyi niyetli kalbim.. Nezaman akıllanıcaz acaba ?

Not: Erkek arkadaşlarımın bu cömertliğimi duyup bana çıkma teklifi etmesine alışmıştım hani dalga konusu oldum hakettim bunu da bugün kız arkadaşımın bile nişan yüzüğünü çıkarıp bitter evlen benimle demesine ne demeli:D Dİllere düştüm azizim dillere ..!

Not2: bugüne aslında ayrı bir konuyla post yazmayı düşünmüştüm ben.. Şarkıların hayatımdaki yeriyle ilgili.. Özellikle son zamanlarda türkçe sözlü parçaların bana geçmişi hatırlatması ve benm bu durmdan epey rahatsız oluşumla iligili ama.. olaylar ggünün seyrini değiştiriyor işte.. Ama yine de bu şarkıyı paylaşmak istiyorum...


Ah bu şarkılarınnnnnnnnnnnn gözüüü körrrr olsuunnnn!!!


Posted in | 2 Comments »

bahar çarpması!

Mart 16, 2011 by bitter
Bahar sarhoşuyummm evettt. Dışarıdan içeri giresim yok hiç.. Maviyi ve yeşili bir arada görmeye başladım ya tamam bitiyorum ,eriyorum böyle anlarda ben.. Erik ağaçları da başlasa gelin olmaya ve martılar bembeyaz deniz üzerinde.. Cahit sıtkının dediği gibi işte.. İlk sevgilimin gülüşüne benzer bir nisan havası değil mi esen ?
Kim ne derse desin bahar bi başka dır bambaşkadır. Baharda doğan insanların da ben öyle olduğuna inanırım esasen. Misal ben :P Aşırı bi enerji açığa çıkarıyorum. Pozitifliğin yanı sıra, şiddete de eğilimim olabiliyor. Sıcak ornek, tv yi son ses açıp beni akşam uyutmayan alt komşum gibi. Suçu bahar a da atarak onu öldürmeyi planlıyorum ben. Arka bahçeme gömüp başına kolonları dayıcam ve son ses açıcam.. Uyutmam yerinde şerefsizi..!

E güneşi görünce tabi insan program üstüne program yapıyor yahu.. nereye gitmeli, ne yapmalı hep bunları düşünüyorum ben güneşi görünce : ) İlkbaharın anlamı yeniden doğuştur esasen.. HAni kış biter, karlar erir, yağmurlar artar ve su kaynakları zenginleşir, doğa canlanır, yeniden doğmuşcasına ! Hah aynı etki insanoğlu üzerinde de oluyor işte : ) Hemen alışverişe çıkılır mesela, cıvıl cıvıl kombinler yaratmaya başlarsın.. Canlanma mevsimine uyar canlanırsın : )
Hemen bunlara örnek stil direktörümden aldığım bahar temalı çantam karşınızda..!
Haftasonu da bu çantamla birlikte bahar kombinimi de paylaşacağım tekrar . ) E malum hem bahar hem haftasonu ise kaçılır mutlaka biyerlere; ) Haydiiii şimdilik Adiosss !!!

Kendime Not: Bu bir bahar çarpmasıdır! Panik yok! Lakin atmosferde durduğu gibi durmuyor işte meret :)

Posted in | 5 Comments »

bu fona acıyı akıttım!

Mart 03, 2011 by bitter
İnanmamak lazım bir daha iskambil fallarına..

Bir gün güzel söyler, iki gün enfazla üç..
Her şey iyi güzel derken açılır kapanmaya başlayan yaralar ardı ardına
Sahi kaç bıçak yarası var sırtımda?

Her seferinde sevdim dediklerin carpar kapıları başından aşağa!
Yavru kedi misali sokakta tek başına yine..
Hep aynı replik gelir aklına yıllar öncsinden
Bu da mı gol değil bee!

Aynı anda hem güler hem ağlarsın..
Bir düşün acınılacak hal mi seninki nedir içinde bulunduğun durum?
Hmmmmmmmmmmmmmmmm mmmmmmmmmmmmmmmmmmm

Sadist miyim, mazoşist mi? Ayırmaya çalışıyorummmmmmmm..
Şans mı, kader mi, kısmet mi?
Hep iyi başlangıçlar ve kötü sonlara açıyorum yelkenlerimi..
Derken zevk alınıyor bu durumdan sanki alışkanlık yaratıyor..
Şöyle ki tehlikeli bir alışkanlık bu..
Seni, acı çekeceğinden emin olduğun insanlara itiyor!
Huzuru yine en yüksekte, en tehlikeli kollarda aramaya devam edeceğim!
Garip ama gerçek..
Evet ben acıdan zevk alıyorum, almak istiyorum..
Zaten zevk almıyorsam acıdan,yaşamıyorum..!

Posted in | 0 Comments »

kölelik düzeni bu! (bloguma dokunma)

Mart 02, 2011 by bitter
İşte burdayız, yazıyoruz, okuyoruz, düşünüyoruz ve biz varız, var olmaya devam edeceğiz..
Nasıl bir düzendir ki bu akıl mantık almaz.. Kabul etmez..

Her ne olursa olsun kimse bu özgürlüğü elimizden alamaz, alamayacak da..! İnternette herşeyin bir alternatifi vardır çünkü.. Haa en son iş interneti tamamen ortadan kaldırmak olursa (ki şaşırmam) ozaman artık mektuplamı haberleşiriz, posta güverciniyle mi bilemiyorum!!

Bu nasıl bişey biliyormusunuz? Birçok insan bu durumdan radyo,tv, internet dünyası, gazetelerde yer verdi sağolsunlar.. Akşam Nihat Sırdar da bahsetti.. Dedi ki, Hani bir apartmanda diyelim 18 numaradan şikayetçisiniz.. Şikayet ediyorsunuz o daireyi, gelip komple apartmanı yıkıyorlar !!

Basit belki komik ama durum aynen budur! Vur deyince öldürmektedir yargı sistemimiz.. Şimdiye kadar da hep böyle oldu benzeri durumlar biliyorsunuz..

Biz elimizden geleni yapıyoruz, yapacağız da.. Çünkü herkesin emeği var en başta.. Buna saygı adına blog okuyan, yazan herkesin buna duyarlı olmasını bekilyoruz!! Bloguma dokunma  için destek bekliyoruz!! Cünkü konu sadece bu değil biliyorsunuz.. Konu bu düzen bu kölelik düzenidir. Bugün bu yarın başka birşey çıkacak.. Böyle de devam edecek..

Sizce sırada ne var?

Posted in | 0 Comments »

muhteşem iksir..

Şubat 24, 2011 by bitter
Sabah alarm sesiyle uyanılır işe gitmek üzere, Her sabah ki gibi enerji hat safhada hissedilip yataktan kalkmak için doğrulllllllll uuuu naaa maazzzz aaaaahhhh..!


- O da ne ? (içses sorar)

- Sanırım belim tutulmuş..

Giyinilir öyle böyle, kapıda çizmeleri giymek için eğilinirrrrrr kennn ahhhh .! Eğilinemez ..!


Yarrebbi bu nasıl bir azaptır? Sol kısım ağırlıklı olmak üzere inanılmaz bir can yanması.. İki gündür benimle birlikteydi.. Sanki uyur gezermişim de gece kalkıp koca bi tırı yükleyip, bidaha boşaltmışım gibi .. Gece ben ne yaptım da bu başıma geldi çok merak ederken ben, Söylediğim herkesin bana aynı cevabı vermesine uyuz oldum hacı.. “ üstün acık yatmışsındır hihihi” ..


Şimdi yorgan muhaabetine girme kaybedersin. Söyle ki ben yazın bile yorganla yatma hissiyatı duyan bir kızım.. Yorgansız uyursam, devler, cinler, periler, canavarlar vampirler, cadılar saldıracakmış gibi bir korku olur içimde buyüzdendir ki yorganı kafama çekmeden uyamayışlığım.. Ha bir de üşürüm yani… Dolayısıyla ne diyorduk haa üstüm acık yatma ihtimalim sıfırında altında bu durumda..


Gel gelelim bugün daha bir hafifledi ağrılar sancılar çok şükür. Lakin bugün de bir mide bulantısı, bir baş ağrısı ve bikaç gündür biraz fazla üşüdüğüm göz önünde bulundurulursa, birde evde herkesin kabusu olan grip bana teğet geçmişse.. hııı grip geliyorum demezzz gelir.. diye düşünen ben hemen bi iksir yapmaya karar veririm..


Şirkette öğle yemeğinden sonra makineye gidilir, sade soda alınır, içine revirden alınan 1 adet gripinin tozu dökülür.. biraz limon sıkılır.. Foşşşşşş diye kabarması zevkle izlendikten sonra. .. içilir. İçilirrrrrrrrr.. rrrr…


Tabi buakşam sevgiliyle buluşulcak ya özledik 2 gündür.. E yarın akşam, gurbetten gelen arkadşa karşılama şeysiiine katılınacak,, e cumartesi sinema günleri , Pazar Allah ne verdiyse günüüüüüü.. Yani şimdi tüm bunlar yapılacakken zaman darken sinek poposu kadar bi aralıktan göz açıp kapayıncaya kadar hızla geçerkennnn hasta yatağında grip grip yatılıp, “hastayım ben çok hastayımmm” tweetleri mi atayım yani?
Sodaa, giripin, limon..
Muhteşem üçlü..
Benim için bir araya geldiler..
Sırf ben hasta olmayayım,
ortamdam kopmayayım diye bütün ACI çabaları.. :/




Posted in | 0 Comments »

olamaz mı olabilir :)

Şubat 22, 2011 by bitter
Dayanamadım Aşk tesaüfleri sever filminin bir diğer videosunu da paylaşmak istedim..

Ama Mehmet Günsür sen başka bişeysin yaa :))))))))


Aşk Tesadüfleri Sever
Yükleyen Elmalma. - Filmler ve diziler Dailymotion'da

Mehmet Günsür - Eylül Akşamı
Posted in | 2 Comments »

AşK ve TeSaDüfLeR...

Şubat 21, 2011 by bitter
Bu hafta da şu filme gidemeseydim ölecektim sanırım. Arkadaş olsun olması ben bu filmi izleyeceğim diyordum ama son anda eşlik edecek bir arkadaşım oldu bana : )

Çok konuşulan bir film oldu, ıssız adam gibi biraz şişirilmiş olma ihtimalini de düşünerek gittim hayal kırıklığına uğramamak adına.. AMAaa..

Şu ana kadar izlediğim en güzel aşk filmleriyden biriydi. İ na nıl maz ! Zaten her seansı full bir film. Saatler öncesinden yer ayırttık. Oyuncu, kadrosu, hikaye, müzikler.. Adı gibi tesadüflerle dolu.. Çocukluk aşkını hatırlayan var mı? Sizi taa o yıllara götürüyor.Küçüklüğünüze dair birçok şeyi anımsatıyor, gülümsetiyor. tam bir duygu karmaşası yaşatıyor insana. Hem güldürüyor hem ağlatıyor.. BOl bol da aşk kokuyor!!Hayatında  bir kez olsun aşık olmuş yada olmak isteyen : ) herkese şiddetle tavsiye ediyorum..

Kendinizi tuttuğunuz birçok an oluyor filmde ama final sahnesinde yapabileceğiniz hiç bir şey yok. Koyveriyosunuz gidiyor vallahi ::! Açıyorsunuz muslukları.. bol bol  mendil alışverişi yapıyorsunuz yanınızdakilerle arkanızdakilerle .. Siz iyisi mi tedarikli gidin.. İzleyecek olanlara iyi seyirler..



Not: Benim gibi yıllar sonra çocukluk aşkına rastlayan  ve birlikte olan biri için epey özel bir film oldu tabi.. Bu  yüzdendir ki enkısa zamanda film, sevgiliyle yeniden izlenecek.. :)


Aşk Tesadüfleri Sever şebnem ferah - hoşçakal (bdrhnshn)
Yükleyen BDRHNSHN. - Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaşayın!
Posted in | 1 Comment »

ArSıZ aDaM ..

Şubat 18, 2011 by bitter
Nihat Sırdar da olmasa şu güne nasıl eğlenerek gülerek başlardım başka bilemiyorum ya.. Bu günün Cuma olması ve dolayısıyla protesto günü olması sebebiyle dörtlülerimiz yanarak mendil sallayarak işe geliyoruz. E bi nebze olsun psikolojik bi rahatlama hissettiriyo içinde insanın.. Son günlerde hayatım bir çorba tenceresine döndü adeta. İçinde ne ararsan var. Özlem, şefkat, sevgi, merak, acı, pişmanlık, az gözyaşı, mutluluk parca parca, kararsızlık bolca. Ha bir de nefret ve şaşkınlık bi arada..


İnsanları kırmaktan korkan ben verdiğim kararların sonunda hep yine hem kırmış hem kırılmış oluyorum. Ama o insanlar da şanslıyım ki okadar şeye rağmen benden nefret etmeleri , saçımı başımı yolmaları gerekirken bana saygı duyuyorlar ya..! Şaşılacak şey bu evet..

Ama ben önce kendimi düşünmeyi öğrendim evet bunu başardım sonunda. Sadece ben asla değil! Ama önce ben, benim duygularım, benim düşüncelerim.. Bu yolda da emin adımlarla ilerliyorum azizim, tali yollara sapmamaya özen gösteriyorum, bu istikrarı bozmamakta kararlıyım ..

“Arsız neden arlanır, çul da giyer sallanır” atasözü dünün anlam ve önemine oldukça uygun olduğu bir anda kulağıma çalındı.. Arsız insanın hali çok başkadır dostlar. Şimdi sevgilim diye koluma taktığım bay 55 ekran beni dolandırmıştı. Kredi kartımı kullanmış, harcamış, üstüne bana aldığı “sahte” tek taşı da sonradan benim kartımla aldığını öğrenmiştim. Ve sonradan ortaya çıkan birçok yalan dolan vs. Şimdi bu bay 55 ekranı ben kırmızı bi domates gibi hayal etmiştim yaptıklarını yüzüne vurduktan sonra. Lakin dostlar anladım ki o hala yemyeşil bi 55 ekran e iki de anten koy üstüne bildiğin uzaylı oldu şimdi ahaha : ) 55 ekran dün bana mail atmış, kendimi kullanılmış hissediyorum demiş.. Tüm bu olanlardan sonra birlikte yediğimiz birkaç akşam yemeği (burada ödediği para) den bahsediyorsa eğer evet onu kullandım. Yazık keşke onları da ben ödeseymişim çok üzülüyorum şimdi düşündükçe biliyor musunuzzzzz kıyamam yaaaaa : P

Tabi normalde böle 55 ekran tiplerle muhatap olmaya gelmez sus dimi.. Ama yok yanlış adama çattı çok yanlış. Öyle bir mail döşedimki ona o sinirle ben beni kazıkladığı her anı, kartalırımı, arabamı kullanışını, az kalsın arabamı bozuk diye ucuza satmak üzere olduğunu, benim paramla bana evlenme teklifi ettiği “sahte” yüzüğü nasıl aldığını sanki ben almışım , ben yapmışım gibi yazıp, benim gibi bi çakalla nasıl birlikte olduğunu nasıl uyanamadğını yazıp, sonra tipinden girip beyin hücrelerinin sakatlığından çıkıp, gönderdim azizim..

Bu kez kırmızı domatese döndüştüğüne artık inanmak istiyorum yaa. Evladım gördüm de bukadar pişkinini görmedim vallahi. Etraf çok tehlikeli canlar, dikkat etmek lazım.. Benim gibi saf olmayınıızz.. Her evlenme vaadine balıklama atlamayınız.. Korkmayın artık literatürde evde kalmak deyimini kullanmıyor kimse, evde de öyle kolay kolay kalınmıyor. Hem daha ne .. Koca dırdırı yok, geçim sıkıntısı, faturalar düşünmek yok. Çoluk çocuk derdi, maması, okulu, arkadaşları, psikolojisi düşünmek yok . EEE yok da yok.. Daha ne kır dizini otur aşşaaa hahahah : )) Giyin süslen zaten güzelsin, yakıyosun ortalığı kız kıza çıkın en şık mekanlarda boy gösterin. Bütün yakışıklılar sizin azizim.. Daha ne ister bi insan evladı ya, bizim derdimiz ne..
Kendime not: Kendimi okadar iyi tanıyorum ki iki gün sora bu söylediklerimi unutur, yine gelinlik, evlilik, yakışıklı zengin koca, çoluk çocuk hayalleriyle baş başa bulurum kendimi biliyorum.. YAPma yapmaaa yapmamalıyım olmaaaazz ola maazzzz ::::P

Niye bilmiyorum içip içip içip içip bu şarkıda dans etmek istiyorum, böyle hissediyorum evet ..!


Maria Mena - Just hold me HD
Yükleyen scorpiomusic. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.


 
Posted in | 2 Comments »

kuzeyin oğluyla birlikteyim:P

Şubat 11, 2011 by bitter
Mutluyum, mutlu..
Seviyorum,seviliyiorum..
Gözlerine bakıyorum, eriyorum..
Yüzüne dokunuyorum, ..
Duygularını ifade etme özrü içerisindeyim şuan..


Bundan yıllar yıllar yıllar önce, bir kız ve bir erkek bir görüşte birbirlerinden hoşlanırlar, lakin birbirlerine açılamazlar.. "Aşk tesadüfleri sever" ki bu kız la erkek uzun yıllar boyunca hayatlarına giren insanlardan sonra tekrar karşılaşırlar. Oyle bir büyü yapılmıştır ki ilah tarafından bu ikiliye sanki zaman durur o an ve 10 yıl öncesine tekrar geri dönüp o anı, ilk bakışı yeniden yeniden yaşarlar..


Okadar masumlardı ki ozaman, o birlikte geçirdikleri haftasonu boyunca kimseye aldırmadan gözlerini ayırmazlardı birbirlerinden. Şimdi aynı güzelliği aynı duygularla ve aynı masumiyetle yaşıyor olmaları, ve şansın da onlardan yana olması bir mucizenin gerçekleştiğini gösteriyor. Biri kuzeyin oğlu,tam kuzeyli,Koyu Bir Trabzonspor taraftarı : )
Diğeri Marmaranın en güzel kıyılarından birinin en güzel sakinlerinden biri : P
İkisinin de hayatı deniz. İkisi de deniz kıyısı çocuğu olmuş herzaman..  Bu nedendendir ki kuzeyin oğlu ona yakışır bir meslek seçmiş, gemiler onun hayatı olmuş.. İyot kokusu yok muuuu  ikisinin de vazgeçemedikleri en güzel şey..
Her gün ama Her Allahın günü mutlaka 1 saat, 2 saat olmuyorsa, 10 dakika birbirlerini görmeliler illa..
Görüyorlar da..!
Görmeden yapamıyorlar, yatıp uyuyamıyorlar..
Göz göze geldikleri zaman dünya gerçekten duruyor.
Ama onlar olağanca hızla dönüyorlar, mutluluktan : )


Gece ay bir başka, yıldızlar daha bir parlıyor sanki onlar birlikteyken.. Herşey onlardan yana gibi.. İlah bile.. Yalancı değil, gerçek havayı soluyorlar birlikte. onlar gülümsedikçe, insanlar da onlara gülümsüyorlar. Sanki dünyaya mutluluğu onlar yayıyorlar: )


Hiç bir sıfatı yakıştıramıyorlar birbirlerine, ne söyleseler az , yetersiz, hatta sanki anlamsız..
Ama gözler öyle bir konuşur ki, konuşur - muş ki- kelimelere hiç gerek kalmaz-mış.
Ne bir sıfata, ne bir benzetmeye, ne bir yakıştırmaya..
Ahh be kuzeyin oğlu..
Ahh sevgilim..
Herşeyim..
Aklıma gelişini seveyiiimmm : )


seni çokseviyorummmmm..


zeynebin.. ;)

kendime not: Yorum yapan arkadşn da dediği gibi nazara inanırım .. Değdi bile..! Çizik attım yine yine yineeee..! :/
Posted in Etiketler: | 2 Comments »

skandal..!

Şubat 06, 2011 by bitter

Önce mesai arkadaşlarımca bayram olarak kutladığımız kutsal cuma dan başlayayım. Güneşli güzel bi cuma günün seriiin akşamında, kızları arabayla toplayıp "kız kıza gezelim bugece" etkinliğimize birtakım adı batasıca erkek arkadaşların nazarları değdi.. Şöyle ki; arabamı alıp arkadaşımı almaya giderken, tam da merkez denilen yerin ışıklarında arabam stop etti. Dörtlüleri yakıp arabamı tekrar çalıştırmak istediğimde çıkan garip seslerden anladım ki sanırım aküm bitmişti.. aman allahım skandalll derken;   bir korna sesiyle soluma baktığımda kuzenimin yeşilll yandııı geçseneee diye benimle dalga geçişini seyrederken biyandan ona arabanın bozldugunu anlatmaya çalıştım . Lakin açtığı son ses müzik sebebiyle beni anlamadğı gibi gülerek geçip gitmesin mi ? Sonra Arkdşm H yanımda arabada bitiverdi. Saolsunlar bi telefonla yardımıma koşacak bir sürü arkadaşım olduğunu bilmek bana o akşam inanılmaz bi keyf vermişti. Arabamı kenara itip aküsünü kendi arabalarından şarj ettiler. aslınada bakarsanız bu süre birbuçuk saatimizi almıştı bizim o akşam. Tabi bizi bekleyen arkadaşlarla da buluşamayıp planımızı ertelemek zorunda kaldık..

Taaakiii bidahaki haftaya kadar.. Şimdi bebeim eskisinden daha iyi çalışıyor çünkü :))

Posted in | 2 Comments »

SON 21 GÜN:)

Ocak 31, 2011 by bitter
Ağaçlar ve gökyüzü hep aynıydı… Nedense

Renkler birbirinden daha sOluktu… Farksız
Günler gecelerden daha uzundu… SOluk sOluğa
Sadece zamansız düşlerim vardı… Anlamsız
Ve ben kendimi seni severken buldum birden..


Şehnaz Sam - Severken Buldum
Yükleyen xxbahadir. - Diğer müzik videolarına göz atın.



Şimdi senden uzakta ıssız ve sakin suskunum

Sanki geceden kalmış gibi yOrgunum
Çok yOrgunum… YOrgunum
Ve ben kendimi seni severken buldum birden
Hım kendimi seni severken buldum birden,,


Düştü, düşecek, düşüyor derkennn;
Kısacası GÖNÜL dinlemez aşka düşer..mişş :))
Son 21 gün :)  güpgüp güpgüp güpgüp güpgüp ...
Posted in | 0 Comments »

Arabesk günler..

Ocak 28, 2011 by bitter
Bu kaçıncı vedaydı ..!



Gitmek mi zor, yoksa kalmak mi?
Kacmak mi zor, yoksa oldugun yerde ruzgara karsi savasabilmek mi?
Veda mi zor, yoksa bir veda cumlesine katlanmak mi?

Hani kız yalvarmıştı ya Tanrı ya .. Aşkı için.. Şimdi ise Hayatındaki en büyük pişmanlığı yaşamaktaydı. Tüm o ettiği duaları için..Yaşanmışlıkların ağırlığıydı omuzlarında yüklendiği. Yeni yaşanmışlıklar da eklenmekteydi üstüne. Taştı sabrı çıktı karşılarına ne varsa içinde söyledi hepsini.. Karşısındakilerin canını yakmak tı ya niyeti . Olmadı..
Yine kendi canıyla uğraştı o dakikadan sonra. Üç kuruşluk insanlarla muatap olmak durumunda kaldı. Ama çokiyi niyetliydi kız hala. Aşık olduğu adamın birlikte olduğu insana o ne derse desin, “mutlu olun” dedi.. Karşıdaki şaşkındı . Beklemiyordu böyle olgunca bir tavır.. Bu kez o saldırdı, kışkırttı kızı.. Kız ezildi taşıyamıyordu artık, çok yorulmuştu.

O kadar çok kandırılmıştı ki, iyi niyetli kız. Aşığına zaafı vardı çünkü. Onu her arayışında “işte bana döndü sonunda” diyordu.. Ama zalimce bir oyunun içinde olduğunu bilmiyordu.

Eski sevgili , yeni sevgilisiyle ona karşı oynuyordu amaçsızca..! Her seferinde kandı kız, oyuna geldi hep.. Öyle ağır cümleler işitti ki karşı taraftan. Toparlayamadı hala..
En arabesk günleri yaşıyor şuan o kız. O kadar çok güzel anısı varki hatırladığı nedense çıkmıyor aklından. İlk doğumgününde işyerinde gizlice ona hazırladığı sürprizi hatırladı. Kırmızı bir kutu aldı önce. Üzerine kendi resimlerinin olduğu bir film afişi hazırlayıp yapıştırdı. Sonsuza dek birlikte.. idi filmin Türkçe adı.. Sonsuz olmadı..!
İçine minik şekerler serpiştirdi her birinin üzerlerini tek tek kendi fotograflarıyla kapladı. Minik aşk dolu notlar yazıp yerleştirdi.. Hem aşk doluydu, hem biraz muziplik kattı.. kendi fotoğraflarından yapboz yapmaya çalıştı elinden geldiğince.. kendisi bastı fotoğrafı kendisi kesti.. Onalara ait bir çikolata markası yarattı..! paketin üstüne kendi isimlerini bastı..
Aşığı paketi açtığında çok ama çok şaşıracaktı. Tek tek notları okuyacaktı. Hatta gözleri dolacaktı : ( Birlikte ağlayacaklardı mutluluktan.. Gelin görün ki okadar haindi ki hayat.. Zamanı gelince o elleriyle aşkınıda katarak hazırladığı bu güzel anlamlı hediyesi dalga konusu olacaktı bir gün..!
Geçmiş kolay unutulmuyordu kız için. Silinip gitmiyordu hiçbir hatıra.. Sanki verdiği tüm bu emekleri hiç vermemiş , bunlar hiç yaşanmamış gibi bir tavrı vardı karşı tarafın.. O sadece hayatından gelip geçmiş gibi bir izlenimin içine atıldı zalimce iki yeni sevgili tarafından.. Paçavra gibi hem de..

Yine de her şeye rağmen son kez vedalaşmak istedi aşığıyla.. O onu yerden yerede vursa sonkez dokunmak …
O büyük aşkına yalvardı son kez dedi son kez birdaha karşına çıkmayacağım. O büyük aşkını zor ikna etti biliyor musunuz? Okadar soğuktu ki telefnda karşı taraf, el olduğunu söylemeye çalışıyordu belki artık.. Kırmadı kızı geldi aşığı sonkez.. Gözlerine bakamıyordu kızın.. Kızsa ayıramıyordu gözlerini ya.. Yine de her şey için özür diledi. Ne yaptıysam aşkım içindi, senin içindi dedi. Söz verdiğim gibi, gidiyorum artık buralardan . Senin yapamadığını ben yapıyorum. Dedi kız. .Aynı mahallede oturmak bile yetiyordu acılarını deşmek için çünkü. Başka çaresi kalmamıştı.. Geçerse ordan görecekti ikisini el ele kol kola. Nasıl dayanırdı o küçük yüreği buna..

Dayanamazdı, dayanamadı.. “Her şeye rağmen en güzel zamanlarımı yanında geçirdim. Her şeyi geçtim bana yaşattığın ölümsüz aşk için teşekkür ederim…”

Dedi ve inip arabadan karıştı karanlığa hala sıcacık bir kalp ama havadan da buzzz gibi bir ruhla…






Posted in | 0 Comments »

dualarınıza ihtiyacım var..!

Ocak 25, 2011 by bitter
SOn zamanlarda yediğim kazıkların haddi hesabı yok. Yazdım defetere veresiye hayatım bu senede yine... İnanın 2 dakıkadır gerçekten mutlu olduğum an 2 akşam öncesi . SAdece iki dakika. Okşadı yanağımı baktı gözlerimin içine, güzel sihirli cümleleri sıraladı ya ardı sıra.. Benimdi dünyalar artık..
Ama hepi topu 2 dakikaydı işte hakkettiğim ondan yana :( koskoca 2 yılın hatrına..
Ertesi gün çalmadı telefonum. Sustu.. Hİç susmadığı kadar sessizdi bu susuş acı doluydu, gözyaşı doluydu. Bugün hala kalbim nefret dolu ve de isyan.. İçimde tutamıyorum ki işte lanet olsun. Sol yanım inanılmaz ağrıyor ciddi anlamda bugün. Hele ki hayatımın dönüm noktası olacak bir iş görüşmesinin arifesindeyken. İki gündür hazırlanıyorum. Görüşmem bugün. Dualarınıza ve şans dileklerinize ihtiyacım var. Motivasyonumu engellemeye çalışsada içimde bulunacağım durum. Acılarıma inat başarmalıyım diyorum. Bİr nebze olsun yüzümü güldürecek bir çalışmanın içinde bulunacağım ve biliyorum gerisi gelecek..

Sabah aldığım sakinleştiricinin etkisi var üzerimde sanıyorum. İnternette gezerken gördüğüm bir video var ve ben, bana birkaç saat sonra "kariyer hedefin nedir" diye sorduklarında, bu videoyu gösterip, "bırakın kariyer hedefi işte benim hayalim ; Gitar çalıp şarkı söyleyebilen bi koca, ona eşlik eden dünya tatlısı bi çocuk, onları izlerken işte bunlar benim diyebileceğim müthiş bir an" diyeceğim. :D:D


Biraz olsun moral olsun benim olsun ...
 

Baba ile Kız Muhteşem Düet izle - Müzik - Video
Yükleyen serdarcoban. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.
Posted in | 0 Comments »

özelime:(

Ocak 24, 2011 by bitter


Tatlı bir ömür gibi gitmeye niyetlendin


Ayrılık atını eyerledin inadına

Git, yeni ülkeler gör, büyülü diyarlarda gez

Ama benimle eğleştiğin toprakları da unutma, hatırla emi!



Gittin ey sevgili, şimdi yollardasın

Ayın değirmisini başına yastık yapmış uyumaktasın

Güzel uykular, renkli düşler seninle olsun

Ama bir zamanlar dizlerimde yattığını da unutma, hatırla emi!





Mevlana...
Posted in | 0 Comments »

Yok öyle yağma!

Ocak 19, 2011 by bitter
Yok öyle yağma!
Duvarlarin arkasina saklanmak yok öyle...
harflerin rutubetinde yangin çıkarmak yok...!
Suskun olduğuma bakma sen benim,
bir cümle kurarım ki o saat,
kelimelerimin labirentlerinde kaybolursun!
İyisi mi git sen, defol!
Adını başkası ansın artık!
Dilim dönmez sana dair tek bir heceye,
beyin ölümü vardı evimde dün gece!
çektim fişi, yok artık dönüşü!
Son bir dönüp gözleri
Son bir dönüp gözlerime baktın,
tebrikler beyaz kadın, iyi iş çıkardın!
Kal olduğun yerde,
tek bir kelime dahi etme!
Bitti işte!
bundan böyle ben sağ...
DÜNYA KIYAMET!

Bugün canımm Özim gönderdi bu şiiri bana.. Paylaşmadan duramadım. Bakmayın aslında ne şiir okuyacak hal kaldı ne şuraya kelime dizecek halim var.. Direkten dönmüş bir insanım ben şugünden itibaren..
Yanlış bir başlangıç yapmak üzereyken.. çok güzel bi şekilde direkte patlayışıma ben ve yakınlarım şahit oldular..

Duygusal ben yine duygusal duygusal düşünüyorum. Bu insanda birşey var bir yanlış bir eksik var var var diyorum.. Ama iyi niyetliyim ya ben hep.. Karşımdaki ne konduramıyorum, ay kırılmasın, ay üzülmesin..
Ben Bay S nin bana evlenme teklif ettiği yüzüğü benim kredi kartımla (sırf indirmli olacak diye) aldığından şüpheliydim bi süredir. Bana başka birşey alacağını söylemişti, garip gelsede vermiştim kartımı ve birkaç işi için daha verdim. Dün hesap içi döküm almak için şubede ter dökerken son çare ATM den aldığım küçük makbuz oldu ve donup kaldım yapılan bilgim dışı harcamalarla..

Acaba kendisi bana nezaman söyleyecekti bunlardan nasıl bahsedecekti diye merak ederken, makbuz da ayrıntı göremediğim için kuyumcudan ne aldığını göremiyorum halen ekstrem gelmeden. Müşteri hizmetleri desen düşmüyor. Buarada atlamayayım ben birtakım hissel eksiklikler ve aklımdaki soru işaretleryle birlikte ayrılma kararı verip kendine zaten söylemiştim. ondan sonra bu araştırmaya giriştim. Bugünde nette karşılaşınca artık dayanamayıp konuyu açtım. (ki arkadaşlarım çok sabırlı olduumu söylediler buzamana kadar sustuğumdan) Kartın onda olduğu tarihlerdeki harcamaları sordum bir bir. Önce salağa yatan bay S sonra döküldü. Özrü kabahatinden büyük oldu anlayacağınız. Senim benim mi varmış : )
OLay o değil benim bilgim dışında olan bu harcamalar. Ben araba krdemi ödüyorum her ay ve dolayısıyla birtakım masraflarıda var bu durumun. Ay başından harcamalarımı toparlayım borçlarımı bir kenara ayırırm. Ama bir de ne göreyim? Ekstra harcamalar , ekstra borçlar! Ben harunmuşum da haberim yokmuş ya..!

Aslında bu çirkinliği inanın yazarken bile utanıyorum. Offff nasıl çınlıyor suan sol kulağım, anıyor beni evet nasıl anıyor acaba şuan.. " vay enayi" , "vay salak" diyordur arkamdan sanırım. Arabam da ondaydı bir süredir şuan söylediğim yere bıraktı iş çıkışı alacağım. Öyle bana anlattığı ve sattırmaya çalıştığı gibi bakalım arabam masraflı mıymış bizzat öğreneceğim ben.. İşte böyle içine kurt düştü mü insanın şimdi her yaptığı şüpheli gözümde..

Ama ençok ekstredeki şu kuyumcuya ait dökümü bekliyorum..
BAkalım tek taşımı kendim mi almışım ?

Öyleyse açacağım arabamda radyomu isteyeceğim NİL ciğimden kendime armağan edeceğim..

"Tek taşımı kendim aldım , tek başıma kendim taktım , girmesinleeerr havayaaa"   diye ..!

Posted in | 0 Comments »