günün tümcesi;

Adım, dudaklarında son dakikalarını yaşayan bir sigara gibi. Birazdan yeni sevgilin gelecek. Onun dudakları adım kokmasın diye, bitirmeden atacaksın beni..

8 numaralı koltuk

Mayıs 08, 2012 by bitter

Otobüsün yanına vardıklarında kardeşine sarıldı ve yanağına bi öpücük kondurdu kız. Moralinin bozuk olduğunu belli etmemeye çalışarak. Sonra koltuk numarasını bildiği halde ağır ağır hareket ederek çıkardı tekrar biletini çantasından birdaha baktı. Oturdu sekiz numaraya. İstanbula gelirken nekadar heyecanlı ve mutluydu güzel bir haftasonu için. Bu şekilde ayrılacağını düşünemedi kız. Sevdiği adamın bilmemkaç kilometre öteden zehir edeceğini bilemedi bu kıymetli zamanını. Durduk yere hiç telefonlara çıkmaması, mesajlarına dönmemesi yetti de arttı bile. Görmemezlikten duymamazlıktan geliniyordu ennihayetinde. Başını cama yaslamış bunun sebebini düşündü. Midesi bulandı, görünmez bir el tarafından böcek gibi ezildiğini hissetti. o kadar değersiz, o kadar miğde bulandırıcı..

Aracın motor sesiyle gözlerini açtı, karşısında bir çift dikiliyordu.. Çocuk kızın gözünün içine bakıyor, söylemek istediklerini görünmez bir dille anlatıyordu diğer otobüsün camına yansıyan bu karede. Sonra sarıldılar birbirlerine sımsıkı sarıldılar. Şoförün kornasıyla ancak ayrıldılar ve çocuğun eşliğinde kız gelip yedi numaraya oturdu.. Kız haliyle yaşayamadığı  bu karenin sancısıyla başını tekrar başka yöne çevirdi. ama düşüncelerine hakim olmakta zorlanıyordu. Susturamıyordu iç sesini ve bu karşılaştırmayla yaşadığı içsel çatışmaya son veremiyordu. Çünkü kız kendisine istediği hayatı yaşatacağını düşündüğü sevgilisini sevgi ile severken, daha sebebini bile bilmediği birşeyin bu sevgisine yenik düşmesine şahit oluyordu.
Belki sebebini bilmesem daha hayırlıdır diye geçirdi içinden.. ama içinde bulunduğu durumu da bir türlü hazmedemiyordu kız.. o onda  derin bir nefes çekmek istedi hiç içmeyi beceremediği o sigaradan..
Düşünceleri derinleştikçe bazı gerçekleri farketmeye de başladı. Onunlayken önüne çekilen ve görünmeyen koca bir set olduğunu anladı. birer birer aklına gelen önemli ayrıntıların her biri tek tek bir uzvunu kopardı attı bedeninden. Düşüncelerle kırışmış alnının ve dehşete düşen gözlerinin yansımasını gördü camda. Nefes alış verişleri hızlanmış olacaktı ki yedi numara bir an için elindeki dergiden başını ona doğru cevirme gereği hissetti. " iyi misiniz?" - " teşeekkür ederim, evet iyiyim".
O an ana rahmindeki bebek gibi kıvrılıp top olup yavaşça yok olmak istedi o koltukta. Doğum ve ölüm gibi aşkta da yalnız olduğunu değiştiremeyeceğini düşünüyordu ve bu düşünce git gide ve taddığı her yeni yenilgide gerçeğe bir adım daha yaklaşıyordu..

Düşünün, sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini, anlattığı hayatının harfi harfine bir düzmeceden, senaryodan ibaret olduğunu anladığınız an dünya başınızın üstüne çökmez miydi?

Gözünün önünde çırılçıplak duran gerçekleri nasıl görmediğini hazmedemediği gibi, insanların nasıl bu kadar kolay ve acımasızca yalan söylediğini de hazmedemiyordu. Peki karşı taraf bu yalanları yediğinde acaba eğleniyorlar mıydı? gülüyorlar mıydı? Halbuki dünyada yaşamımızı sürdürebilmemizin tek nedeniydi sevgi ,değil miydi? Herşeye rağmen sevgi.. Herkesin ihtiyacı olan sevgi.. O kadar zor bulunan birşeyin bu kadar kolay harcanması nasıl bir şeydi ?

Bir an önce bu yolculuğun bitmesni istiyordu kız. Okuduğu kitap bile onun ilgisini toplayamıyordu. Yan koltuktaki ağlayan kız çocuğu ve onu susturmaya çalışan koca sesli annesi bile.. içinde bulunduğu hüzün dalgası ve o zihnine düşüyordu durmadan. ve onun zihnindeki gözlerinden kaçamıyordu. Düşürüldüğü bu durumun gerçekliğinden kaçamıyordu.


Dua etti, güçlü olmayı diledi.. Kısa zamanda bu durumu da atlatmayı diledi. atlatacaktı da adı gibi emindi ama o anda başka bir gerçekle titredi sekiz numaralı koltuğunda.. Güven ! O duyguyu iyice yitirmişti kız bu zaman içinde. ve bu da ona kalabalıklar arasında çekilen yalnızlığı getirecekti.. Doğumda ve ölümde olduğu gibi..



Posted in | 6 Comments »

6 kişiye iletti:

Adsız dedi ki...

çook uzun zamandır hissedemiyordum sevildiğimi. çocukluğumdan beri herkes tarafından fazlaca sevilen biri olarak karşı tarafın verdiği (aslında veremediği) sevgi yetemiyordu. ne arama, ne mesaj, ne elini tutma, ne sarılma, ne öpme.. hatta "özledin mi beni" sorusuna alınan "cık" diye bir efekt. sevgiye çok ihtiyacım vardı. sevilmeye ama onun tarafından sevilmeye. onun güçlü kollarının arasında olmaya dudaklarının ucunda olmaya ihtiyacım vardı çok. çünkü ilk isteğimdi o en baştaki o andan beri.. beni sıkıca sarması.. çok uzun zaman olmuştu. sonra birden gözlerimi açtım. sevgi aslında bendim. saf sevgi bendim. içimde o anda ılıklığını hissettim ve ben beni herkesten çok sevdim. çünkü ben bunu yapmazsam kimse yapamazdı.

bitter dedi ki...

umarım bende farkına vardığın bu güzelliği keşfederim bir gün.. ve ozaman hayatım yeniden sevgiyle yazılır..

Prensesin Masalı dedi ki...

yazilarina bayildim bazen kendimi buldum Prensesin Masalinada beklerim Sevgiler :)

http://prensesin-masali.blogspot.com/

bitter dedi ki...

tesekür ederim:) seve seve.

Beyza Mollaahmetoğlu dedi ki...

Benzetmelerini sevdim!
"O an ana rahmindeki bebek gibi kıvrılıp top olup yavaşça yok olmak istedi o koltukta."

bitter dedi ki...

tesekkür ederim Beyza. Acı, yüreği en kolay çözebilen bunu kelimelere dökebilen tek his. Ancak o zaman çıkabiliyor bu benzetmeler içerilerden..