Canım blogum seni nekadar özlediğimi farkettim bu sabah.. Belki de kimseye bukadar net bukadar çıplak dökemediğimdendir içimi uzun süredir.. Şöyle bir göz attım da paylaşımlarıma. Şu geçen iki ayda neler neler değişiyor insan hayatında.. Ne olaylar, ne insanlar gelip geçiyor. Ne kadar hızlı yaşıyoruz hayatı farkında olmadan aslında..
Yanlızlık kötü şey, zor şey! Ve bilinçaltımda hep bir destek arayışı arkadaş, dost ya da büyük ölçüde sevgili görünümlü.. Arayış derken tanıdığın yada tanıştığın her insanda o potansiyeli beklemen ki hayatta yapılan en büyük hatalardan biri. Belli bir yaşa geldikten sonra insan her anını paylaşabileceği, eline diken batsa "canım acıyoo" diye ağlayabileceği belki ya da en basitinden gittiği bir aşk filminde çantasının yerine elini sıkıca tutabileceği biri olsun hep ister.. Farketmeden de bu bilinçaltı etrafındakilere zamanla "acaba" deyip, o gözle bakmanıza neden olabilir. Evet hayatının bir döneminde bu yaşanıyor, kaçarı yok. Hiç "o seni bigün bulur" vs. geyiklerine girmem, girenleri döverim:) Çünkü gerçekten öyle bişey yok. Oturduğun yerden sana kimse kollarını açıp "meraba ben geldiiiim" falan demez yok böyle bi dünya !! Ben aşkın, sevginin çabayla olacağına inananlardanım..
Haziranın ilk yarısında yıllık iznimi kullandım. Önce hep görmek istediğim Ankaraya vurduk kız arkadaşımla.. 8 saat süren bi tren yolucuğuyla.. Uzun ama zevkliydi ve benim ilk tren maceramdı. Doğu ekspres tercih edince Her çeşit insan, evden kaç kızın kovalamacası, eskişehirde kızın yakalanışı çok konuşan amacalar teyzeler vs. macerası da bol oluyor!! Ankaraya gelecek olursak 3. günden sonra fena halde sıkıldık. sanırım deniz kıyısı insanlarına göre bir yer değil Ankara. ve ulaşım çok sıkıntılı. Kızılaya gitmek için uzun uzun otobüs bekledik her seferinde.. Kızılay da hayal ettiğim den daha küçük geldi gözüme, daha bayağı.. Ama mekanları güzeldi. "telwe" yi tek geçiyorum buarada :) Onu da son gece keşfetmemize lanet ediyorum.. Genel olarak ihtiyacım varmış kimseyi tanımadığım özgür hissettiğim bir şehirde ruhumu arındırmaya.. Bu arındırmayı ; şimdi bira, dur bi de tekila,, aa rakı da olsun! şeklinde abartınca Kızılayı da birbirne katmadan dönemezdim heralde :) Ha tabi ulaşım dedik ya o saatten sonra evimize de dönemedik. Arkadaşımızn evi daha yakın diye onda kalıcaz, bi taksiyle ulaşabiliceğimiz kısa bi mesafedeydi. Taksiyi uzaktan gördüğümü hatırlıyorum ve o anda iki kişinin koluma girdiğini. Birde evde bana kocaman bir cup da türk kahvesi içirmeye çalıştıklarını bi yudumdan sonra film tamamen koptu! Uyandığımda Kızılayı tepeden gören kocaman pencereli, yüksek bir binanın en üst katında buldum kendimi.. Ama bir tuhaflık vardı ve benim mide bulantılarım hala devam ediyordu. Çorba, kahvaltı ı ıh hiçbiri kar etmedi. soluğu Ankara hastanesinin acil inde aldık. Bi serum yemem gerekiyormuş kendime gelmem için.. Bu arada konuyu da amma dağıttım. Arkadaşımın yakın arkadaşında kalmıştık ya sabah az az hatırlamaya başlıyorum akşamı, muhabbetlerimizi, bi büyüğü 3kişi içişimizi .. ve de ta ta ta taaaammmm.. Rakı içilirde masa yumruklanmaz mı şekerim? öğrenci kardeşimiz arkadaşlarını görüp merhaba demek için yanmasaya geçme gbi bir hata yapınca. "getirin onu buraya, ne işi var orda onun, o cocuk buraya gelecek" muhabbetine de girdim ya ! evet o kıroluğu da yaptım walla billa .. ! o_0
Şimdi bu tarz muhabbetlerin olduğu ortamlarda insanların birbirlerine yazması kaçınılmaz oluyor ya genelde. Heh işte yine benim başıma geldi, çekiyorum ben çünkü lanet olsun. evinde kaldığıımz arkadaş bana büyük bir hayranlık duymuş iki günde. Hastane çıkışında o akşam tekrar Kızılayda aldık soluğu biz. Yine aynı ekip bikaç eksikle oradayız. Yaş ortalaması en genç ve canlı müziği en kral mekanlardandı orada gördüğüm kadarıyla TELWE.. Bayıldım. Ha hoop eller havaya eğelenebildim mi? Hayır.. Arkadaş saolsun bana bir kitlendi o akşam.. Ya durmadan konuşuyor, ben cevap vermessem kitlenip kalıyor bakışları bana. ve ben doğal olarak rahat hareket edemiyorum çünkü izleniyorum! Sonra baktı ki olmuyor dışarda konuşmak istedi ben nekadar gerek yok desem de ; karşımdakinin avukat olduğunu hatırlıyorum düşük çenesi sayesinde. Ama gerçekten çok konuşuyor, anormal konuşuyor yani. Herşey hakkında bilgi sahibi fikir sahibi, genelde muhalefet vs vs. Ooofff diyorum içimden yok olmaz. İstemiyorum! nankör insanoğlu işte Tanrı bile benden ümidi kesicek artık , hem yanlızlıktan sıkılıyorsun hem de yolladıklarımı beğenmiyorsun diye! ama yok azizim ne dersen de bu mesele birazda his dahada açarsak elektrik meselesi! evet biraz kurcaalamak gerekiyor ama azcıkda bi kıpırtı olmalı neticede.. Batsın bu dünya naraları atarak son veriyorum yazıma ve,
Neyse genel olarak Ankara bizi pek sarmadıı, iş için oraya taşınmayı bile düşünüyorduk aslında birazda onun için gitmiştik ama cıkss deyip 3 gün dayandığımız Ankarayı eledik ve ona veda edip Düştük Bursa yollarına..
Bir sonraki postta bursa maceramız!

5 kişiye iletti:
ankara.. adında bir ürperti hissetmişimdir hep ..ciddiyet .. karasallık..
bursa dan çok çok mutlu yazacağına eminim :)yeşil de var..
denizde.. hem kalabalık hem sessiz..
ve de huzur..
Ankara ile ilgili hissiyatlarından emin olabilirsin..
Hele şükür ki aramıza dönebildin, hoşgeldin. Ankaralı olmanın en kötü yanı, Ankaralı olmaktır inan bana. Kara ikliiminin yavanlığı, cecil'in dediği gibi bolca resmiyet ve işte bir denize ruh veren o büyü, deniz yok hafız. Büyük konuşmayayım ama denizi olmayan bir şehirde nefes alamam herhalde. Zaten orası şehir değil, mecburi ikametgahdır.Bu kadar açma arayı bir daha olur mu?
Bursa tabii kuzen sende yani ne Ankarası hayret büşüüüüü
Sinyor um; özlendiğimi bilmek iyi geldi saolasın;)Ankarada gezerken deniz olmadığını bildiğin halde sanki biyerden ha gözüktü ha gözükcek gibi mal aptal bi psikoloji oluştu bizde. YOk dediğin gibi deniz yoksa bizde yokuz!!
Kuzicim; Bursa tabiki canım,deniz istiyosan mudanya, yok olmadı hop uludağ ve diğerleri.. en azından nefes aldığını hissettiriyor insana:)
Yorum Gönder