''İçimin tünellerine girer girmez bir fener alıyorum elime, buralar çok karışık ! Kaç defa geldim; gene de hep kayboluyorum !''
günün tümcesi;
Adım, dudaklarında son dakikalarını yaşayan bir sigara gibi. Birazdan yeni sevgilin gelecek. Onun dudakları adım kokmasın diye, bitirmeden atacaksın beni..
Ağaçlar ve gökyüzü hep aynıydı… Nedense Renkler birbirinden daha sOluktu… Farksız Günler gecelerden daha uzundu… SOluk sOluğa Sadece zamansız düşlerim vardı… Anlamsız Ve ben kendimi seni severken buldum birden..
Şimdi senden uzakta ıssız ve sakin suskunum Sanki geceden kalmış gibi yOrgunum Çok yOrgunum… YOrgunum Ve ben kendimi seni severken buldum birden Hım kendimi seni severken buldum birden,,
Düştü, düşecek, düşüyor derkennn; Kısacası GÖNÜL dinlemez aşka düşer..mişş :)) Son 21 gün :) güpgüpgüpgüpgüpgüpgüpgüp ...
Kacmak mi zor, yoksa oldugun yerde ruzgara karsi savasabilmek mi?
Veda mi zor, yoksa bir veda cumlesine katlanmak mi?
Hani kız yalvarmıştı ya Tanrı ya .. Aşkı için.. Şimdi ise Hayatındaki en büyük pişmanlığı yaşamaktaydı. Tüm o ettiği duaları için..Yaşanmışlıkların ağırlığıydı omuzlarında yüklendiği. Yeni yaşanmışlıklar da eklenmekteydi üstüne. Taştı sabrı çıktı karşılarına ne varsa içinde söyledi hepsini.. Karşısındakilerin canını yakmak tı ya niyeti . Olmadı..
Yine kendi canıyla uğraştı o dakikadan sonra. Üç kuruşluk insanlarla muatap olmak durumunda kaldı. Ama çokiyi niyetliydi kız hala. Aşık olduğu adamın birlikte olduğu insana o ne derse desin, “mutlu olun” dedi.. Karşıdaki şaşkındı . Beklemiyordu böyle olgunca bir tavır.. Bu kez o saldırdı, kışkırttı kızı.. Kız ezildi taşıyamıyordu artık, çok yorulmuştu.
O kadar çok kandırılmıştı ki, iyi niyetli kız. Aşığına zaafı vardı çünkü. Onu her arayışında “işte bana döndü sonunda” diyordu.. Ama zalimce bir oyunun içinde olduğunu bilmiyordu.
Eski sevgili , yeni sevgilisiyle ona karşı oynuyordu amaçsızca..! Her seferinde kandı kız, oyuna geldi hep.. Öyle ağır cümleler işitti ki karşı taraftan. Toparlayamadı hala..
En arabesk günleri yaşıyor şuan o kız. O kadar çok güzel anısı varki hatırladığı nedense çıkmıyor aklından. İlk doğumgününde işyerinde gizlice ona hazırladığı sürprizi hatırladı. Kırmızı bir kutu aldı önce. Üzerine kendi resimlerinin olduğu bir film afişi hazırlayıp yapıştırdı. Sonsuza dek birlikte.. idi filmin Türkçe adı.. Sonsuz olmadı..!
İçine minik şekerler serpiştirdi her birinin üzerlerini tek tek kendi fotograflarıyla kapladı. Minik aşk dolu notlar yazıp yerleştirdi.. Hem aşk doluydu, hem biraz muziplik kattı.. kendi fotoğraflarından yapboz yapmaya çalıştı elinden geldiğince.. kendisi bastı fotoğrafı kendisi kesti.. Onalara ait bir çikolata markası yarattı..! paketin üstüne kendi isimlerini bastı..
Aşığı paketi açtığında çok ama çok şaşıracaktı. Tek tek notları okuyacaktı. Hatta gözleri dolacaktı : ( Birlikte ağlayacaklardı mutluluktan.. Gelin görün ki okadar haindi ki hayat.. Zamanı gelince o elleriyle aşkınıda katarak hazırladığı bu güzel anlamlı hediyesi dalga konusu olacaktı bir gün..!
Geçmiş kolay unutulmuyordu kız için. Silinip gitmiyordu hiçbir hatıra.. Sanki verdiği tüm bu emekleri hiç vermemiş , bunlar hiç yaşanmamış gibi bir tavrı vardı karşı tarafın.. O sadece hayatından gelip geçmiş gibi bir izlenimin içine atıldı zalimce iki yeni sevgili tarafından.. Paçavra gibi hem de..
Yine de her şeye rağmen son kez vedalaşmak istedi aşığıyla.. O onu yerden yerede vursa sonkez dokunmak …
O büyük aşkına yalvardı son kez dedi son kez birdaha karşına çıkmayacağım. O büyük aşkını zor ikna etti biliyor musunuz? Okadar soğuktu ki telefnda karşı taraf, el olduğunu söylemeye çalışıyordu belki artık.. Kırmadı kızı geldi aşığı sonkez.. Gözlerine bakamıyordu kızın.. Kızsa ayıramıyordu gözlerini ya.. Yine de her şey için özür diledi. Ne yaptıysam aşkım içindi, senin içindi dedi. Söz verdiğim gibi, gidiyorum artık buralardan . Senin yapamadığını ben yapıyorum. Dedi kız. .Aynı mahallede oturmak bile yetiyordu acılarını deşmek için çünkü. Başka çaresi kalmamıştı.. Geçerse ordan görecekti ikisini el ele kol kola. Nasıl dayanırdı o küçük yüreği buna..
Dayanamazdı, dayanamadı.. “Her şeye rağmen en güzel zamanlarımı yanında geçirdim. Her şeyi geçtim bana yaşattığın ölümsüz aşk için teşekkür ederim…”
Dedi ve inip arabadan karıştı karanlığa hala sıcacık bir kalp ama havadan da buzzz gibi bir ruhla…
SOn zamanlarda yediğim kazıkların haddi hesabı yok. Yazdım defetere veresiye hayatım bu senede yine... İnanın 2 dakıkadır gerçekten mutlu olduğum an 2 akşam öncesi . SAdece iki dakika. Okşadı yanağımı baktı gözlerimin içine, güzel sihirli cümleleri sıraladı ya ardı sıra.. Benimdi dünyalar artık..
Ama hepi topu 2 dakikaydı işte hakkettiğim ondan yana :( koskoca 2 yılın hatrına..
Ertesi gün çalmadı telefonum. Sustu.. Hİç susmadığı kadar sessizdi bu susuş acı doluydu, gözyaşı doluydu. Bugün hala kalbim nefret dolu ve de isyan.. İçimde tutamıyorum ki işte lanet olsun. Sol yanım inanılmaz ağrıyor ciddi anlamda bugün. Hele ki hayatımın dönüm noktası olacak bir iş görüşmesinin arifesindeyken. İki gündür hazırlanıyorum. Görüşmem bugün. Dualarınıza ve şans dileklerinize ihtiyacım var. Motivasyonumu engellemeye çalışsada içimde bulunacağım durum. Acılarıma inat başarmalıyım diyorum. Bİr nebze olsun yüzümü güldürecek bir çalışmanın içinde bulunacağım ve biliyorum gerisi gelecek..
Sabah aldığım sakinleştiricinin etkisi var üzerimde sanıyorum. İnternette gezerken gördüğüm bir video var ve ben, bana birkaç saat sonra "kariyer hedefin nedir" diye sorduklarında, bu videoyu gösterip, "bırakın kariyer hedefi işte benim hayalim ; Gitar çalıp şarkı söyleyebilen bi koca, ona eşlik eden dünya tatlısı bi çocuk, onları izlerken işte bunlar benim diyebileceğim müthiş bir an" diyeceğim. :D:D
Bugün canımm Özim gönderdi bu şiiri bana.. Paylaşmadan duramadım. Bakmayın aslında ne şiir okuyacak hal kaldı ne şuraya kelime dizecek halim var.. Direkten dönmüş bir insanım ben şugünden itibaren.. Yanlış bir başlangıç yapmak üzereyken.. çok güzel bi şekilde direkte patlayışıma ben ve yakınlarım şahit oldular..
Duygusal ben yine duygusal duygusal düşünüyorum. Bu insanda birşey var bir yanlış bir eksik var var var diyorum.. Ama iyi niyetliyim ya ben hep.. Karşımdaki ne konduramıyorum, ay kırılmasın, ay üzülmesin.. Ben Bay S nin bana evlenme teklif ettiği yüzüğü benim kredi kartımla (sırf indirmli olacak diye) aldığından şüpheliydim bi süredir. Bana başka birşey alacağını söylemişti, garip gelsede vermiştim kartımı ve birkaç işi için daha verdim. Dün hesap içi döküm almak için şubede ter dökerken son çare ATM den aldığım küçük makbuz oldu ve donup kaldım yapılan bilgim dışı harcamalarla..
Acaba kendisi bana nezaman söyleyecekti bunlardan nasıl bahsedecekti diye merak ederken, makbuz da ayrıntı göremediğim için kuyumcudan ne aldığını göremiyorum halen ekstrem gelmeden. Müşteri hizmetleri desen düşmüyor. Buarada atlamayayım ben birtakım hissel eksiklikler ve aklımdaki soru işaretleryle birlikte ayrılma kararı verip kendine zaten söylemiştim. ondan sonra bu araştırmaya giriştim. Bugünde nette karşılaşınca artık dayanamayıp konuyu açtım. (ki arkadaşlarım çok sabırlı olduumu söylediler buzamana kadar sustuğumdan) Kartın onda olduğu tarihlerdeki harcamaları sordum bir bir. Önce salağa yatan bay S sonra döküldü. Özrü kabahatinden büyük oldu anlayacağınız. Senim benim mi varmış : ) OLay o değil benim bilgim dışında olan bu harcamalar. Ben araba krdemi ödüyorum her ay ve dolayısıyla birtakım masraflarıda var bu durumun. Ay başından harcamalarımı toparlayım borçlarımı bir kenara ayırırm. Ama bir de ne göreyim? Ekstra harcamalar , ekstra borçlar! Ben harunmuşum da haberim yokmuş ya..!
Aslında bu çirkinliği inanın yazarken bile utanıyorum. Offff nasıl çınlıyor suan sol kulağım, anıyor beni evet nasıl anıyor acaba şuan.. " vay enayi" , "vay salak" diyordur arkamdan sanırım. Arabam da ondaydı bir süredir şuan söylediğim yere bıraktı iş çıkışı alacağım. Öyle bana anlattığı ve sattırmaya çalıştığı gibi bakalım arabam masraflı mıymış bizzat öğreneceğim ben.. İşte böyle içine kurt düştü mü insanın şimdi her yaptığı şüpheli gözümde..
Ama ençok ekstredeki şu kuyumcuya ait dökümü bekliyorum.. BAkalım tek taşımı kendim mi almışım ?
Hayatımda yapmak zorunda olduğum tercihler mahvetti beni. Bu tercihleri yaparken düşündüğüm onca ayrıntı.. Yine bir tercihin eşiğindeyim. Aslında bu tercihi ben daha önce de yaptım. Adı yalnızlık..! Her tercih bir vazgeçiş demiş ya düşünür.. Vazgeçtim.. Kendim için vazgeçtim.
“her şey sana aşık olduğum gün başladı ve yine her şey sırf sana aşık oldum diye beni sevmek zorunda hissettiğim gün bitti”.. Bu cümleyi okudum ve dedim ki, şu “sen” ile “ben” i yer değiştirirsem sanırım içinde bulunduğum durumu tarif edebilirim..
Bana aşık bir insan var.. Ben de sırf beni mutlu ediyor diye onunla birlikteyim gibi.. Zorunluluk gibi..! Ama bu ona yapılan koca bi haksızlıkken ben rahat uyuyamıyorum kaç gündür. Yazacağım yazamıyorum.. Kilitlendim .. ! Bana herkes çok kızacak biliyorum. O zaman niye işi buraya kadar getirdin diyecekler. Çok haklılar.. Duygularımın bu kadar değişkenlik göstereceğini bilemedim.. Çok utanıyorum kendimden çok da kızıyorum.. Ama artık içimde tutmayacağım hiç bir şeyi.. Güzele güzel çirkine çirkin diyeceğim. Susmayacağım artık kimse alınmasın. Onca şeye rağmen hala aşka inandığımı bağıra bağıra söyleyeceğim.. Aşık olduğumu da gizleyemeyeceğim..
Artık susmak yok, içine atmak yok..! Sansür yok cümleler arasına ya da düşünceler..
Güzel kelimeleri ve cümleleri güzel insanlara söylemek var.. Seni seviyorum sihrini hak edene.. Ve hak edenden işitmeye..
Evet çok sıkıldım bugün ben.. İşten gücten herşeyden.. Kötü giden birçok şeyden.. Ama napıyorum? Koyveriyorum arkadaş.. Haydi hepbirlikte koyverelim gitsin : ))))) Benden hepinize gelsin:))
Not: oynamayan lar;
Bekarsa, evde kalsın..
Evliyse; kaynana dırdırı başını yesin..
Patronundan fırça yesin..
Sevgilisinden çok çeksin..
İşinden gücünden el ayak çeksin
İstemediği ot yanında bitsin : ))
bana yardaaaaaaan geççç diyorlaaaaaar seven yardaaaaan geçilir miiiii :))))))
2010 u güzel bir haftasonuyla uğurlamanın etkisi hala üzerimde, bu hafta idare edecek gibi gözüküyor beni.. Bu haftasonu ise girince içinden çıkamayacağım büyük çeyiz mağazalarını hayal ediyorum: ) Anneciğimle keşif yapmaya karar verdik yavaş yavaş : ) Değişik bir heyecanı varmış bu durumun tatmaya başladım..
Gelelim yılbaşı dönüş yolumuza.. 2011 in ilk sabahında, karadenizin hemencecik kıyısında güneşli bir güne uyanmak fevkaladeydi. Kahvaltımız kaldığımız yerin 8. katında ve Karadeniz ayaklarımızın altında.. Tüm gün yetecek enerjiyi topladıktan sonra koyulduk yola.. Akçakocanın Meşhur kalesini keşifle başladık .. Ben daha önce birçok defa gezmiştim ama sevdiceğime rehberlik yaptım bu kez : )
Kale avlusu içinde günümüzde dilek kuyusu olarak bilinen 5.30 metre çapındaki derin çukur aslında kalenin su ihtiyacını karşılayan sarnıç olarak kullanılırmış ..
Ama yine de dilek dilemeden geçemedim : ) Benim de bi kuruşum olsun kuyuda dedim : )
Kalenin içine genelden baktığınız zaman karadenizi ve iki yanındaki plajlarını tepeden seyir halinde görebileceğiniz güzel bir konuma sahip.. Sağı ve solundaki plajlardan biri folk kayaları denilen kat kat kayalardan oluşan bi tepenin önü, diğeri de birçok insanın ihtiyacını karşılayabilecek büyüklükte ve güzellikleki konuralp plajı bknz. arka plan : ))
Bu da plajın yazdan kalma hali sizin için buldum :) Ama süper değil mi : ))
Ben Akçakocayı keşfedeli üç sene oluyor. Her sene yaz-kış her mevsim gidip görmüşlüğüm oldu. Biz İzmitten 2 saatte çok rahat bir şekilde geldik. İstanbula da öyle uzak olduğu söylenemez. HAftasonları rahatlıkla kaçılabilecek bir yer olduğunu düşünüyorum. Gezmeyi sevenlere duyrulur : )
Gelelim Dönüş yolumuzun sapanca ayağına : )
Güneş beni mestetti o gün bahar havasıydı tam.. Dönüşte mutlaka sapancaya uğranmalı göl kenarında kahve nargile sefası yapılmalıydı.. Ama okadar çok gezdik eğlendik hopladık zıpladık ki ne hikmetse nargileyi atladık ve Sapancanın bana şuan bi nargile borcu var..
İnanılmaz kalabalıktı sahil o gün.. Yılbaşının ertesi günü olması sebebiyle tabiki özellikle İstanbul bu tarafa akmıştı diyebiliriz. 2011 in ilk günü muhteşem güzellikte geldi : ) bunu insanların yüzlerinde görmek ayrı bir güzellikti.. İşte güzel havanın insan üzerindeki etkisi bu kadar basit :) Yeni yıl güzel başladı benim için umarım sizler içinde en az bu güzellikle yaşanmıştır herşey.. Ve de bu güzellikte, hoşlukta, mutlulukta devam etsin hepimiz için inşallah : )
Kalenin batısı ve doğusunda bulunan plajlar ve kale etrafında bulunan çay bahçesi sayesinde kale hiç yalnızlık çekmiyor. Konumu itibariyle yıl boyunca ziyaretçi akınına uğrayan kale moloz taşlarla bir burun üzerine inşa edilmiş.
Kesin kanıt olmamakla beraber Cenevizliler tarafından yapıldığı söylenen kale günümüzde mesire yeri olarak kullanılıyor. Gerçekte Selçuklulardan kalma olan kale, Osmanlılar tarafından onarılmış, Cenevizlilere karşı kullanılmış diyenler de bulunuyor.